HomeHome  FAQFAQ  SearchSearch  RegisterRegister  Log in  
Kürd Ulusu'nun Çıkarları; Her Türlü Parti, Kurum, Kuruluş, Örgüt ve Kişilerin Çıkarlarının Üstünde ve Ötesindedir. Her Şey Kürdistan İçin!

Share | 
 

 Kürdistan Tarihi Kısaca

View previous topic View next topic Go down 
AuthorMessage
Admin



Mesaj Sayısı : 125
Kayıt tarihi : 2010-01-12

PostSubject: Kürdistan Tarihi Kısaca   28.06.10 2:17

Kürdistan Tarihi Kısaca

Fikret Yaşar

26 Haziran 2010 Cumartesi


Vaktiyle Kürtlerin kökenleriyle ilgili egemen görüş, Kaldeli’lerin akrabaları olduğuna dair bilgilerdi.

Ortaçağdaki Avrupa bilimi Kürtleri İncil’deki Kaldeli’lerin torunları olarak görmek istiyordu. Ancak 19. yüzyılın sonlarına doğru Kürdistan ve Kürtler konusunda araştırmalar başlayınca Kürt tarihi ve sosyolojik yapısı ile ilgili ilk bilgiler ve Ön Asya uygarlıklarına ait eserlerin keşfi bilim dünyasında sarsıntı yarattı. Bundan sonra Kürtlerle ilgili uydurma görüşlerin düzeltilmesi için yürütülen çalışmalarda Kürt’lerin İrani (Aryan) bir karakter taşıdıkları tespit edildi.

Rus bilgini Kunik, tarihi olgulara dayanarak Ön Asya’nın eski uygar kavimleri (Aryanlar) ile Kürtlerin bağını kanıtlarken, yalnız İncil'deki Kaldeli’lerin değil, aynı zamanda bütün Mezopotamya uygarlıklarının da İrani /Aryan kökenli olduğu sonucuna vardı.

ARYANLAR:

Arkeoloji, tarih ve kültür alanlarında yapılan araştırmalar sonucunda dünyada ilk uygarlık ürünlerinin ana merkezinin ARYAN olduğu, bu bölgenin Anadolu’nun doğu yarısı, Mezopotamya ve Batı İran’ın Zagros dağlık alanlarını kapsadığı belirtilmektedir.

Strabon, Zabrowski ve Homel gibi bilginler Kızılırmak,  Hazar Denizi ve Aşağı Mezopotamya arasındaki coğrafyada yaşayan Hatti(Hitit), Med, Haldi (Urartu), Lulubi, Guti (Kurti), Kassi (Kardunya), Mittani, Horri, Muşki, Nairi, Subari,  Elamlar ve Basra Körfezine kadar inen Sumer’lerin ortak dil ve kültür özellikleri olan ARYANLAR olduğunu belirtmişlerdir.

Rus dilbilimcilerinin lengüistik alanda yaptığı çalışmalar sonucu Aryan’ların dil birliğine sahip olduğu anlaşılırken, Hint Avrupa dilleri ve uygarlığın doğuş merkezinin de burası olduğu tespit edilmiştir. (Milliyet Gazetesi 05.11.1990)

Dil bilimci ve tarihçiler, Aryanların -ilk defa- koyun, köpek, at gibi hayvanları evcileştirip toprağı sürerek yerleşik yaşama geçtiklerini, sulu tarımı geliştirerek bentler yaptıklarını, tekerleğin icadı, yazı ve matematikte dört işlem ve Astronomi biliminin ortaya çıktığı yerin Mezopotamya, yani Aryan yurdu olduğu konusunda hem fikirdirler.

Dil bilimciler Ari kavimlerin dilindeki coğrafik alanlar ve evcil hayvanlara verilen adların çokluğuna bakarak Hint-Avrupa dilinin ve ilk uygarlık ürünlerinin sahiplerinin Aryan’lar olduğuna kanaat getirmişlerdir. Bundan çıkan sonuç: Aryan’ların dil ve uygarlık konusunda öncü oldukları gerçeğidir. Ayrıca, Avrupa insanını şekillendiren eski Yunan düşüncesi ile uygarlığının da Aryan kökenli olduğu tarihçiler arasında kabul görmektedir.

Büyük İskender’in ordusu Asya seferinden geri döndüğünde Mezopotamya’dan 30.000 levazımatçı ve 1000 kâhin/düşünürü beraberinde  götürerek Aryan kültürünü Avrupa’ya taşımıştır.

Cengizhan ve Aksak Timur da Mezopotamya talanları sonrası Orta Asya’ya geri döndüklerinde zamanın sanatçı ve âlimlerini beraberlerinde götürdüler, özellikle Timur’un beraberinde götürdüğü âlimlerle imar ve tarımda bir yenilenme başlattığı bilinmektedir.

Rus dilbilimcilerin ortaya attığı başka bir gerçek de Türklerin içinde bulunduğu Ural-Altay dil grubuna mensup kavimlerin uygarlık alanına en geç giren ve avcılık-talancılıkla geçinen topluluklar olduklarıdır. Genel kanı, Aryanlar olmasaydı Mezopotamya sanatı, Anadolu uygarlığı, hatta Yunan ve Avrupa uygarlığı olmayacaktı.

Sanatın ortaya çıkış sebebi insanın doğayla olan etkileşimi ve çıkarımıdır. Sanat ve uygarlık yaratma gücü olmayan istilacı kavimler,  Aryan sanatının ve uygarlığının kendileri tarafından yaratıldığını iddia ederek, sanatın ve uygarlığın esas sahiplerini inkâr etmektedirler.  Övündükleri sanat ve tarihin  başka kavimlerden çalındığını ise yeni nesillerden saklamaya çalışırlar!

Prof. M Şemsettin GÜNALTAY “İran – Anadolu - Mezopotamya” adlı eserinde Aryan’ların, hatta İtalyanların bile Türk olduğunu iddia etmektedir.  Söz konusu kavimlerin yuvarlak kafa yapısına sahip olduklarını, bu iddiasını da MÖ 7.yy da yaşayan “Pır -şad” adlı bir Aryan prensinin isminin Türkçe olduğuna dayandırmaktadır. Öncelikle şunu bilmek gerek, Aryan’ların kafa yapısı dikdörtgen biçimlidir.  “Pır-Şad”  ismi Kürtçe olup,  ( pır=çok, şad=mutlu )   “çok mutlu “anlamını taşır.

Aryan’ların dil bütünlüğü yörede değişik zamanlara ait eserlerin analizinde kendini göstermiştir. Pers krallarından 1. Daryos (Darius) Bistun kabartmalarında ELAM Aricesini kullanmıştır. Oğlu Xerxes de  Wan şehrinde  diktirdiği stelde ELAM Aricesini kullanmıştır. MÖ 640 yılı ile 1. Daryos arasında 200 yıl zaman farkı var, ama Elam’canın bu kadar uzun süre ve ayrıca yukarı Mezopotamya’da da kullanılması Aryan’ların ortak dile sahip olduğunu göstermektedir.'

Sanat alanında da kaya resimlerinden gelişerek madeni külte geçen Aryan’lar, kültür, sanat ve mimaride de ilerleyince -yaratılan cazibe olgusuyla- barbarların istilalarına maruz kalırlar. İstila ve işgaller döneminde de sanatlarındaki gelişmeyi kilim, halı vb gibi el sanatlarına yansıtırlar.
Arya sanatının özellikleri ve mimari şekilleri daha sonra Yunanlılar ve sonra da Romalılarca benimsenmiş ve geliştirilmiştir. Ancak savaş ve işgaller sonrası tahrip ve yağma edilen Aryan sanat öğelerinin çok az bir kısmı günümüzde mevcudiyetini korumaktadır. Özellikle Türk arkeologların eline geçen yazılı tabletlerin bir şekilde yok edildiği, kale ve diğer yapıların da iş makineleri vasıtasıyla askerler tarafından tahrip edildiğini biliyoruz. (ör: Hakkâri kalesi)

Kısacası, günümüzde görülen uygarlık öğelerine baktığımız zaman hemen hemen hepsinin bir öncekinin uzantısı olduğu fark edilir.

Ancak bunun da temeline inildiğinde Mezopotamya etkisi ortaya çıkar. (Devamı var.)


KAYNAK:

*Kürtler–Bazil Nikitin
*Arya Uyg. Kürtlere-S.M.Toli
*Xenephon–Anabassis
*Herodot Tarihi -R.Kitabevi


 
Fikret Yaşar
fktyasar@gmail.com
http://www.kurdistan-post.com/modules.php?name=Niviskar&op=viewarticle&artid=2288


Last edited by Admin on 07.12.13 21:17; edited 1 time in total
Back to top Go down
http://serxwebun.forumieren.com
Admin



Mesaj Sayısı : 125
Kayıt tarihi : 2010-01-12

PostSubject: Re: Kürdistan Tarihi Kısaca   07.07.10 2:04

Tarih: 5 Temmuz 2010 Pazartesi

Bir önceki yazıma gelen yorumlardan anladığım kadarıyla inkâr ve imhacı tarihle beslenen bazı şahıslar Kürt gerçeği karşısında rahatsızlık duymakta ve gönderdikleri maillerden anlaşıldığı kadarıyla inkâr politikası doğrultusunda Kürt ve Türk halkları arasındaki dostluğu İttihat-Terrakici bir yaklaşımla baltalamak istemektedirler. Oysa bu tarihi gerçekleri anlatmamdan kastım, sistemin kirlettiği hafızamızı yenileyerek Kürt sorununun çözümü yönünde daha objektif düşünmeyi sağlamaktır.

Dostluk karşılıklı kabul ve saygı temelinde gelişir. İnkâr ve imhacı anlayışla ilişkiler gerildiği sürece Kürtlerin dağa çıkan ve taş atan çocuklarının sayısı çığ gibi büyüyecek ve kartopu misali Zagroslar’dan düz ovalara inecektir.

Bizden saklanan ancak dünya gerçeklerini objektif değerlendiren yabancı akademisyenlerin bulgu ve belgelere dayandırdığı tarihi gerçekleri paylaşmak bizi daha sağlıklı düşünen bir toplum yapacaktır

HATAMTİ / ELAM: M.Ö. 4000’lerde Aşağı Mezopotamya’da boy gösteren bu Aryan uygarlığı, Zagros Dağlarından Basra körfezine doğru uzayan coğrafik bir alanda yaşamıştır.

İbrani kaynakları bu kavmi Elam diye ifade etmişler, ancak Elam halkının kendilerini HATAMTİ diye tanıttığı arkeolojik belgelerde görülmüştür.

Arkeolojik kazılarla ortaya çıkan ve Elam’ın başkenti olarak kabul edilen SUS kentinde yapılan kazılarda bu kentin üst üste beş kültür katmanından oluştuğu, ilk katmanın M.Ö.4000’lerdeki Elam uygarlığına, daha sonraki katmanlarda görülen kültürlerin ise Sumer, Guti, Babil, Kassi ve Asur gibi topluluklara ait olduğu tespit edilmiştir.

Elam’da ortaya çıkarılan Avan ve Sus kentlerinin tarihteki ilk kent örnekleri olduğu ve bu kentlerin daha sonra bu alanda hüküm süren Sumer’lerden daha da ileri oldukları A.Pabel, E.A.Spiser ve E.Sarzec tarafından açıklanmıştır. 

Elam birliği yani krallığı İlk defa Kuré-Kom (Kürtçe, Toplumun oğlu anlamındadır) tarafından sağlanmıştır. 2000 yıl devam eden bu uygarlığın başkenti SUS şehriydi. Bilim, teknik ve sanatta ileri olan bu uygarlığın çok Tanrılı dinlere inandıkları ve M.Ö. 640 yıllarına kadar varlıklarını sürdükleri belirtilmektedir.

Güney Mezopotamya’da Elam gelişirken daha kuzeyde diğer Ari boylarına ait şehir devletleri de gelişiyordu.

Bu sırada Mezopotamya’nın Güney Batısına yerleşmeye çalışan (Arap) Akad’lar da bölgede tehdit unsuru haline gelmeye başlamıştı.

Ariler bilim, sanat ve Kültür ile ilgilenirken Akad’lar savaş sanatlarını geliştiriyordu.

Akad kralı 1. Sargon savaş gücünü doruğa çıkarınca Mezopotamya yani Ari boyları üzerine fetih seferlerine girişerek, Anadolu’dan Basra körfezine kadar olan bölgeyi işgal eder.  

İşgal sonrası Zagroslar’a sığınan Ariler tekrar birleşerek topraklarının bir kısmını geri almayı başarırlar, ancak bu dönem çok uzun süren savaşlar dönemi olarak tarihte yer alır. Karşılıklı yenilgi ve başarılarla devam eden bu mücadele Zagros halkını Sami-Akad’ların boyunduruğuna razı etmemişti.  Yürütülen uzun savaş döneminde Akadlar zayıflamış Aryan’lar ise GOTİ egemenliğinde aşiretler arası birliği sağlayarak güç kazanmışlardı. Bu dönemde Goti Kralı Şarlak komutasında bütün Mezopotamya ele geçirilir. Goti’lerin bölgeyi egemenliklerine alması sonrasında Ari boylar (Someri, Lolobi, Elami ve Kassi’ler ) tekrar özerkliklerine kavuşurlar.

Goti’lerin 150 yıllık egemenliğinden sonra aşiretler arası birlik zayıflar. Otorite boşluğundan faydalanan SUS şehri veziri 1. Kudur Nahundé darbe yaparak Elam’ın bağımsızlığı ve birliğini yeniden sağlar( M.Ö.2200). Sus kenti Kadur NAHUNDE  döneminde büyük tapınaklar ve saraylarla donatılarak yüksek bir kültür düzeyine ulaşır. Ancak uygarlığın zirvesinde iken Basra körfezinin Güneyinden/Bahreyden gelen Sami-Arapların yağmasına maruz kalır. Bu yağma ve talan sonrası Samiler, kuzeye yönelerek Aryan mirası üzerine Babil devletini kurarlar.

Samilerin Kuzeye yönelmesi ile beraber Elam tekrar dini lider Kak Kurmanc tarafından bağımsızlığını kazanır, ancak Babil devleti tarafından vergiye bağlanır.

Elam, daha sonra (M.Ö. 1750) Babil egemenliğine son veren Kassit’ler tarafından işgal edilir. 400 yıl süren bu süreçten sonra Kassit kralı Kuri Kal-Zu (Kürtçe, İhtiyar / Büyük Zo’nun oğlu anlamındadır) kuzeyde bulunan Asur tehlikesi karşısında ordusunu kuzeye çeker ve Elam tekrar bağımsızlığına kavuşur.

Bu süreçte ticaret ve heykelcilikte ileri düzeye ulaşan Elam, Akad ve Sami yağma ve istilalarına rağmen kültür ve diline karşı kuvvetli bir reaksiyon göstererek yazıtlarını Elam Aricesi ile yazmıştır. Zayıflama döneminde Elamdaki birlik bozulur ve prenslikler halinde Asur’a bağlanır. Sus prensliği Ada-Hamiti adlı bir prense bırakılmıştır. Hamiti kendisini Elam Gışati diye tanıtır. Gışati = hepsi, yani,yani, “tüm Elam’ın başı” anlamında olup Kürtçedir.

Elam Gışati yeniden ülkesinin birliğini sağlamak ister. Ancak birlik sağlayamayan prenslikler kendi aralarında çatışmaya girer, bu karışıklığı fırsat bilen Asurbanipal Elam’ı tekrar istila ederek halkı kılıçtan geçirir. Asurbanipal bu talan ve barbarlığı için şöyle der:"Bundan böyle Sus şehrinin harabelerini yabani eşeklerle, yabani hayvanlar dolduracaktır."

İki bin yıllık Ari-Elam uygarlığı sona ererken SUS kenti harabeleri yabani eşekler kalmış olabilir, ancak -barbarlara inat- bu harabeler dünyanın ilk kültür öğelerinin numunelerini çağımıza kadar taşıyarak mirasçılarını da sevindirmiştir.

ELAM’DA KÜLTÜR ve SANAT:

Dünyada ilk şehir-devlet örnekleri Elamda görülmüştür.

Şehir devletlerinin kurulması, ticaretin doğmasına, kültür ve sanatın gelişmesine sebep olmuştur. Dünyanın henüz o dönemde tanımadığı altın, gümüş, bakır ve pırlanta gibi değerli madenler SUS kentinde insan hizmetine sunulmuştur. Elam’lılar yaptıkları kaya resimlerini biçimlendirerek yazıyı bulmuşlardı. Kule şeklinde ilk çok katlı tapınaklarla beraber sanat, edebiyat ve diğer kültür öğeleri ilk defa burada gelişmeye başlamıştır.

Bugün çokça işlenen soyut resim ve heykel sanatının ilk örnekleri M.Ö.4000’lerde SUS kentinde ortaya çıkmıştır. Bu konudaki örnekler Tahran ve Luvr (Louvre) müzelerinde bulunmaktadır. Bu sanatın daha sonraki dönemlerde Arap, Greek ve Roma tarafından kullanıldığını ve onlara mal edildiğini görmekteyiz. Ancak bunların ilk defa Aryan’lar tarafından yapıldığı arkeolojik bulgularla kanıtlanmıştır.

Giyim kuşan konusunda ilk Arya-Elam dönemine bakacak olursak eğer, bunun da çağdaş giyime yakın olduğu görülecektir. Halen Luvr müzesinde bulunan ve M.Ö.2000’li yıllara ait fildişi kadın heykeli modern kadın kıyafetlerinin Ari-Elam kadınları ile benzeştiğini göstermektedir.

Kısaca söylemek gerekirse Avrupa insanının yaşam tarzında yer alan kültür ve uygarlık ürünlerinin temeli ve yaratıcısı bilindiği gibi Helen ve Roma kültürü değil Arayan kültürüdür. Ancak devletsiz kalan Kürtler atalarından kalan mirasa sahip çıkamadıkları için, toprakları dâhil tüm değerlerini talancılara kaptırmışlardır.

Bir halk tarihine sırtını dayadığı zaman onu motive edecek güçlü bir hafızaya sahip olur.

Kürt halkının hafızası gasp edildiği için sırtını dayayacak tarihi bulgulara ve eserlere sahip çıkamamaktadır..

Başka toplumların müzeleri ve kütüphaneleri Ari-Kürt halkının kültür ve tarih örnekleri ile süslenirken,  Kürt halkı tarihe yeni bir sayfa eklemeye çalışmaktadır.(Devamı var)

Fikret YAŞAR

Kaynakça:
*Kürtler –Bazil Nikitin

*Kürt Tarihi- E. Xemgin

*Arya Uygarlıklarından Kürtlere -S.Mıhotoli

*Xenephon – Anabassis

*Herodot Tarihi -R.Kitabevi

Fikret Yaşar
fktyasar@gmail.com
Back to top Go down
http://serxwebun.forumieren.com
 
Kürdistan Tarihi Kısaca
View previous topic View next topic Back to top 
Page 1 of 1
 Similar topics
-
» Anime nedir..........(Tarihi gelişimi)
» YALOVAnın tarihi ve özellikleri
» Elveda Rumeli dizisinin hatırlattıkları üzerine tarihi anekdotlar üçlemesi
» Nasıl Siteme Üye olurken insanlar orda dogum tarihi cinsiyet ruh hali takım srck
» GÖKTÜRK DÖNEMİ

Permissions in this forum:You cannot reply to topics in this forum
 :: Bixêr û bi Ehla! * Welcome! * Hos Geldiniz! :: Mêjû a Kurdistan | Kürdistan Tarihi-
Jump to: