HomeHome  FAQFAQ  SearchSearch  RegisterRegister  Log in  
Kürd Ulusu'nun Çıkarları; Her Türlü Parti, Kurum, Kuruluş, Örgüt ve Kişilerin Çıkarlarının Üstünde ve Ötesindedir. Her Şey Kürdistan İçin!

Share | 
 

 SÜRECİMİZ VE GÖREVLERİMİZ!

Go down 
AuthorMessage
Soran

avatar

Mesaj Sayısı : 22
Kayıt tarihi : 2010-03-21

PostSubject: SÜRECİMİZ VE GÖREVLERİMİZ!   11.04.10 1:13

SÜRECİMİZ VE GÖREVLERİMİZ!

1984'de yapılan bir tartışmada şöyle bir belirleme yapmıştım: "Avrupa'nın gözeneklerine akan mülteci örgütler belli bir süre daha kafayı çekeceğe benziyor!! Biraz daha sosyal yardım kapılarında ayakkabı eskitecektir!! Biraz daha kendi içinde ki "devrimcilik" korunu küllenene kadar taşıyacaktır. Ve süreçte metropolun çağıl, çağıl lambalarının altında geçmiş anılarıyla avunacaktır." O günden bu yana yirmi otuz yıl geçti ve çok yoğun sarsıntılar yaşadık.

Avrupa bize her kapı açtığında biz bir parça daha bölündük! Avrupa tüm yaldızlı akşamlarıyla beynimizi parçalayarak biraz da bizi biz etmekten al koydu. İdeolojik yıkıntıların en dayanılmaz ağırlığı içinde debelenerek kaçmanın en derin ince kılıflarını oluşturduk kendimizde. Avrupa bize en geniş bir "hayat(!)"sunuyordu.. siyasi ve ideolojik yanımız Avrupa'nın bize sunduğu sosyal yaşamı altında eziliyordu. Marxizmler..Leninizmler artık bir çözüm değildi,değişen şu çağın devasa boyutu içinde ... Kürdistan sorunu bulunduğu sömürgeci devletlerin üniter yapısı içinde çözülebilirdi vs. Yöneticisi olduğumuz örgütler de demokrasi tartışıyorduk!!

İlginçti ... evet çok ilginçti;hem yöneticiydik hem de demokrasi arıyorduk örgüt içinde!! Hangi demokrasi kıranı girmişti bu örgütlere ki yöneticileri bile orada demokrasi arıyordu? Demokrasi yoktu ayrılıyorduk ... ayrılırken çok para kazanmanın en iyi (sosyal demokrasi içinde) yaşamanın, en güzel tatiller yapmanın, konforlu bir araba almanın hesabını da cebimizde taşıyorduk!

Ayrılmanın, geçip gitmenin, yorgun savaşçılar olarak bir köşeye çekilip geleceğimizin hesabını yaparken sağımıza solumuza karşı politik ve ideolojik tartışma adı altında karalama, yıpratma çabamız da hiç eksik değildi ... Öyle bir pasaport taşıyorduk cebimizde ...Yer yer en büyük ağabey, en büyük yoldaştı örgüt yöneticilerimiz ve onlara inancımız tamdı ... Hiç bir yanlışa düşmek; girmek mümkün değildi! Çünkü en büyük doğrular bizim tekelimizdeydi! İçten içe elimize verilen silahın tetiği kırılıyordu ...Tetiği kırılmış silahların haşmeti içinde Berlin duvarları üstümüze yıkıldıkça şaşkın ördekler gibi yürümeye başladık. İnançlarımız parçalanıyordu ... ne kadar umut bağlamıştık bu "sosyalizmlere!"


Avrupa bizi adam ediyordu her şeyiyle. Biz bir parça "modern"leştikçe teorik yanımız Sosyal-Demokrasi ile beslendikçe Kürdistan xeyali çok uzak bir köy oluyordu bizim için. "Uzakta bir köy var o bizim köydür!" şarkısı dolanıyordu dilimize ... Korkaklığımızı gizlemenin en derin teorik destanlarını yazıyorduk ... yazarken kadrolar, militanlar kendi kendini yiyip bitiriyordu ... tabi burada PKK'nın tasallutu da apayrı bir yara olarak kanıyordu başımızda ... gidecek bir yerimiz, tutunacak bir dalımız, dönecek bir ülkemiz yoktu ve biz birer mülteci olarak yaşama göz açarken yoldaşlarımıza küsmüş, örgütümüze güven kalmamış, ideolojik olarak tarumar bir yerde yaşamaya başladık. Bütün bu olumsuz sürece rağmen düşlerimiz vardı ve biz hayalimizde yolculuk yaparken, yolculuğumuzda ise hayallerimizi taşırken gene de sol mememizi altında bir mücevher taşıyorduk elbet ...

Zaman bizden yana erken olduğunu düşünüyorum ve süreç ağır, ağır kendini parçalıyor. Süreç parçalandıkça; bölünen her bir parça kendi iç yumağını çözmek için inatla ve ölesiye direniyor. Bu direnişin boyutu çok derin ve çok yoğundur ... Eski kalıplarını parçalamak isterken, eskiye tutkun yeni yüzler korkunç bir yanılsama içinde durarak merhametsizce saldırıyor geleceğimize ... ve beynimizi sulandırıp bilincimizi bulandırmanın hesabıyladırlar ... Çünkü bunlar geçmişin kini ile pusuda bekliyorlar. En az sömürgeci tasallut kadar ağır bir tasallutla bizi teorik düzeyde kuşatmaya çalışıyorlar. Tartışmalarımızda üslubumuza çok dikkat göstermeliyiz. Yalpalayan arkadaşlara moral ve güç vermek, yalnız kalan insanlara ulaşmak, düşenlere omuz vermek gerek. KÜRDİSTAN İHTİLALİNİN ÖRGÜTLENMESİNDEYİZ. Eski hatalara yeni baştan girmemeliyiz.

Bir diğer açmazımız da derin bir icazet (zorlamacılık)yaşanıyor. Kuzey Kürdistan’da gelişen sürece ilişkin tartışmalarımız yok. Oysa bu çok önemlidir KUKM'nin örgütlenmesi açısından. Orta Doğu'nun ağır sancılı kaderi! ABD ile AB arasındaki pazar savaşının Irak pratiğinde Kürtlerin lehine doğan derin bir fırsatın iyi bir şekilde değerlendirilememesi! Yani Kürdistan'ın dört parçasındaki Ulusal Kurtuluş Mücadelesi yürüten örgütler, partiler, gruplar merkezi bir konsey etrafında örgütlenip dayatmacı olabilirlerdi. Bu fırsatı değerlendiremediler, sadece Güneyle sınırlı kaldı. Kimse bunu tartışmıyor.

Bir başka şey de bu günlerde ha bire karşımıza çıkıyor "demokratik cumhuriyet!" teorisi-yle evde kalmış Türk solcularından (ne hikimetse şimdi Kürdistanlı sosyalist oldu) bel kemiksiz oportünistler gündemimizi saptırmaya çalışıyorlar. "Kürdistanlı" bir "sosyalist" olarak Kürdistanlı Marxsitlerin yanında değil de başka bir yerde durarak Kürdistanın iç sorunu ve politik çözümleri ve sosyal sorunlarını hiç mi hiç görmüyor. Kürdistandaki iç ihaneti görmüyorlar ve bu iç ihanetin yarattığı tahribatı tartışmıyorlar, hayır! İşin kolayına kaçarak Marxizm teorileriyle kendilerne bir paye kazandırmak istiyorlar.

KÜRDİSTAN İHTİLALİNİN ÖRGÜTLENMESİ bizim subjektif niyetimize orantılı değildir. Kürt ulusunun özgürleşmesi sorunu, Kürdistan’ın bağımsızlık sorunun dayattığı bir sorun olarak Kürt ulusunun kendi ULUSÇULARINA ihtiyaç duymasıdır. Bu ulusçuların en olmazsa olmaz temel görevi KUKH'ni bir devlet biçimiyle örgütlenmesi sorunudur. Çünkü bir ulus devleti toplumsal örgütlenmenin merkezi halidir. Aileden, okullardan, siyasi partilerden, derneklerden, yargı kurumlarından asker ve polisten, bankalara kadar; oradan da PTT'den devlet planlamasına kadar örgütlenmelidir. Bu örgütlenme ona şu avantajı verecektir; adım, adım kendi toplumsal kurumlarını oluştururken görünmeyen bir devlet yapısı olarak ortaya çıkacak ve bu görünmeyen devlet yapısıyla sömürgecilere karşı dayatma ve direnme gücünü kendide oluşturacaktır. İdeolojik, politik, siyasi, dini, hukuku, felsefi ve artistiki gelişimiyle bu merkezi örgütlenme yapısını hayata geçirebilme şansı daha güçlü olacaktır.

SEÇİMLERDE:

Kürdistan’ın tüm bölgelerinde ,yerel ve merkezi seçimlerde KUKH kendi adaylarını sunmalı..

Seçime katılan adaylar kesinlikle görünümde bağımsız olmalı. Bu seçimlerde kendi adaylarının dışında sömürgeci devlet adayları boykot edilmeli ve KUKH'nin kendi adaylarının seçilmediği
veya seçilemediği veya engellendiği yerde seçimler kangrenleştirilmeli ...

OKULLARDA:

Kürdistan’ın tüm bölgelerinde ki okullarda Kürtçe konuşulmalı ve bu dayatmalı,bunun hayata geçmesi için sürekli boykotlar geliştirmeli ve sömürgeci eğitim sistemi deşifre edilmeli ...


BASIN YAYIN VS.:

Sömürgeci basın-yayın sürekli boykot edilmeli ve kendi yayınlarımız sürekli kılınmalı ...

SOSYAL KURUMLAR:

Sağlık ocakları, yetim bakım yurtları, çocuk yetiştirme evleri, yaşlı ve sakatlara bakım evleri, çeşitli şekillerde baskılara maruz kalan kadınların korunması tedavisi için evler, yoksullara giyim-kuşam ve yemek evleri vs. oluşturulmalı.

BANKALAR:

Kürdistanda ki sömürgeci bankalar boykot edilmeli ve esas olarak kendi ulusal bankalarını kurulması yolunda Kürt burjuvazisi zorlanmalı ve teşvik edilmeli ...


YARGI KURUMLARI:

Bu kurumlarda Kürtçe konuşulması esas alınmalı ve hiç bir şekilde resmi olmayan tercümanlar kabül edilmemeli ... Bu kurumlara Kürt milli kıyafetleriyle girilmeli ve savunmalar, dilekçeler, yazılar Kürtçe olmalı ...

İŞÇİLER:

Kürt işçileri bulundukları tüm alanlarda ayrı, ayrı kendi iş kollarında örgütlenmeli ve merkezi bir Kürt işçileri Konfederasyonu oluşumuna gitmeli ...


KÖYLÜLER:

Kürt köylüleri kendi içinde kooperatifleşmeye gitmeli ve kendi ürünlerinin alım satımı için merkezi Kürt ticaret odaları birliği oluşumuyla yürütmeli.


Bu yukarda sıralamaya çalıştığım şeylerin listesi daha da uzatılabilir. Bunların, KUKH'i tarafından hayata geçirilmesi bir zorunluluktur. KUKH'i bu kurumlar aracılığıyla gelişebilecektir ve sonuçta hayalini kurduğumuz bağımsızlığa kavuşulacaktır.

Bu kurumların oluşması çalışmasında çok titiz davranmak zorundayız ve bu anlamda bu kurumların yaratılması Kuzey Kürdistanlı örgüt, parti, grup ve kişilerin ortak bir duruşu içinde ki örgütlü yapısıyla mümkündür. Bütün bu çalışmalarımız bu birliğe yönelik olmalıdır. Bu siyasi çalışmaya paralel olarak şehir gerilla savaşı da geliştirilmeli ve savaşı sömürgecinin evine taşıyarak; SÖMÜRGECİNİN KÜRDİSTANDA Kİ İŞGALİNİ KIRMA HEDEFİ GÖZETLENMELİDİR.

Unutulmaması gereken en önemli bir nokta ise şudur; Bağımsız Birleşik Demokratik Kürdistan'nın yaratılması mücadelesi bölgesel olduğu ölçüde zorlanacaktır. Bu anlamda mücadelenin yönü parçadan bütüne yönelik olmalı. Örgütlerin, partilerin,grupların arasında ki birlik çalışması merkezi yapı olan birleşik cephe olmalı.Örgütler,gruplar ,partiler birer araç, Kürdistan’ın bağımsızlığı, Kürt ulusunun özgürlüğü, Kürt halklarının kardeşliği ise amaçtır.

Diğer bir sorunda; gündemimizin büyük bir çoğunluğunu PKK'nın ve Apo'nun eleştirisi üzerinde kurmak bizi Troçkist hareketinin geldiği marjınal yere götürür tehlikesi, çünkü Troçkist hareket gündemini tümüyle Stalinzmin kötlüğü üzerine kurduğu için dünyada gelişen diğer siyasi politik mücadeleye ve gelişimlere adapte olamadığı için Sosyalizm mücadelesi derin yaralar aldı. Aynı şekilde tüm gücümüzü yaşanan iç ihanetin Kürdistan’da yaratığı tahribatlara verirsek Kürdistan’da ki asıl mücadelenin temel öğelerini hayata geçirmek çok daha kolay olacaktır. Bu içahentin yarattığı tahribatlara karşı mücadele sürecini geliştirmek; hem ona karşı hem de kendi vazgeçilmez doğrularımızla KÜRDİSTAN İHTİLALİNİ ÖRGÜTLEMEK'le mümkün olacaktır.

SÜRECİMİZ VE GÖREVLERİMİZ VE BUNUN BİR DİĞER YANI

Bu gün gelinen nokta da; iki şeyle karşı karşıyayız, birincisi Kürdistan’ın beş parçasını kapsayan merkezi bir konseyin örgütlendirilmesini hedef alan bir çalışma. Bir diğeri ise son otuz yılın hesabını yaparak durduğumuz yerin neresi olduğunu tartışmak. Bu tartışma bizim ulusal ve toplumsal kurtuluş mücadelemizin hangi araçlarla sürdürüleceği sorunudur.

Şunu baştan belirteyim ki Marxizm bizim bilincimizde bir yöntem sorunudur; bizim kurtuluş sorunumuz değildir. Çünkü,Marxizm bize bir bakış açısı sunar; olayları ve tarihsel gelişmenin, toplumsal çatışmanın kavranılması açısından bir yöntem sunar.

Öğlesi bir yumağa girilmiş ki bugün, savunulmak istenen; savunmak istediğimiz düşünce yığınla kavram kargaşası içinde akıl almaz dogmatik, tutucu, fanatikliğin despotizmin ayakları altında çiğnenip duruyor.Tabuların yıkılması gerekirken aksine daha da perçinleşmek için adeta can alırcasına yeniden ve her gün yeniden derinleşiyor! Kişisel ve teorik çatışmalarından dolayı yaşanan ayrılıklar; Kürdistan Ulusal ve Toplumsal Kurtuluş mücadelesine karşı sürdürülen en büyük yıkımdır. Kürdistan’ın bağımsızlığı, Kürt ulusunun kurtuluşu, Kürt Halklarını özgürlüğü için değil bu ayrılıklar. Neden değildir? Çünkü bir ulus kendi bağımsızlığını oluşturmadığı; yaratmadığı sürece sınıfsal temelde ki teorik tartışmalar pek ciddi değildir. Toprağı olmayanın bostanı olmaz! Bu teorik tartışmalardan doğan ayrılıkların yaratığı parçalanma Kürdistan ihtilalının motoru, onun dinamit fünyesi olan KUKH'nin önünü tıkayarak sömürgeci tasallutun daha da ağırlaşmasına neden olmaktadır. Teorik düzeyde ki ayrılıklar kişisel çatışmaların en ağır yanını teşkil etmektedir. Kişilerin arasındaki tartışma (sürtüşme) örgüt yapılarını daralttığı, deşifirasyonu sağladığı ve militanların güvenini zedelediği ortaya çıkmıştır.

Yaşanan hayat ne kadar maddi ise KUKH'nin geldiği yerde bir o kadar maddidir. Maddi hayatın gerçekliğini yamamakla onu kabullenmiş olunmaz, hayır! Aksine onu tam gerçekliğiyle kavramak ve onun maddiliğini kabullenmek fedakârlık ve özveri işidir. Hayata müdahale içi boş kavramlarla olmaz. Hayata müdahale onun yakıcılığını içimizde tutarak, onun ateşten gömleğini sırtımıza geçirerek olur. Çünkü o yakıcılıkta,o ateşten gömleğin her dokusunda döne, döne dövüşenlerin, damla, damla, dirhem, dirhem akıtılan kanın, parçalanmış bir ülkenin eti-kemiği vardır. Öbür yanda ise Kürdistan’ın doğal varlığını yok etmek isteyen sömürgeciler ve onların asimilasyon politikasına hizmet eden ve Kemalizm’den zerrece göbek bağlarını koparmayan resmi ideolojinin "Marrxizm-Leninizm" versiyonuyla beslenen solcuları ve günümüzde iç ihanetin Kürdistan’ın her gözeneğine ihanet, kan, irin, teslimiyet, kurşun akıtarak onun yüzyıllardır parçalanmışlığını biraz daha perçinliyorlar; biraz daha ağırlaştırıyorlar.

Gelinen; kat edilen yolun mesafesi ölçülmeli, hesabı yapılmalı ve yaşanan otuz yıllık süreçten ders çıkarmalıyız. Ki, geleceğe daha umutlu, daha kararlı, daha sağlam gitmeliyiz. Ve geleceğin kaderini korkmadan çizmeli. Bunu yaparken dönenlere engel olmadan, gelenleri çevirmeden, düşenlere omuz vermek, gelişene yön vermek için kendi kötürümlüğümüzden arınmak gerek. Görev bu! Bunun içinde zor ve çetin olan önümüzde ki süreç bizi korkutmamalı. Bu süreci aşmak zorundayız ve bu sürecin aşılması KÜRDİSTAN İHTİLALININ ÖRGÜTLENMESİNDEN GEÇMEKTEDİR! BUNUN DA TEMELİ VE BAĞINTISIYLA KÜRD ULUSCULARININ BEŞ PARÇADA ULUSAL KONSEYİNİN ÖRGÜTLENMESİNDE YATAR!
Back to top Go down
Alan Lezan

avatar

Mesaj Sayısı : 19
Kayıt tarihi : 2010-03-05

PostSubject: Re: SÜRECİMİZ VE GÖREVLERİMİZ!   11.04.10 4:04

Soran Merhaba,

Kürdlerin sınıfsal değil, bağımsızlık, yani ULUSAL bir sorunu olduğu için Marxistler hakkında yazdıklarını geçiyorum, çünkü ben Kürdistan'da toprak ve devlet talebi, dahası isteği olan herkesin ÜLKESİNİ savunma mecburiyetinin olduğunu düşünüyorum. Bunlar ister Marxist, isterse faşit, ya da dinci veya ateist olsun hiçbir şey değişmez. Örneğin Türklere askere giden birisi ben solcuyum, Kürdüm ya da Lazım ve Kürdlere karşı savaşmak istemiyorum diyebilir mi?

İşte Kürdlerin devletinin olmayışı dolayısıyla askerliğin de Kürdistan'da mecburi olmaması şu an büyük bir sorun ama ileride inşallah giderilir. Ayrı bir konu.

Yukarıdaki yazının aşağı bölümlerin de neler yapılması ve sömürge altın da sömürgecilere karşı nasıl davranmamız gerektiğine dair birkaç noktaya değinmişsin ama bunlar çak az bence. Bu konuyla ilgili aslında iki-üç arkadaş ortak bir çalışma yaparak sadece bu konuları işleyen bir yazı hazırlamak lazım.

Örneğin bana kalırsa ben sömürgecilerin şeçimleri dahil her şeyinin reddedilmesinden yanayım. Ben bunu derken bazı arkadaşlar o zaman dil ile başlayalım demiştiler ve de haklıydılar ama gördük ki bu öyle basit değil. Diğer bir örnek sömürgecilerin gazetelerini okumamak. O zaman biz sömürgecilerin hakkımızdaki görüşlerini nereden ve nasıl öğreneceğiz? Eğer satın almayınız ama internet üzeri sadece takip edin dinilirse belki anlarım ama tümden öyle redd edin, hiç okumayın derseniz sanırım biraz zor.

Tabii burada ayırd etmek lazım; Örneğin çoğu Kürdler sabahtan akşama kadar Türk televizyonlarına bakıyorlar. Bu artık onlarda bir yandan bir alışkanlık, diğer yandan eğer bir şeyin olmamasını savunuyorsanız o zaman alternatif en azında iki öneriniz lazım. Örneğin biz eğer Kürdlere Türk, Arap, Fars televizyonu bakmayın dediğimizde yeterince Kürdçe televizyonları var mıdır? Bana göre vardır ama bu sadece bir örnek olsun diye yazıyorum.

Yargı Kurumlarına karşı tavır, Bankacılık, İşçiler ve Köylülerin örgütlenmesi elbette çok, çok önemli ama bu örgütlenme ve kurumlaşmayı yapacak kadrolara ihtiyaç vardır. Kimdir bu kadrolar? Elbette ilk sırada bizleriz ama bizlerin çoğu iş, güç peşinde çalak çocuğa karışmış akşam eve gelincede sitelere bir göz atar ve yatmaya gider. Bana göre bu tür işleri yapacak insanların bu işlere kendilerini 24 saat vermeleri, bizzat uzmanlaşarak yapmalarıdır. Bunun için de para lazım. Para için de halkın desteği lazım. Eğer bugün örneğin PKK'yi halkımızın belli bir kesimi desteklemeseydi PKK ne ile ve nasıl günlük gazeteler ve televizyon yapabilirdi? Bilemeden 10 bin tane satılan bir günlük gazete ayakta kalabilir miydi?

Benim burada "Kadrolar" demek istediğim kesinlikle bir ara devrimcilerin yaptığı gibi "biliç halka dişarıdan verilir" teziyle değil de kadroları bizzat halkın içinde oluşturmak gerekir diye düşünüyorum.

Güney bugün bir devlet olmasına rağmen hala Kuzey'e yönelik günlük, haftalık veya aylık bir dergi bile çıkaramazken biz bunu şimdilik nasıl yapalım? Güney'in yaptığı tek iş "Hewler-Post.Com" sitesi o da Türklerin resmi ideolojisine yakın görüşler savunuyor. Tabii gazete ve dergi dedim de anlaşılması gereken daha çok güzel zengin birkaç site belki daha doğru olur. Belki de gazete ve dergi zamanı artık kapandı ama Kürdler de halen bilgisayarı olmayan Kuzey'de binlerce Kürd vardır. Öğrendiğim kadarıyla Kuzey'de neredeyse bilgi sayarı olmayan Kürd yok ama onlarda hep oyun oynuyorlarmış.

Ben tüm bunları yazarken şunlar aklıma geldi: Güney'de Goran Hareketi önemli bir gelişme. Belki serxwebun.info üyelerinden birkaç kişi Goran Hareketi ile ilgili bir çalışma yaparlar ve bizleri detaylı bilgilendirirler. Eğer Goran Hareketi gerçekten kayda değer bir hareketse o zaman bu hareketin biraz alt-yapısı vardır. Biz örneğin onu neden bütün Kürdistan'a yayılmasına ön ayak olmuyoruz. Ya da KDP veya YNK. Yani burada asıl önemli olan parçacı düşüneceğimize bir parçada belli bir yer edinmiş örgütlü bir hareketi diğer parçalara da yayayabilirsek amacımıza daha kısa yoldan ulaşmış olamaz mıyız?

Benim bu tür bir düşünceyi şimdi bu yazımın arasına sıkıştırmamın nedeni bizim yeniden ve yeniden tekerleği icad etmemize herhangi bir nedenin olmadığını söylemek istiyorum. Gerek Goran Hareketi'nin gerekse de KDP/YNK'nin yeterli parası, kadroları vs. vardır. Onlarla birlikte çalışmak belki daha doğru olur.

Yazımın başına dönersem: Yargı Kurumları'nda Kürdçe konuşmak yerine Türk veya sömürgeci yargı kurumunu reddetmek daha doğru değil mi? Dili reddetmek zor olsada onların kültürünü, yani televizyon, türkü ve şarkılarını neden reddetmeyelim? Ben kendim zaten tüm bunları 19 yaşımdan beri yapıyorum ama bazende belki kim ne dinlerse dinlesin diyorum önemi yok ama esas olan ULUSAL ve SİYASAL BİLİNÇTİR. İşte doğru dürüst kadroların oluşmasıda buna endekslidir. Yoksa Kürdler de bankacı, duvarcı, mühendis ya da başka meslekte çalışıpta iyi parası olan yok mu? Var ama bunların çoğunun Kürdlere hayırı yok. Asıl sorun bence budur.

Sonuç olarak hiçbir şey yapmasakta şu lanet Türkçe isimlerini bari internet ortamında kullanmasak. Bu en basit şey bile yapılmıyor. Bırakalım artık diğer şeyleri. Türk ismini Kürdçe isim olarak değiştiren bir Sayın Sıraç Kekoyun'dur. O bize bence güzel bir örnek olmalıdır.

Birde geçenler de ben bir arkadaş ile şu kurumlaşma işini konuştum. Arkadaş diyordu ki, para olsun ki, bir daire kiralayalım, bir masa, bilgisayar ve insan koyalım ki çalışmalar, kurumlaşma olsun. Bence bu dönem kapandı. İnternet çağında herkesin evinde çalıştığı ve bilgisayarının olduğu bir dönemde büroya ve fazla paraya ihtiyaç yok ama kendisini geliştirmiş, ülkesine bağlı, ulusal bilinç ile donanmış insanlara ihtiyaç vardır. Belki de yeterince (Onlarca Kürd Sitesi'ne baktığımızda) var ama maalesef ortalıkta darmadağınıktırlar. Belki de sadece bunları harekete geçirmek lazım.

Selam ve saygılar
Back to top Go down
Soran

avatar

Mesaj Sayısı : 22
Kayıt tarihi : 2010-03-21

PostSubject: Alan Merhaba   11.04.10 21:25

Alan merhaba,

Süreç ve Görevlerimize ilişkin olarak uzun bir süreci kapsayacak bir çalışmaya ilişkin düşüncelerdir. Kürdistan Ulusal Kurtuluş Mücadelesinin temel örgütlenmesi ve çalışmasının yürütülmesinde nelere dikkat etmek ve nelerin elzem olduğunu düşünüyorum.

Her şeyden önce şu psikozdan çıkmak lazım, “kadro ve imkân yoktur!” Oysa Kuzey Kürdistan’da azımsanmayacak kadro ve imkân vardır, bunu küçümseyemeyiz. Bu kadro ve imkânı dönüştürecek Ulusal siyaset temelli programa sahip bir örgütlenmeden yoksunuz dersen bu anlaşılır.

Hiç uzağa gitmeye gerek yok sadece İnternet üzerinde iki yüze yakın site ve forum bunun yanında yirminin üzerinde Kürt TV kanallarıyla radyolarına sahip durumdayız. Bu kurumların onlarca yazar kadrosu ve yedekleriyle çevresi var. Ki bu site ve forumların yüzde sekseni örgüt, partilerden bağımsız çevre gurupları olarak vardır. Bunun yanında onlarca siyasi kadro ve aydınlar bağımsız olarak mevcuttur. Bu potansiyeli bir potada eritecek Ulusal siyaset temelli programa sahip bir örgütlenmeden yoksunuz.

Legal düzeyde siyaset yapan yeni, yeni oluşumlar ortaya çıkmaktadır. Bu oluşumların yüzleri Kürdistan’a dönük olarak hareket etmeye başladıkları söz konusu, fakat yeterli değil; yeterli olabilmesi için yukarıda söylediğim gibi onları kucaklayacak, dönüştürecek örgütlü bir güçten yoksun olmalarıdır.

Basın olayına gelince, Türkiye’deki gelişmeleri Türk gazetelerini okuyarak öğrenme durumumuz yok, aksine Türk basını TSK’nin belirlediği politika temelinde ve sömürgeci Türk devletinin bekası için hareket etmektedir. Öte yanda Türk gazeteleri seksi imajlarla Kürt gençlerini celp etmeye çalışmaktadır. Örneğin bu gazetelerin İnternet sayfalarına bakarsan ne demek istediğimi daha iyi anlarsın. 1990dan bu yana dır Türk gazetelerini almıyorum. Türk gazetelerine verilen her kuruş Kürt halkına sıkılan birer kurşun olduğunu unutmamak gerekiyor. Türkiye deki gelişmeleri İnternet ve başka kanallardan da izleme imkânımız var. Kuzey Kürdistan’da çıkan haftalık ve ayalık gazetelerin yanında Güney Kürdistan’da çıkan günlük gazeteler ve TV kanallarıyla radyolar mevcuttur.

Kooperatif olayına gelince Kürt köylüleri bunu kendi aralarında yapabilirler ve bunun içinde uzun boylu kadrolara ihtiyaç yoktur. Kürt zenginleri, Kürt burjuvaları yatırımlarını Türk metropollerinden çekse ve Güney Kürdistan’a yönelse bak bakalım neler oluyor? Öte yandan Avrupa da yaşayan Kürtler Türk metropollerinde değil kendi topraklarında yatırım yapmalarına teşvik etmeliyiz.

Kürdistan Ulusal Kurtuluş mücadelesi uzun bir zaman sürecini gerektiriyor. Bu anlamıyla yığın örgütlerinin kurumsallaşması Sömürgeci devlet anayasasının boşluklarını zorlayarak oluşur. Yeter ki ayrışmanın bilincinde olalım. Seçimler vs. de bu yığın örgütleri önemli bir işleve sahip olduğunu unutmamalıyız.. yeter ki yüzümüz Ankara’dan yana değil Diyarbekir’den yana olsun.

Selam ve saygılar
Back to top Go down
Alan Lezan

avatar

Mesaj Sayısı : 19
Kayıt tarihi : 2010-03-05

PostSubject: Re: SÜRECİMİZ VE GÖREVLERİMİZ!   11.04.10 21:41

Keke Merhaba,

evet haklısın belli bir potensiel elbette vardır ama bu potensieli eyleme geçirecek güçte var mıdır? Sen diyorsun ki, bunu yaratmak gerekir. Bu çok doğru ama çoğu bu insanlar sitelerinin başına oturmuş habire düşünce üretiyorlar ama eylem veya hareketlilik ben maalesef şimdilik göremiyorum.

Diğer yandan Kürd burjuvasıda diğer ülkelerin burjuvası gibi para/çıkar peşinde olduğu için (bu onların tabiiatı) ancak Kürdistan'na belli bir sukunet ve huzur gelirse, kendilerini orada emniyetli hisederlerse belki yatırım yapar ama bana göre Kürd burjuvaları Yahudiler gibi yurtsever değiller. Eğer böyle olsaydı şimdi akın akın Güney'e gitmiştiler.

Yine de o kadar umutsuz değilim ama Kürdler her şeyden önce kendilerini parçacılıktan kurtarmalıdırlar ama bununda ön koşulu yukarıda belirttiğim gibi ULUSAL BİLİNÇTİR.

Köylüler konusunda ise belli bir örgütlülük olmadı mı bana göre hiçbir şeyde olmaz ama Başkan Barzani'nin sevdiğim güzel bir sözü vardı, Başkan Barzani "yüz yılda olmayan bir şey Güney'de bir yılda oldu!" demişti. Neyin ne olacağını bilmek bir hayli zor ama ben daha çok kişisel tecrübelerimle konuştum ve biliyorum ki, Kürdler ile iş yapmak basıt değil.

Selam ve saygılar
Back to top Go down
Dersim Kalan

avatar

Mesaj Sayısı : 5
Kayıt tarihi : 2010-01-20

PostSubject: Re: SÜRECİMİZ VE GÖREVLERİMİZ!   12.04.10 0:00

Her Yurtsever ve kurdum diyen belirli Ulusal mucaadelesini birakmamalidir.Bu bakimdan Kurdistanda bugun FeodaliZimin birakmadigi bu sistemin arkasinda saklandigi ve kurdistan halkin a zarar verdigi basta bir gercektir,Cunku kurdistan ozelliklle kuzeyi cok daglik olmasi ve tarima elevirislis olusu toprak agalarin cogalmasini yaratan devlettin tek amacinin Kurd Ulusal hareketin legal olmasini istemedigi aciktir,tek amaci ilegal olarak yapilsin devlet gucleri uzerinde agir tahribat yapsinlar amaciyla yillardir sure gelen bu sisteme karsi her yerde orgutlesmenin ve calismanin hizla yayilmasi gerekir.
Bu boyle giderse yuz yil dahda alacktir,,istye butun siyasi orgut ve partilerin birlikte legal calismalarini uluslar arasi capinda buyuk calismalarin hic durmadan calisilmasi ve bunun yaninda butun ulkelerde Kurdlerin tarihi boyunca katliam ve soykirimlara ugardigini ve kurdistanin buyuk nufusu ve opragin var oldugu halde yuz yillardir emperyalist ve somurgeciler tarafindan somuruldugu gibi hic kulturel sosyal haklarin vermedigi gibi bolgede askeri opersayonlarin ve baskilarin katliamlarin fuzuli zindanlara doldurup haksiz yere olan bu sistemin iortadan kaldirilmasi gereken en onemli olani birlikte hareketin hizla calisilmasi gerekir.Dusmanin yaptigi son gunlerde bolgede baskili ve bahar opersyonlari yaparak hayvanciligi ve tarim alanlarini yok edrek halki goce zorliyan bir sistemin yaratigini hep goruyoruz.Artik legal calismalarla durust bir orguttun olusmasi bunlarin ustunden gelinecektir. Butun surecenin ve gorevimiz olani her kesin ellin i tasin altina koymasi gerekir,hepmiz birbirimizi sevmeliyiz destekleyici olmaliyiz,dusmanla isbirligi ve ihaaneti yapanlarin asla musaaade vermemeliyiz.Her yerde suaraatla calismalidir,bu okulda ,koyde,evde dagda ,tarlada vs nere olursa olsun herkesle irtibaati kurmak suretiyle yurtseverligin gercek yuzun u ortaya koymaliyiz.Yuz yillardir agir baski,zulum,soykirimi,iskence,goc faaili mechul cinayetlerin olusumu,Kurdistanda dusman guclerin daima baskilaerini savasinin artmasinia karsi is birligin olusmasi gerekir.Kim calisiyorsa ona yurekten destek olmamiz en buyuk yurtseverlik gorevimiz olmalidir.
Back to top Go down
 
SÜRECİMİZ VE GÖREVLERİMİZ!
Back to top 
Page 1 of 1

Permissions in this forum:You cannot reply to topics in this forum
 :: Bixêr û bi Ehla! * Welcome! * Hos Geldiniz! :: Kursîya Serbesti | Serbest Kürsü-
Jump to: