HomeHome  FAQFAQ  SearchSearch  RegisterRegister  Log in  
Kürd Ulusu'nun Çıkarları; Her Türlü Parti, Kurum, Kuruluş, Örgüt ve Kişilerin Çıkarlarının Üstünde ve Ötesindedir. Her Şey Kürdistan İçin!

Share | 
 

 Bağdat Parlamento Seçimlerine İlkesel Değil, Taktik Olarak Yaklaşılmalıdır

View previous topic View next topic Go down 
AuthorMessage
Qubat



Mesaj Sayısı : 24
Kayıt tarihi : 2010-03-19

PostSubject: Bağdat Parlamento Seçimlerine İlkesel Değil, Taktik Olarak Yaklaşılmalıdır   09.04.10 9:51

Bağdat Parlamento Seçimlerine İlkesel Değil, Taktik Olarak Yaklaşılmalıdır

Mehmet Emin Arslan

Seçim döneminde Güney’deydim. Birçok gözlemcinin de belirttiği gibi güvenlikli ve özgür bir ortamda seçim yapıldı. Seçimle ilgili bu durum önemli ve sevindiriciydi. Ama bu durumun yarattığı sevinç, ulusal siyaset açısından seçimin muhtevasının ve hedefinin irdelemesiyle birlikte anlamını yitirmektedir. Çünkü partiler, seçime taktik olarak değil ilkesel olarak yaklaştılar. Irak devleti, Kürd ulusunun devletiymiş gibi seçimi bir iktidar mücadelesi olarak algıladılar.

Bu tutum ulusal siyaset perspektifine uygun değildir. Ulusal siyaset açısından ezen-ulus devletlerindeki seçim sorununa ilkesel olarak değil taktik olarak yaklaşmalıdır.

İlkesel olarak seçimlerin anlamı şudur.

Ezen-ulus devletleri, nesnel olarak dört parçaya bölünmüş Kürdistan coğrafyasının parçalarını kendi ülkeleri olarak tanımlamaktadırlar. Dolayısıyla Kürdleri ayrı bir ulus değil, kendi toplumlarının bir parçası olarak ifade etmektedirler. Böylelikle ezen-ulus ülkelerin seçim ve parlamento faaliyeti Kürdistan parçalarında da kendini ifade etmektedir. Kürd ulusal hareketi için ezen ulus devletlerinin parlamentosunun anlamı açıktır. Parlamento ezen ulusun egemenlik aygıtı olan devletin bir organıdır. Bunun için parlamento ezen-ulus egemenliğinin organik bir parçasıdır. Türkiye, İran, Suriye ve mevcut haliyle Irak nasıl ki Kürd ulusunun devleti değil, ezen-ulus devletiyse, bu devletin bir organik parçası olan parlamento da aynı şekilde ezen ulusun parlamentosudur. Kürd ulusal hareketinin devrimci mücadelesinin hedefi Kürdistan’ın bağımsızlığı ve Kürdlerin devletleşmesidir. Kürdistan toplumunda muazzam bir devrimci dönüşüm anlamına gelen bu hedef, bir devrim yoluyla ezen ulus egemenlik aygıtı olan devletin tüm organlarını dolayısıyla parlamentosunun da Kürdistan’daki varlığına son vermektir.

Güneyli ulusal güçler seçime taktiksel olarak yaklaşabilmeliydiler. En azından Kürdistan Bölgesel Yönetimin(KBY) dışında kalan Kürdistan coğrafyasının, Peşmerge, Petrol ve doğal gaz vb sorunların çözümünü ortak bir programa kavuşturmaları ve KBY’in dışında kalan alanlarda ortak bir listeyle seçime girebilmeleri gerekirdi. Bu çok zor bir şey miydi? Evet, ulusal siyaset zemini üzerinde hareket etmeyen yapılanmalar için zor bir şeydir.

Kürd ulusal hareketi, yürüyen 3.Paylaşım kavgasının sunduğu imkânları yeteri kadar kullanamadı ve elde etmesi gerekenleri ele geçiremedi. Kürd ulusal hareketi, ezen ulus devletlerinin içine girdikleri siyasi krizini derinleştireceğine tam tersine siyasi krizden çıkmasına yardımcı olmuşlardır. ABD-Irak savaşında, Irak devleti siyasi, askeri ve ekonomik olarak yıkılmıştır. Güney Kürdistan ulusal hareketinin liderleri, ulusal egemenlik ilkesi zemininde coğrafyasının ve siyasi birliğinin sorunlarını çözmek yerine yıkılmış olan Irak ezen-ulus devletini yeniden inşa etmek üzere Bağdat’a koşuşturmaları bunu göstermektedir. Ulusal siyaset zemini üzerinde ve/veya en azından coğrafyasının birliği üzerinde, aynı statüde ve ayrılma hakkına sahip federal devlet hedefinde hareket yapması gerekirdi.

Bu dönemde yani 2005’te hem Irak’ta ve hem Güney Kürdistan’da parlamento seçimleri yapılmış ve halen Güney Kürdistan Federal parlamentosu ve hükümeti Irak anayasasını onaylamamıştı. O dönemde Güneyli ulusal güçler, Irak anayasasında ayrılma hakkı olan bir federal devlet modelini yüksek sesle savunmaktaydılar. Ayrılma hakkı olan bir federasyonda ısrar etseydiler, Irak hükümeti kurulamazdı ve siyasi krizi derinleşirdi. Bu durum, ABD ve müttefiklerinin Irak’a müdahalesiyle diğer ezen-ulus devletleri olan Türkiye, İran ve Suriye’nin içine girdiği krizini de daha derinleştirirdi. ABD’nin de Irak’tan çıkma koşulları daha da zorlaşırdı. Irak sorunu Kıbrıs’ın bir benzeri olurdu. Kürdlerin aynı statüde ve ayrılma hakkı olan bir federal devlette direnmesi evrensel ulusal egemenlik ilkesinin gereği olarak meşru ulusal hakkıydı. Böyle bir durumda ABD ve müttefikleri, en azından Güney Kürdistan coğrafyasının birliği üzerinde aynı statüde ve ayrılma hakkı içeren bir federal devleti kabullenmek durumundaydılar.

Aynı statüde ve ayrılma hakkına sahip Arap ve Kürd federal devletlerinden oluşan Irak federal cumhuriyeti, Kürd sorunun ulusal siyasal özerklik çözümüdür. Ancak bu siyasi koşullarda Kürdistan Bölgesel Yönetimi, siyasi nitelikli bir federal olur. Bugün seçimler, aynı statüye sahip federal devletlerin çatısı olan federal cumhuriyetin parlamentosu için olacaktı. Fakat mevcut statüdeki KBY, bir siyasi federasyondan ziyade bir idari federasyondur. Yani ulusal kültürel özerkliktir. Çünkü ortada bir Arap federal devleti yoktur. Daha öncesi gibi Irak merkezi devleti vardır. Ulusal kültürel özerklik çözümüyle Irak devlet kimliği de korunmuş olacaktır. Tüm istemine karşın KBY’ ye ayrılma hakkı tanımayan Irak Arap ulusudur. KBY, Irak devleti içinde kendi başına bir unsur değil, “Irak ulusu”nun ya da devletinin bir parçası konumundadır. Demek ki; var olan durumuyla Irak’ta Kürdler azınlık, Araplarda egemen ulustur. Güneyli siyasi güçlerin böyle bir çözümü kabullenmeleri; ulusal siyasal özerklikten ulusal kültürel özerklik siyasi çizgisine çekilmeleri anlamındadır. Bu seçimler Irak merkezi parlamentosu için yapılmaktadır. Dün o makamda Saddam vardı, bugün Maliki vardır. Irak devlet kimliğinde nitelik anlamında bir değişiklik yoktur. Irak anayasasında Kürdistan Bölgesel Yönetimi hem ayrılma hakkına sahip değil, hem de Kürdistan coğrafyasının birliğini sağlamış değildir.

Kürdistan Bölgesel Yönetimin dışında kalan coğrafyanın çözümünü Irak anayasasının 140.maddesine havale edildi. Bu maddeye göre başta Kerkük olmak üzere diğer sorunlu bölgeler referandum yöntemiyle çözülecekti. Böylelikle başta KDP olmak üzere Güneyli ulusal güçler Kürdistan coğrafyasını pazarlığa açmış oldular. Bu nedenledir ki Bağdat yönetimi, Kürdistan coğrafyasını pazarlığa açmış ve siyasi federasyon çizgisinden idari federasyon çizgisine çekilmiş olan Güney Kürdistan ulusal güçlerini ciddiye almamakta ve referandumu yaptırmamaktadır. Nitekim Kürdistan Bölgesel Yönetimi; kendi yönetiminin dışında kalan Kürdistan bölgesinin sorununun çözümünde bir hakem olarak Birleşmiş Milletleri kabul etmiştir. Bu durum; Kürdler bağımsız bir devlet olmadığından ve Birleşmiş Milletler, ulus-devletlerden teşekkül ettiğinden, Kürdistan Bölgesel Yönetimi, ilgili coğrafyanın çözümünü BM dolayımıyla Bağdat yönetimine ya da sürünceme bırakma anlamındadır. Çünkü BM’lerin muhatabı devletlerdir. Dolayısıyla BM, Irak devletiyle sorunu çözmek durumundadır. BM ile sorun çözülür mü? O başka bir konudur.

Böyle bir siyasi durumda Güneyli güçlerin ve özellikle PDK’nin parçacı bir siyaset çizgisinde karar kılmış ve ulusalcı niteliğini de kaybetmiş olacaktır. Güneyli güçler ve özellikle PDK sadece kendi bölgesinin çıkarlarını korumak gayesiyle siyasi faaliyet sürdürürlerse ulusal bir direniş çizgisinden uzaklaşırlar. Ulusal direniş çizgisinden uzaklaştıkça değil ki bölge düzeyindeki çıkarlarını, ulusal kültürel özerkliği bile koruyamaz hale gelirler. PDK ulusalcı bir siyasi çizgi üzerine kuruldu. Mustafa Barzani ve yoldaşlarının SSCB’nin etkisinde kalarak ve SSCB’den dönmelerinden sonra PDK, parça katında bir ulusal direniş çizgisinde karar kılmışken, ulusal kültürel özerkliğin kabullenmesiyle de azınlık siyasetine dönüşmüş olacaktır.

Böyle bir durum, Kürdistan ulusal hareketini siyasi özne olmaktan çıkarır ve nesnelleştirir. Mevcut siyasi yapılanmalara karşı ulusal siyaset zemininde alternatif oluşturmak gerekir. Ne yazık ki siyasi sahneye yeni ve kuvvetli bir biçimde çıkan Goran grubu, ulusal siyaseti değil, azınlık siyasetini benimsemiş ve düşük olan siyasi düzeyin çıtasını daha da düşürülmesine neden olmuştur. Bundandır ki seçim propagandasının malzemesi ulusal siyaset, evrensel ve bölgesel gelişmeler üzerine değil, dar parti çıkarları üzerine inşa edilmiştir. Önümüzdeki süreçte Bağdat parlamentosunda hükümet kurulmasının entrikaları başlayacak ve Güneyli ulusal güçler de bu entrikanın birer parçası olacaktır.

Denilebilir ki Kürdistan Bölgesel Yönetimi, Irak anayasasında veto dâhil bazı önemli hakları ve tedbirleri ele geçirmiştir. Ancak kâğıt üzerinde kalmaya mahkûm tedbirlerin ve kararların önemi yoktur. Kerkük Referandum konusu bunun örneğidir. Çünkü Irak’ta siyasi özne olan Irak devletidir. Kürdistan Bölgesel Yönetimi bu siyasi öznenin bir parçası, bir nesnesidir. Mevcut statüye ilkesel bir tutumla yaklaşılması halinde siyaseti, nesneleştirir. Nesneleşen siyasetin akıbeti yozlaşmadır. Kürdistan’ın önde gelen akımların siyaseti, lidere bağlılık esası üzerinde yükselen nesnelci siyasettir. Bu nesnelci siyasetlerde kadrolarla örgüt arasındaki ilişki; sorunları açık tartışan, eleştirel irdelemeyi esas alan bir siyasal işlevselliğe sahip olma yerine, sorunların merkezi düzeyde saklı tutulduğu ve tartışmanın, eleştirinin olmadığı ve mezhepçi bir güven ilişkisine dönüşmüştür. Bu yapılanmaların siyasi kadrosuna, Sen ile liderin (X) aynı hak ve görevlere sahip eşit siyasi öznelersiniz, ancak herkes yeteneklerine göre örgütsel işbölümünde yerini alır denilse kabullenmeyeceği açıktır. PKK’de ise Abdullah Öcalan bir karizmatik lider değil, kutsanan bir fetiştir. Yani Abdullah Öcalan, Kürdistan ve Kürd ulusundan daha önceliklidir.

Kadrolarının siyasi basiretini bağladıklarından dolayı Kürdistan’ın önde gelen akımların örgütsel yapısı ve siyaseti, uluslaşma ve ulus siyasetine ters orantılıdır. Uluslaşma ezen-ulus devletlerine karşı bağımsızlaşma mücadelesi olduğu kadar ferdin topluma karşı bağımsızlılığı ve girişkenliği pekiştirme yani göbek bağını toplumdan koparma mücadelesidir de. Başka bir deyişle Kürd ulusunun uluslaşma ya da özneleşme yani devletleşme mücadelesi aynı zamanda uygarlık sürecinin öznesi olabilme mücadelesidir. O nedenle Kürd ulusal sorunu; dört parçaya bölünüp işgal edilmiş Kürdistan’ın bağımsızlık sorunu ve bu ülkede yaşayan Kürd ulusunun devlet olma sorunudur. Bunun dışındaki tüm çözümler konjonktüreldir.

Kürdistan ulusal güçleri özellikle Güneyli ulusal güçler; emperyalist güçlerin desteğiyle, aynı statüde çok uluslu Irak federal cumhuriyeti kurulur mu? Kurulursa yaşatılabilir mi? sorusunu gündeme getirmelidir. Yurttaşlık hakları ve yurtseverlik üzerine yükselen düşünce akımı olarak burjuva ulusçuluğunun somutlandığı biçim olarak ulusal cumhuriyet, bir egemen ulus üzerine kuruludur. Bunun için cumhuriyet statüsünde çok uluslu birliklerin Sovyet Cumhuriyetleri’nden veya Yugoslavya, Çekoslovakya gibi örneklerden başka örneği yoktur. Onlarda piyasa ekonomisine geçince dağıldılar. İsviçre tek istisnadır. Belçika, Britanya veya İspanya gibi örnekler ise cumhuriyet değil, farazilerine göre tarafsız krallıklarla idare edilen çok uluslu yapılardır. O nedenle aynı statüde çok uluslu Irak federal cumhuriyetin kurulması aykırı bir durumdur. Emperyalistler, Saddam rejimini yıkmakla birlikte Irak devlet kimliğini korudular. Yapılmak istenen Şii, Sünni Araplarla Kürdleri aynı statüde ele alarak Kürd sorununu bir mezhepsel azınlık sorununa indirgemektir. Bu siyasetin gereği olarak Güneyli ulusal güçlere önerilen Bağdat seçim sorununa ilkesel olarak yaklaşılmasıdır.

Bağdat seçim sorununa ilkesel bir siyasi tutumla yaklaşılırsa Güney Kürdistan ulusal siyasetini ve hareketini azınlık siyasetine ve hareketine dönüştürme faaliyetine dönüşür. O nedenle Güneyli ulusal güçler, Bağdat Parlamentosunun seçim sorununa ilkesel olarak değil, taktik olarak yaklaşmalıdır. Yani Güneyli siyasi güçlerin hedefi; Kürdistan Bölgesel Yönetimi ve parlamentosunu, Bağdat hükümetinin ve parlamentosunun aracına değil, Bağdat hükümetini ve parlamentosunu KBY ve parlamentosunun aracına dönüştürmeye yönelik politikalar üretmek olmalıdır. Kürd ulusunun siyasi özneleri; ulusal siyaseti hedefleyen siyasi tutumu, ulusu özneleştirir, azınlık siyaseti hedefleyen siyasi tutumu, ulusu nesnelleştirir. Newroz piroz be.

M. Emin Aslan

m.emin.amed@hotmail.com
16.3.2010
Duhok

http://www.gelawej.net/modules.php?name=Content&pa=showpage&pid=3096
Back to top Go down
 
Bağdat Parlamento Seçimlerine İlkesel Değil, Taktik Olarak Yaklaşılmalıdır
View previous topic View next topic Back to top 
Page 1 of 1
 Similar topics
-
» torrent programı indirmiyor
» ruh hali ve daha fazla smile
» satış Nasıl Yapılır (çözüldü)
» Portal, anasayfam ve genel olarak siteme arkaplan.
» Bu verdiğim Resim kodunu istediğim şekilde nasıl koyabilirim?

Permissions in this forum:You cannot reply to topics in this forum
 :: Bixêr û bi Ehla! * Welcome! * Hos Geldiniz! :: Peşarî | Politika-
Jump to: