HomeHome  FAQFAQ  SearchSearch  RegisterRegister  Log in  
Kürd Ulusu'nun Çıkarları; Her Türlü Parti, Kurum, Kuruluş, Örgüt ve Kişilerin Çıkarlarının Üstünde ve Ötesindedir. Her Şey Kürdistan İçin!

Share | 
 

 Zazalar üzerine notlar

View previous topic View next topic Go down 
AuthorMessage
Sores

avatar

Mesaj Sayısı : 21
Kayıt tarihi : 2010-03-01

PostSubject: Zazalar üzerine notlar   07.05.11 1:02

(Aynı konuda yaklaşık 10 yıl yazdım. Rezaletin her türlüsüne katlanarak yazdığım dönemlerde bir çok kürt benim delirdiğime yada malum düzeysizliği muhatap almaktan zevk duyduğuma hükmediyordu. Aynı şahıs onlarca mahlas kullanıyor, bu mahlaslardan biri yada birkaçıyla dost görünümü veriyor, diğerleriyle yakası açılmadık küfürler savurarak beni çirkefe çekmeye çalışıyor, psikolojik sindirmenin bütün yollarını bende sınıyordu. Sinmedim, aksine her birini deşifre ettim, devlet uzantıları olduklarını kimlikleriyle ortaya koydum. Bugün yerlerinde yeller esiyor. Devletin taktiğidir, paramiliter güçleri elimine edildiğinde düzenli güçlerini öne sürer. İdeolojik alanda da aynı yöntem uygulanıyor. İstisnasız her birini şüpheye yer bırakmayacak şekilde ortaya çıkardığımız sanal tiplemelerin iflasından sonra devletin ilgili birimleri konuya direkt ilgilerini saklamaz oldular.


Bahis mevzuu çarpıklığın hangi odaklarca geliştirilmek istendiğini başından beri biliyorduk. Muarızlarımızı örtülü döğüşmek yerine açıkça ortaya çıkmak zorunda bıraktık. Bugün devletin bakanlar düzeyinde ve de kürtlüğüne başından tavır almış devşirmelerin gerçek kimlikleriyle tavır alması doğru tesbitlerimiz önünde tutunamadıklarının kanıtıdır. Bir hususu asla hatırımızdan çıkarmayacağız. Zazaların kürt olmadığı iddası devletin körüklediği bir dezenformasyondur. Bu tür asılsız iddialar bizzat devletin kendisi yada kürtlerden sağladığı bağlaşıkları tarafından sırf ortalığı bulandırmak için piyasaya sürülmektedir.)

Marr kirdkiyi Med diliyle ilişkilendirir. Minorsky'nin Deylem açıklaması yanlıştır. Sınır komisyonunda çalışan bu Rus diplomatını referans alarak bir dönemler zazaları sadece Deylem'den göçettirmeye çalıştılar. Aksi yazılarımla zazaların Horasan, Sistan, Susa, Gilan, Taberistan bölgelerine yayıldığını, bunun dışında Zagros dağ silsilesinin batısında da önemli yerleşme alanlarına çok eski dönemlerden beri sahip olduklarını ortaya koydum. Deylem'den göçettirme tezinin ayakları havada kaldı ve tutunamadı.

Azzi-Hayaşa bahsi var. Medlerin tarih sahnesine çıkışından 8 yüzyıl öncesine tarihlenir. Etnik bir isimlendirme olan Hayaşa isimlendirmesinin günümüzde Hayastan olarak kendini sürdürdüğünü biliyoruz. Azziler ise bugünkü Gürcistan'ın kuzeyi ile Ukrayna'nın güneydoğusunu kapsayan topraklarda İ.S. 4. yüzyıla kadar devlet olarak varlık sürdürdüler. Azzi devleti tarihi kayıtlarda bir part devleti olarak belirtiliyor. Azak denizine eski haritalarda Az denizi deniyor.

Haldi bahsine gelince; Khaldi yazımı esas alındığında Urartu'nun baştanrısı ile ayniyet arzettiği görülür. Cibran konfederasyonunun iki büyük kolundan biri Halidbeglu diğeri Sekerbeglu'dur. "Beglu" ekinin türkçe olduğu sanılırsa da değildir. Beg sıfatı İrani dillere aittir. "Lu" ise Hititçe aidiyet ekidir. Sözcüklerin esası Halidi ve Sekeran'dır, bazı yörelerde "Ş" ünsüzü ile şekeran şeklinde de telaffuz edilmektedirki hint-avrupalı dillerde s-ş geçişleri son derece olağan ve yaygındır. Beg sözcüğü mîr'le eşanlamlıdır. Önce tanrı sonra kral anlamına gelir. Mîr'in ayrıca güneş anlamına geldiğini de biliyoruz.

Zekertu, Sakawana, Zakistan, Seistan, Sistan, Susa, Sason sözcükleriyle birlikte ele alındığında Sekeran sözcüğünün de Haldi gibi dini ayrışmayı ifade ettiği söylenebilir. Eski inançlarda yer bulmuş çoktanrılılık bağlamında Haldi'nin baba tanrıya, Seker'in oğul tanrıya denk düştüğünü rahatlıkla söyleyebiliriz. Bu analiz sadece Cibri konfederasyonunun eski inançları işaret eden isimler taşıdığını kanıtlamakla kalmaz, aynı zamanda kökende zazalar ile hiçbir ayrılığını olmadığını, Zagrosların batısında tarihin ilk dönemlerinden beri varolduğunu açıklar. Dahası "Şeker Baba" isimlendirmesi ve kutsiyeti tahtında Cibri konfederasyonunun Dersim aşiretleriyle dini ve tarihi bağlarını gözler önüne serer.

Sik, Seg yada Sek kök sözcükleri tanrı anlamına gelmektedir. Dersim aşiretlerinin genel adı "Dusiki" dir ki zazalar arasında yöreye göre Dızgun şeklinde de telaffuz edilmektedir. Her iki sözcük de Dımîli ile anlam birlikteliğine sahiptir. Dı ve du sözcükleri tartışmasız iki olduğuna göre Dusiki isimlendirmesinin iki tanrılılık şeklinde bir düalizme tekabül ettiği açıktır. Dersim inançlarının kökeninde Güneş tapımı olmakla birlikte Ay tapımı da vardır. Baba tanrı da tapım görür, fakat başat tanrı oğul tanrıdır. Oğul tanrı sadece baba Güneş'in değil, aynı zamanda anne Ay'ın oğludur. Bu nedenle ikili bir güce ve soyluluğa sahiptir. Güneş'in adaleti, savaşçılığı, yöneticiliği temsil eden özlelliklerine ilaveten Ay'ın doğuma, ölüme, berekete hükmeden özellikleriyle donatılmıştır. Başat oğul tanrının hem babadan hem anadan aldığı özellikleri konusunda Hint-Avrupalı kavimlerin mitolojileri ittifak halindedirler. Dımılî sözcüğü anlamı itibarıyla iki kutsiyetten türetilmiş tanrısal karakteri doğru tanımlayan dini bir sıfatlandırmadır. Zaza isimlendirmesinde yer alan "Za"nın oğul anlamına geliyor oluşu Dımılî sözcüğüyle mükemmel derecede uyum göstermektedir. Sek yada Seg sözcükleri ayrıca köpek anlamında kullanılmaktadır. Homavarga'nın anlamını eski inançlarda yer bulmuş her tanrının yeryüzünde bir hayvanla sembolize edilmesi itiyadı eşliğinde ele aldığımızda sek'in bir tanrı sıfatı olduğunu söyleyebilecek durumdayız.

Kirdki de köpeğe "kutig" demekteyiz. Kurmancasi "kuçik"tir. Kuta urdu dilinde muhafız anlamında hala kullanılmaktadır. Kutig bugün dilimizde muhafızcık anlamında yer etmiş bir sözcük olup esinini eski tapımdan alan mistik ifade tarzına ve isimlendirmeye tanıklık etmektedir. Aynı şekilde Karakoçan isimlendirmesini kürtçe Qàrkueçon olarak düşünün. Qàrbegon isimlendirmesinden Qàr sözcüğünün baş, zirve, yüce,yüksek anlamına geldiğini biliyoruz. Hitit dilinde de kar sözcüğü yüksek ve baş anlamlarına gelmektedir. Hint-Avrupalı dillerde sıkça rastlanan K-S evrilmesinin sonucu olarak günümüz kürtçesinde ser-sar olarak telaffuz edilmektedir. Tıpkı kentum'un c(s)entum'a dönüşmesi gibi. Qàrkueçon sözcüğü sadece başmuhafızlar anlamına gelmekle kalmıyor, kürtlerin tarihi kayıtlarda "kushan" diye geçen Kuçanî imparatorluğuyla ilgisini ortaya koyuyor. Biz Avrupa yazımını esas alarak kushan (Kuşan) diyelim. Ne gariptirki Kushan impatorluğunun en önemli bileşeni Az devletidir. Bilahare Az devleti imparatorluk yönetimini ele geçirecek ve impatorluğa Az İmparatorluğu denecektir. Baktria, Horasan ve Sistan'ı içine alan Az devleti ile Karadeniz'in Kuzeydoğu sahillerine yayılan Az devleti ve Az denizi arasında en az 1500 km. mesafe var. Bu mesafe sadece zazaların coğrafi yayılmalarına değil tarihte iki ayrı devlet hatta imparatorluk olduklarına tanıklık ediyor. Doğudaki Azzilerin en önemli şehirleri kendilerince kurulan Kabul ve Belh'tir. Hem Belh ismi hem de Kabul'un son hecesi olan bul (yada bil) aynı inanca işaret ediyor. Bermaki (Svedi) zazalarının bir dönemler Belh'i başkent edindikleri sarih bilgisi de extra bir kanıt olarak önümüzde duruyor.

Dûnbulî sözcüğünün başındaki "Dûn" İrani dillerde tohum ve köprü anlamına gelmektedir. Tohumun bir hasattan diğerine köprü işlevi gördüğünü hesaba katarsak esas alınacak anlam köprüdür. Sondaki Bulî ise Nesî (Hitit) tanrısı Pulun'dan başkası değildir. Pala kavminin baştanrısı olarak bu kavim tarafından Pala diye anılmıştır. Asur'da Balath olarak tapım görür. Hellen mitolojisine Apollon olarak geçmiştir. Greklerde Balat versiyonu da vardır. Ancak, Apollon Olympia panteonuna dışardan girmiştir, ithal bir tanrıdır. Sakarya nehrinin eski adının Sangarios olduğunu, Pala kavminin Sangarios nehri boyunca yayıldığını ve ismin Hellenlere Pala dilinden geçtiğini yukarda belirttiğimiz Zeker-Seker isimlendirmeleri ile birlikte dikkate almamız gerekeceği açıktır. Rojkî (Rozîkan) konfederasyonunun iki büyük kolundan biri Bılbasî ismini taşır. Bıl erillik ifade eden, eril tanrıya tapımı simgeleyen bir sıfattır. Hiç tereddütsüz Dûnbulî yada farklı versiyonları eril tohum, eril geçiş anlamına geliyor. Dolayısıyla Dûnbulî, eski inançlarında baba tanrı tapımı ağır basan kavimlerin başat konuma getirdikleri oğul tanrıyı baba özellikleriyle tanımlamada kullandıkları bir isimlendirmedir. Pala yada Pulun sözcüğü aynı zamanda kürtler arasında dini gerekçelerle başlayıp süreç içerisinde gelenek olarak yer etmiş palabıyıklılığın tarihsel popülaritesine de açıklık kazandırmaktadır.

Hewrîlerin(Goran) büyük aşiretlerinden birinin adı Palang'dır. Zazalar gibi Hewrîlerde de dini marjinalleşme yaygındır. Örneğin Kakailerde Ali ilahilik inancı vardır. Oğul tanrıyı öne çıkaran, teslisin genç unsurunu başat tanrı olarak benimseyen tapımın kökleri sanıldığından çok daha eskilere gitmektedir. Hitit, Pala, Mitanni, İskit bahisleri incelenmeden, bu toplulukların inançları doğru kavranmadan kürtlerin kökenine dair nazariye kurgulamak imkansızdır. Bunlardan ilk üçü Zagrosların batısında tarih sahnesine çıkmıştır. İskit bahsi genelde İran tarihiyle ele alınır. Oysa Pala döneminin Sangari'si ve Hitit'in Nevşehir dolaylarını Scania diye isimlendirmesi, yine Hitit kaynaklarının Azzileri görülmezden gelinerek zazaları Zagrosların doğusundan göçettirmek yada ithal etmeye kalkmak her zaman rahatlıkla çürütülecek iddialar olmaktan öte değer taşımaz.

Dûnbulî bahsini yukarda izah etmeye çalıştığım nedenlerden dolayı Musul ve yöresiyle sınırlı tutmamak gerekir. İlaveten Hakkari Dûnbulîleri olduğunu biliyoruz. Herzfeldt Muş sözüğünün etimolojisini açıklarken Muş'un oğul tanrı olduğunu açıklıyor. Muş ayrıca sis, duman anlamlarına geliyor. Gümüş rengiyle benzerlikleri bağlamında anatanrıçaya gönderme yapıldığı açık. Musul'un Asurlular tarafından Ninova diye isimlendirilmesine bakıldığında da yine aynı savaşçı özellikleriyle oğul tanrı çıkar karşımıza. Bir farklaki, Dûnbulîlerde oğul tanrı babasoylu olarak kabul görürken Asurlular oğul tanrıyı ağırlıklı olarak anatanrıça özellikleriyle tanımlayan bir tapım şeklini benimsemiştir.

Bıl, zeker(ar.), kir bir yandan erilliğe işaret ederken diğere yandan kürtlerin etnik ve dini isimlendirmelerinde kök sözcük olarak yer alıyor. Bunlar tesadüf değil.

Şikak, Sekeran, Zıktî, Dusiki, Dımılî, Bilbasî, Dûnbulî aynı kökten türemiş topluluklardır. İsimlerinin arzettiği telaffuz farklılıkları inançlarındaki nüanslarla ilgilidir. Bir inancın aynı milleti oluşturan aşiretlerde farklı algılanması, bu farklılıkların süreç içerisinde gelişerek sektlere dönüşmesi tarihte sıkça rastlanan bir olaydır. Bizlere düşen ayrıntıları yerli yerine oturtmaktır.

Son olarak İzoli bahsine değinelim. İzollar Siverek yöresinde sünni kurmançtırlar, Karakoçan ve Dersim yöresinde alevi kurmanç, Pötürge'de sünni zazadırlar. Son dönemlere kadar Bağdat müzesinde sergilenen Asur hükümdarı II. Adad Nirari'ye (İ.Ö. 912 – M.Ö. 891) ait bir kılıcın üzerinde İzalla yazdığı tesbit edilmiştir. Asur kronikleri İzalla'nın bugünkü Karacadağ olduğunu, Asur sarayının şarap ihtiyacının İzalla çevresindeki bağlardan temin edildiğine dair kayıtlar ihtiva etmektedir. Erol Sever'in 'Süryani Tarihi'nde bu bilgileri rahatlıkla bulabilirsiniz.

İzollar arasında yaygın bir menkibeye göre geçmişte İzollar arasında anlaşmazlık çıkmış, İzollar üç kola ayrılarak göçmişlerdir. Bugün Cebaxçor mıntıkasında İzoli olmadığı söylenebilirse de Karakoçan Cebaxçor'a Xarpet ve Dersîm'den daha yakın. Dağılmış üç kolun konuştuğu farklı lehçeler ve benimsediği dini inançlar bu tür farklılıkların etnik köken ayrıştırmasına dayanak yapılamayacağını net bir şekilde açıklıyor. Haldi ve Sekeran aşiretlerinin incelenmesinden de aynı sonuca varılabilir. Varsayalımki ayrı lehçeleri değil ayrı dilleri konuşuyorlar, etnik köken yine değişmeyecektir.

Sonuç olarak, zazaların bugün yaşadıkları coğrafyadaki varlıkları İran ve Karadeniz kıyılarındaki varlıklarından daha eskidir. Zazaların göçler aracılığıyla yayılmasına açıklık getirilmek istendiğinde göçlerin Transkafkasyadan başladığını söylemek gerekecektir.


cebaxcor.blogspot.com
Back to top Go down
 
Zazalar üzerine notlar
View previous topic View next topic Back to top 
Page 1 of 1
 Similar topics
-
» yeni smiyle eklemek
» Elveda Rumeli dizisinin hatırlattıkları üzerine tarihi anekdotlar üçlemesi
» İndirmek için tıkla kodu
» Widget'leri Forumun Üzerine Almak
» Arkadaşalr forumda üyelerin awatarın gösterildiqi kısım nasıl renkli yaparız

Permissions in this forum:You cannot reply to topics in this forum
 :: Bixêr û bi Ehla! * Welcome! * Hos Geldiniz! :: Nihêrîne Raman | Bakış Açıları-
Jump to: