HomeHome  FAQFAQ  SearchSearch  RegisterRegister  Log in  
Kürd Ulusu'nun Çıkarları; Her Türlü Parti, Kurum, Kuruluş, Örgüt ve Kişilerin Çıkarlarının Üstünde ve Ötesindedir. Her Şey Kürdistan İçin!

Share | 
 

 Kürtler ve İslam

View previous topic View next topic Go down 
AuthorMessage
Admin

avatar

Mesaj Sayısı : 128
Kayıt tarihi : 2010-01-12

PostSubject: Kürtler ve İslam   09.03.11 2:00

Kürtler ve İslam

YASİN CEYLAN: Prof. Dr., ODTÜ, Felsefe

Kürtleri Kürt kimliğinden koparmak için çeşitli yöntemler denendi. Devletçe
yürütülen bu politika, önceleri Kürt diye bir kavmin olmadığı, Kürt
dilinin de birkaç dilden oluşan çakma bir dil olduğu teziyle ortaya
çıktı. Daha sonraları, aynı politika, Kürtlerin aslında Türk kökenli
oldukları ama sonraları değişikliklere uğradıkları iddiasıyla devam
etti. Şimdilerde ise bu süreç, Kürtlerin var oldukları, ancak
dillerinin, sadece söz ve türkülerden ibaret olduğu ve bu dilin kanunen,
“bilinmeyen bir dil” olduğu noktasına geldi. Son zamanlarda ise bu bir
nevi Kürtlüğü imha politikasına, yeni bir halka eklendi: Kürtleri
İslamlaştırmak.

Bu yeni entrika, devletin de desteğiyle, Fethullah
Hoca’nın şakirtleri tarafından gerçekleştiriliyor. Hedef, Kürteli’nde
okul, dershane, TV kanalı ve etüt merkezleri açarak, Kürtleri İslam ve
ümmet birliği adına, kimlik iddiasından vazgeçirmek, Kürt olan tüm
özelliklerden soyutlamak. Tabii, nihai amaç, onları Türkleştirmek. Diğer
taraftan, Diyanet İşleri Başkanlığı’nın, Kürtçeye çevrilmiş Kuranı,
imam ve vaizlerin eline vererek, Kürt illerine salma projesi, bu
entrikanın resmi olan versiyonudur.

Kavmiyetçi ve ırkçı

Burada garip olan husus, Kürtlerin zaten dindar ve muhafazakâr bir halk iken,
onları daha da dindarlaştırmak fikri. Bundan da daha garibi, onları
İslamlaştırmaya çalışanların doğru dürüst Müslüman olmayışları. Onları
kavmiyet asabiyesinden kurtarmaya çalışanların, kendilerinin bizzat
kavmiyetçi ve ırkçı olmaları. Diğer bir garabet ise, Kürt kimliğini
inkâr politikası, bir zamanlar Kemalist doktrinle infaz edilirken, aynı
misyonun bu sefer, İslamcı dalga ile yerine getirilmesidir.

Şunu belirtmek isterim ki, Kürtlere birçok şey öğretebilirsiniz, ama İslam’ı
öğretemezsiniz. İslam’ı Kürtlere, Türkler öğretemeyeceği gibi, Acem ve
Arap da öğretemez. Çünkü Kürtler, Müslümanlığı çok iyi bilir. İslam’a
sadık kaldıkları için, ümmet kardeşliği için, ulus bilincinden
vazgeçtiler. Bu tutumlarından dolayı çok şey de kaybettiler. Çünkü aynı
ümmetin diğer kavimleri, ümmet kardeşliğini bırakıp ırk kardeşliğini
çoktan seçmişlerdi. Lozan Antlaşması müzakerelerinde, Kürt konusu
gündeme geldiğinde, Osmanlı’nın Millet (din) sistemi devreye sokulmuş,
Kürtler ulus olma hakkından mahrum bırakılırken, fiiliyatta ulus
sistemi, Osmanlı vatanında, İttihat ve Terakki’den beri uygulanıyordu.

İslam dinini Kürtlere kimse öğretemez derken, Kürt medreselerini ve Kürt
mollalarını kastediyorum. Medrese ve mollaların Kürt halkı üzerinde
fevkalade etkisi vardı. İslami terbiye esastı. Yaşlıya ve ilim ehline
saygı yaygındı. Namusluluk ve mahremiyete hürmet, bir Kürt gencinde
aranan en önemli vasıftı. Kürt çocuklarına uygulanan ırkçı ve inkârcı
eğitim, onları bu terbiyeden kopardı. Diğer bir faktör göçlerdir.
Yerinden kopup göçmen statüsüne giren Kürt aileler, bu köklü terbiyeden
de uzaklaştırıldılar. Şehirdeki eğitimi de alamayan Kürt gençleri, büyük
şehirlerde, birer serseri mayın gibi, her türlü kirli fiilin failleri
haline getirildiler. Bu vahim durumun müsebbipleri kimlerdir? Kürtlerin
kendileri mi, yoksa onları adam (!) etmeye çalışan efendiler mi?

İsimsiz alimler

Cumhuriyetin kuruluşundan 80’li yıllara kadar, Diyanetin ileri gelen uleması,
diplomasız ama medrese icazetli Kürt mollalardı. İmam hatip okulu
mezunları, ilahiyat mezunları, ancak onlara talebe olabilirlerdi. Sarf,
Nahiv, Fıkıh, Tefsir, Hadis, Belagat ve Fars dilinde onlarla rekabet
etmek mümkün değildi. İlahiyat profesörlerinin bile, bu isimsiz
âlimlerin evlerine gidip onlardan ders aldıklarını bilirim. İsmini
hatırlayamadığım bir yabancı gözlemci, “İslam âleminde bütün din
kitapları imha edilse, Kürt ulemasının hafızasındaki bilgiler, bu kaybı
telafi etmeye yeter” demiştir. İşte Said Nursi! Medrese tahsilini tam
olarak bitirmemesine rağmen, devrinin en önde gelen İslam âlimiydi. Onun
bilgi ve hikmet derinliğine, tüm kadrolarıyla, hangi şakirdi
ulaşabilmiş? Nur Risalelerinde geçen “Kürt” ve “Kürdistan” kelimelerini
kaldırıp yerlerine başka kelimeler koymakla, ümmet kardeşliği yerine
Türk kardeşliğini koyarak, onun davasına ihanet etmiyorlar mı? Bu
kelimeler ne tür Şer’ii bir fetvayla iptal edilir? Nur hareketini siyasi
bir mücadeleye çevirip siyasetin tüm kirliliklerine bulaştırmak, İslam
davasına hizmet midir? Bir İslam idealistinin birinci görevi, çağımızın
vebası olan milliyetçilikle mücadele etmektir. Ancak görünen o ki,
Fethullah Hoca’nın şakirtleri, bu hastalıkla mücadele yerine, onu
benimsemişler. Bununla da kalmayıp İslam dinini onun hizmetine
sunuyorlar.

Günümüzde Irak ve Suriye’de, İslami ilimler alanında en
önde olanlar, yine Kürtler. Kürt halkına ve Araplara İslam dininin
derinliklerini ve hikmetini anlatan onlardır. Türkiye’de yaşayan
Kürtlerin İslami bilgiler alanında aydınlanmaya ihtiyaçları olabilir.
Ama böyle bir görevi, ne ırkçı milliyetçi dindarlar yapabilir ne de
Diyanet’in asimilasyoncu din görevlileri. Bu görevi ancak, ırkı ne
olursa olsun, ümmet kardeşliğine ve ırkların eşitliğine inanan,
milliyetçiliği İslam davasına ihanet sayan, samimi Müslüman bilginler
yapabilir.

Dünyanın birçok ülkesinde okulları olan Fethullah
Hoca’nın adamları, değişik milliyetlere mensup öğrencilere, Türkçe
öğretmekle mi, yoksa İslam’ın temel mesajını vermekle mi övünüyorlar?
Mesela Arapça öğretiyorlar mı? Çünkü İslam âleminin ve İslami bilimlerin
ortak dili Arapçadır; Türkçe, Farsça, Kürtçe veya Urduca değildir.
Afrikalı bir çocuğa Türkçe türkü okutmak İslam’a hizmet mi?

Fethullah Hoca’ya ve şakirtlerine şöyle seslenmek isterim: Eğer Kürtlere de böyle
yaklaşıyorsanız çok yazık. Her şeyden önce din bilgisi konusunda yetkin
değilsiniz. Dinsel olmaktan ziyade, siyasi amaçları olan bir
kitlesiniz. Risale i Nur ile yola çıktınız ama sonradan ondan saptınız.
Mürşidiniz Said Nursi’nin Kürt olmasına tahammül edemediniz. Kürtleri,
diğer Kemalist kardeşleriniz gibi sevmediniz, sevmiyorsunuz.
Sevmediğiniz bir milleti aydınlatmaya, onlara yardımcı olmaya
çalışıyorsunuz. Bu mümkün mü? Siz, bilmediğiniz bir konuda ders
veremezsiniz. Tüm insanların azizliğine inanıyor musunuz? Irkçılığın
bütün semavi dinlere ve insanlığa ihanet olduğunu biliyor musunuz?
Kürtler, bulundukları ulus devletlerin her türlü zulmüne maruz kaldılar.
Onların dostluk elinin gerisinde ne tür desiselerin olduğunu zamanla
öğrendiler. Din kardeşlerinin ellerinde çektiklerini, başka hiçbir
milletten çekmediler. İslam dininin değerlerini öne sürüp kimliklerini
yok etmeye çalıştığınızı anlayacaklardır. Sizden öncekilerin kötü
niyetlerini anladıkları gibi.

Zahiren dini bir dava olarak göstermeye çalıştığınız, ama aslında dinin özünden sapma olan
mücadeleniz, bana, çoğu zaman, çeşitli kıtalarda, yerli kavimleri
Hıristiyanlığa kazandırmaya çalışan misyonerleri hatırlatıyor. Siyah
elbiseler içerisinde, elinde İncil, dini olmayan insanlara, ilahi mesajı
ulaştıran, bir Katolik papazı! Sizin davanız bu papazın davasından ne
derece farklı?

Müslüman bir Kürt’ü kendisiyle eşit görmeyen,
herhangi bir sebeple, kendisini ondan üstün gören bir Türk, bir Arap,
bir Acem gerçek bir Müslüman olabilir mi?

İslam dininin, temel ilahi çağrısına ihtiyaç söz konusu ise, bu çağrıya muhtaç olanlar, yalnız
Kürtler değildir. Türkler, Araplar ve Farslar en az Kürtler kadar bu
ilahi çağrıya muhtaçtır

YASİN CEYLAN:Prof. Dr., ODTÜ, Felsefe

Aktarma- Radikal 2 gazetesi
Back to top Go down
http://serxwebun.forumieren.com
 
Kürtler ve İslam
View previous topic View next topic Back to top 
Page 1 of 1

Permissions in this forum:You cannot reply to topics in this forum
 :: Bixêr û bi Ehla! * Welcome! * Hos Geldiniz! :: Nihêrîne Raman | Bakış Açıları-
Jump to: