HomeHome  FAQFAQ  SearchSearch  RegisterRegister  Log in  
Kürd Ulusu'nun Çıkarları; Her Türlü Parti, Kurum, Kuruluş, Örgüt ve Kişilerin Çıkarlarının Üstünde ve Ötesindedir. Her Şey Kürdistan İçin!

Share | 
 

 Meleye Ciziri ve Feqiye Teyran

View previous topic View next topic Go down 
AuthorMessage
Sores

avatar

Mesaj Sayısı : 21
Kayıt tarihi : 2010-03-01

PostSubject: Meleye Ciziri ve Feqiye Teyran   04.07.10 22:44

Meleye Ciziri ve Feqiye Teyran

Kendisinden sonra gelen edebiyatçıların birçoğu üzerinde ciddi etkiler bırakan, klasik
kürt edebiyatının yeri sarsılmaz ekollerinden biri olan Melayê Cizîrî,
Cizre ilçesinde doğmuştur. Doğum ve ölüm tarihi ile ilgili birçok farklı
yaklaşımlar var. Alexander Jaba, "Recueil De Noticeset Recits Kourds"
adı ile 1860 yılında Rusya’da yayınladığı kitabında Melayê Cizîrî’nin
11. ve 12. yüzyıllarda yaşadığını belirtir. Hatta ilginçtir, bu kitapta
doğum ve ölüm tarihleri 1145-46 ile 1160-61 arası olarak verilir ki buna
göre Melayê Cizîrî 15-16 yıl yaşamıştır. Kürt edebiyatçı Alaaddîn
Seccadî “Mêjuy Edebî Kurdî” (Kürt Edebiyat Tarihi) adlı kitabında Melayê
Cizîrî’nin 1407 ile 1481 yılları arasında yaşadığını açıklar. İngiliz
Kürdolog David Neil MacKenzie “Mala-e Ciziri and Feqiye Teyran” adlı
eserinde, Melayê Cizîrî’nin 1570 ile 1640 yılları arasında yaşadığını
yazar. Prof. Qanatê kurdo, M. B. Rudenko ile Minorski gibi yazarlar ise
Kürtler üzerine incelemelerin yer aldığı eserlerinde Melayê Cizîrî’nin
yaşadığı yıllar yerine 12. yüzyılda yaşadığını yazmayı tercih ederler.

Melayê Cizîrî’nin farklı yıllarda yaşadığını belirten
yazarların, araştırmacıların her birinin dayandığı farklı nedenler var.
Birçoğu Melayê Cizîrî’nin şiirlerinde atıfta bulunduğu diğer
edebiyatçılardan yola çıkarak Melayê Cizîrî’nin yaşadığı yılları
yorumlarlar. Bazıları ise Cizîrî’nin şiirlerindeki tarihsel
tanıklıklardan yola çıkarak doğum ve ölüm tarihi belirtirler. Ama en
önemli nedenlerden birisinin Melayê Cizîrî’nin asıl adından ve yaşadığı
yöreden kaynaklandığı belirtilir. Cizîr bölgesi, Kürt coğrafyasında
bugünkü Cizre’den Harran’a, oradan da Diyarbakır’a uzanan bir bölgeyi
karşılar. ‘Ada’ anlamına gelen Arapça bir kelimedir. Bölgenin
özelliğinden dolayı bu bölgede yaşayan birçok edebiyatçı, şair mahlas
olarak ‘Cizîrî’ lakabını kullanmıştır. Asıl adı Şêx Ahmed el-Cizîrî olan
Melayê Cizîrî de şiirlerinde yer yer Mela, yer yer de Melayê Cizîrî
mahlasını kullanmıştır. 11. yüzyıldan sonraki dönemlerde bu bölgede adı
Şêx Ahmed olan veya Melayê Cizîrî, Şêx Ahmedê Cizîrî gibi mahlasları
kullanan çokça edebiyatçı olduğu sanılmaktadır. Tarih karmaşasının
birçoğunun da bundan kaynaklandığı varsayılır. Ama Melayê Cizîrî’nin
yaşadığı yıllar açısından günümüz araştırmacılarının büyük çoğunluğu
1570-1640 tarihlerini, en gerçekçi yıllar olarak tanımlarlar.

Melayê Cizîrî’nin şiirlerinin önemli bir bölümünde tasavvufa
yer verilmiştir. Bunun yanı sıra dünyevi aşkı irdelediği şiirler de
Melayê Cizîrî’nin eserlerinde önemli bir yer tutar. Şimdiye kadar
bilinen Divan’ının yanı sıra başka eserlerine rastlanmamıştır. Melayê
Cizîrî’nin Divanını ilk olarak Martin Von Hartman 1904 yılında Birlin’de
bastırmıştır. Bu ilk baskıdan günümüze Qamışlı müftüsü Ahmedê
Zivîngî’den İstanbul Kürt Enstitüsü’ne ve Nubihar yayınlarına kadar
birçok kurum ve kişi tarafından Melayê Cizîrî’nin Divan’ının çokça
baskısı yapıldı.

Şiirlerinde sufist bir anlayışı öne çıkaran Cizîrî, şiirlerinde güzelliği Allah ile
bütünleştirir; evrenin Allah’ın güzelliğini yansıtan bir ayna olduğunu
ifade eder. Şiirlerinde güzellik ve aşkı birlikte yorumlayan Cizîrî,
başat temalarından biri olan Selma’ya duyduğu aşkı içindeki öz ile
bütünleştirmiştir. Birçok araştırmacı bu yönüyle Cizîrî’yi Mevlana ve
Hafız gibi tasavvuf edebiyatının önemli şairlerine benzetir.

Melayê Cizîrî yaşamının neredeyse tümünü, Cizre’de Medresa
Sor’da öğrencilerini eğiterek geçirmiştir. Şiirlerinde, Medresa Sor
temasını da işleyen Cizîrî ile bu medrese arasında özel bir ilişki
olduğu görülür. Melayê Cizîrî’nin çağdaşı II. Mîr Şeref tarafından inşa
edilen bu medrese, son yıllarda yapılan restorasyonla bir kez daha yaşam
buldu. İddiaya göre uzun yıllar Cizre dışında sürgün hayatı yaşadıktan
sonra Cizre’yi ele geçirmek üzere yola çıkan II. Mîr Şeref, şehri ele
geçirdikten sonra şehre ilk giriş yaptığı noktada bu zaferin anısına bir
cami inşa eder. Medresa Sor, bu camiyle birlikte inşa edilerek Melayê
Cizîrî’nin hizmetine sunuldu.

Feqiyê Teyran (1590-1660)

Klasik Kürt edebiyatının önde gelen şairlerinden olan Feqiyê Teyran, Hakkari’ye
bağlı Mûks (günümüzde Van’a bağlı Bahçesaray) kasabasında doğmuş. Asıl
adı Mihemed’dir. Şiirlerinin bazılarında Feqiyê Teyran adının yanı sıra
‘Mîr Mihê, Feqê Têra, Feqê Hêşetê, Feqiyê Gerok, Meksî’ ve ‘Xoce’
adlarını da kullanır. Feqiyê Teyran adının kuşlarla olan yakınlığından,
hatta kuşlarla konuştuğundan dolayı kendisine verildiğine inanılır.

Feqiyê Teyran, yörenin önde gelen ailelerindendir. Büyük
dedesinin Osmanlı Devletinden Mirlik (Beylik) Fermanı aldığı anlatılır.

Feqiyê Teyran 16 ve 17. yüzyıllar arasında yaşamıştır. Diğer
klasik edebiyatçılardan farklı olarak şiirlerinin yanı sıra manzum
eserler de yazmıştır. Birçok şiiri, medreselerde korunarak günümüze
ulaşan divanları aracılığıyla, bugün de biliniyor. Bunun yanı sıra
dengbêjlerin anlatımıyla Kürt folklorunun bir parçasına dönüşerek farklı
varyasyonlarıyla da olsa günümüze ulaşmış eserleri vardır.

Feqiyê Teyran ile Melayê Cizîrî’nin aynı dönemde yaşadığı ve
Feqiyê Teyran’ın yaşamının bir döneminde Cizre’de bulunan Medresa Sor’da
(Kızıl Medrese) Melayê Cizîrî’den ders aldığı belirtilir. Feqiyê
Teyran, “Feqî û Mele” adlı şiirinde Melayê Cizîrî ile yaşadıklarını
anlatır. Feqî’nin şiirinde anlattıkları şöyledir:

“Suala min heqirî
Sedefek divê têkin
Îro li Cizîrê
Heqe li Mele kin
Hilak in ji derba tîrê
Çi derman heye lê kin”


Feqiyê Teyran’ın halkın bugün bile rahatlıkla anlayabildiği
sade bir dili var. Medreselerde köklü bir eğitim almasına ve Arapça ile
Farsçayı çok iyi bilmesine karşın, şiirlerinde ısrarla Kürtçenin en sade
biçimini, halkın da anlayabileceği bir biçimde kullanır. Elbet, Tüm
klasik yazarlar gibi Feqiyê Teyran da Arapça ve Farsça’dan etkilenmiş ve
yer yer şiirlerinde bu dillerden sözcüklere yer vermiştir. Bunun temel
nedenlerinden biri İslamiyetin eğitim, dil ve kültür üzerindeki
etkisidir. Kuran’ın dili olması nedeniyle kutsal olarak görülen Arapça,
medreselerin birçoğunda Allah’ın dili olarak da benimsenmiş ve bu dilde
de eserler verilmiştir. Farsça ise neredeyse bölge halklarının
tamamının kültür ve bilim dilidir. Her iki dilin etkisini Feqiyê
Teyran’da da görmek mümkün. Ancak Feqî, tüm eserlerini Kürtçe vermiş,
şiirlerinde sadece bu dillerden sözcüklere yer vermiştir.

Feqiyê Teyran’ın Kürt klasik edebiyatçılarından bir diğer
önemli farkı da sürekli halkla iç içe olması, onların acılarını da
şiirleştirmiş olmasıdır. Zengin ve tanınmış bir ailenin ferdi olmasına
karşın, şiirlerinde halkın acılarını kendi acısı bilmiş, onların
çaresizliğini dizelerine dökmüştür.

Feqiyê Teyran’ın şiirlerinde Allah ve din temaları da önemli bir yer tutar. Şiirlerinin
birçoğunda Allah’a ve peygambere övgü vardır. Aynı zamanda Allah ile
kulları, özellikle de bir kul olarak kendisini karşılaştırır. Bu
karşılaştırmaların önemli bir çoğunluğunda Allah’a ulaşmak isteği
vardır.

Feqiyê Teyran’ın şiirlerinin bir bölümünde de
sevgi ve aşk vardır. Allah’a olan inancını aşkla dile getirdiği gibi
gerçek sevgiliye olan aşk da şiirlerinde kendini gösterir. Sevgililerin
hiçbirinin adı şiirlerde geçmez. Ancak bu şiirleri okuyanlar onun kime
aşk ile bağlandığını anlayabilir.

Feqiyê Teyran’ın günümüze ulaşmış eserleri şunlardır: Qewlê Hepsê Reş, Bersîsê Abîd, Şêxê
Sen’an, Kela Dimdim (Dimdim). Bunların yanı sıra her biri kendi başına
birer eser olan şiir ve destanları da vardır. Onları da şu şekilde
sıralayabiliriz: Ay dilê min, Bi çar kerîman, Çiya anî li deştê kir,
Dengbêjê jaran î, Dewran, Dilber, Dilo rabe, Ê bên, Ellah çi zatek ehsen
e, Ey av û av, Ez çi bêjim, Feqe û bilbil, Feqe û Mela, Feqiyê Teyran û
dîlber, Feqiyê Teyran û evîna dila, Feqiyê Teyran û quling, Feqiyê
Teyran û roj, Îro Ji dest hunsa hebîb, Melayê Batê kanê, Mihacir, Qewî
îro zeîfhal im, Yar tu yî.

Kaynak: İlke Haber
Back to top Go down
 
Meleye Ciziri ve Feqiye Teyran
View previous topic View next topic Back to top 
Page 1 of 1

Permissions in this forum:You cannot reply to topics in this forum
 :: Bixêr û bi Ehla! * Welcome! * Hos Geldiniz! :: Şaxsíyedé Kurdan | Kürd Şahşiyetleri-
Jump to: