HomeHome  FAQFAQ  SearchSearch  RegisterRegister  Log in  
Kürd Ulusu'nun Çıkarları; Her Türlü Parti, Kurum, Kuruluş, Örgüt ve Kişilerin Çıkarlarının Üstünde ve Ötesindedir. Her Şey Kürdistan İçin!

Share | 
 

 Kürtçe Üzerine Analiz

View previous topic View next topic Go down 
AuthorMessage
Admin

avatar

Mesaj Sayısı : 128
Kayıt tarihi : 2010-01-12

PostSubject: Kürtçe Üzerine Analiz   13.01.10 22:07

Kürtçe Üzerine Analiz (1)

Ehmed Kurd Arî

Kürtçe hep tartışmalı bir konudur. Bunun temel sebepleri; Kürtçenin çok lehçeli olması, ortak bir alfabesinin olmaması ve Kürtçe’nin, Irak’taki Özerk Kürdistan Bölgesi dışında eğitim dili olmamasıdır. Latin, (Türkiye) Arap (Irak, İran, Suriye) ve Kiril (Rusya, Türkmenistan, Kazakistan) alfabelerinin kullanılması da Kürtlerin, Kürtçe’den ‘tek bir dil’ yaratamamasının sebeplerinden biridir. Tabi temel faktör, Kürtlerin dört ülkenin (Türkiye, Suriye, Irak, İran) sınırları içinde yaşamalarıdır. Hem yaşadıkları ülkelerin yönetimleri tarafından baskı altında tutulan, hem de devletlerin sınırlarından dolayı birbirileriyle ilişki kuramayan Kürtler, dil birliklerini sağlayamamaktadır. Bu durum dil kadar ulusal birliğin de gelişmesini engelleyen bir faktördür. Bu yazıda Kürtçe’nin eksi ve artılarıyla bir analizi yapılacaktır.

Önce Kürtçe’yi tanıyalım. Kürtçe; Hint-Avrupa dil ailesinin batı İran koluna ait bir dildir. Farsça, Urduca, Osetçe, Peştuca ve Tacikçe dilleriyle akrabadır. Bu konuda kanıtlarımız şunlardır:

a) Kürtçe’nin Hint-Avrupa dil ailesi içinde bulunduğunun temel kanıtı, Kürtçe’nin bükümlü (çekimli) bir dil olmasıdır. Kelimeler ek aldıklarında ya da tamlama yapıldığında, kelime köklerinde değişiklik olur. Fiiller de zamanlara göre çekildiklerinde bükülmeye uğrarlar. Eğer bu özellik varsa dilin Hint-Avrupa dil ailesinden olduğu kesinleşiyor. (Ayrıca Sami dillerinde büküm özelliği vardır.) Bunun için Türkçe-Kürtçe karşılaştırması yapacağız.

Kürtçe’nin Hint-Avrupa dil ailesi içinde bulunduğunun temel kanıtı, Kürtçe’nin bükümlü (çekimli) bir dil olmasıdır. Kelimeler ek aldıklarında ya da tamlama yapıldığında, kelime köklerinde değişiklik olur. Fiiller de zamanlara göre çekildiklerinde bükülmeye uğrarlar. Eğer bu özellik varsa dilin Hint-Avrupa dil ailesinden olduğu kesinleşiyor. (Ayrıca Sami dillerinde büküm özelliği vardır.) Bunun için Türkçe-Kürtçe karşılaştırması yapacağız.

Kürtçe: şivan, diran, bajar, zilam, xulam, beran gibi kelimelerle tamlama yapıldığında kelime kökü bozulmaya uğrar. İkinci hecede bulunan ‘a’ harfi ‘ê’ olur.

Tamlamalar: Darê şivên, êşa dirên, kolanên bajêr, destê zilêm, simbêlê xulêm, qloçê berên gibi.

Türkçesi: çoban, diş, şehir, adam, uşak, koç.

Tamlamalar: Çobanın değneği, Dişin acısı, şehrin caddeleri, uşağın bıyığı, koçun boynuzu. Görüldüğü gibi aynı kelimelerin Türkçeleriyle tamlama yapıldığında kelime köklerinde herhangi bir bozulma olmuyor.

Almanca’da da aynı özellik vardır. Ama bu dilde kelimeler çoğul hale getirildiğinde kelime köklerinde değişiklik olur.

Örneğin: Buch, Mann, Blatt, Stuhl, Sohn, Ball (Kitap, Adam, Kağıt, Sandalye, Oğul, Top) kelimeleri çoğul hale gelince sesli harfleri değişikliğe uğrar: Bücher, Männer, Blätter, Stühle, Söhner, Bäller. (Kitaplar, Adamlar, Kağıtlar, Sandalyeler, Oğullar, Toplar).

Görüldüğü gibi büküm olayı farklı şekillerde hem Kürtçe’de hem de Almanca’da vardır ama Türkçe’de yoktur.

Fiil için ise şöyle bir örnek verebiliriz;

Kürtçe: Tu dibînî, Tê bibînî, te dît, te dîtibû, te ditibaya, tu nabînî (kelime kökü ‘dît-in’). Türkçe: sen görüyorsun, sen göreceksin, sen gördün, sen görmüştün, sen görseydin, sen görmüyorsun. (kelime kökü ‘gör-mek’)

Almanca: du siehst, du werde sehen, du sah, du hast gesehen, du würde sehen, du siehst nicht. (kelime kökü ‘seh-en’).

Kürtçe ve Almanca dillerinde, fiildeki bozulma net olarak görülmektedir.

Bükümle ilgili son örnek ise zamirlerdir. Kürtçe’de şahıs zamirleri, iyelik (sahiplik) zamirlerine döndüklerinde bükülmeye uğrarlar. Bu bükülme sonucunda kelimeler tamamen değişikliğe uğrayabilirler. Burada Türkçe, Kürtçe ve İngilizce karşılaştırması yapacağız.

Kürtçe şahıs zamirleri: Ez, Tu, Ew, Em, Hûn, Ew.

İyelik zamirleri: Min, Te, Wî (eril), Wê dîşil), Me, We, Wan.

İngilizce şahıs zamirleri: I, You, He (eril), She (dişil), It (cansız-hayvan), We, You, They. İyelik zamirleri: My, Your, His (eril), Her (dişil), Its (cansız-hayvan), Our, Your, Their.

Türkçe şahıs zamirleri: ben, sen, o, biz, siz, onlar.

İyelik zamirleri: Benim, Senin, Onun, Bizim, Sizin, Onların.

(Türkçe’de şahıs ve iyelik zamirleri arasında kelime bozulması yoktur. Kelimelere sadece iyelik ekleri getirilmiş ve kök korunmuştur.) Kürtçe ve İngilizce’de ise şahıs ve iyelik zamirleri arasında kelime bozulması vardır. Bükülme meydana gelmiştir.)

Bükülme özelliği; Kürtçe’nin, Hint-Avrupa dil ailesi içinde bulunduğuna en güçlü kanıttır.

b) Kürtçe ve Farsça arasında zamirler, sayılar ve bazı eylemler ile çok sayıda kelime aynıdır.

Kürtçe ve Farsça arasında zamirler, sayılar ve bazı eylemler ile çok sayıda kelime aynıdır.

Farsça ve Kürtçe arasındaki benzerlikler;

Kürtçe sayılar: yek, du, sê, çar, penc, şeş, heft, heşt, neh, deh.

Farsça sayılar: yek, do, se, cehar, penc, şeş, heft, heşt, noh, deh.

Türkçe sayılar: bir, iki, üç, dört, beş, altı, yedi, sekiz, dokuz, on.

Kürtçe zamirler: ez, tu, ew, em, ew, wana.

Farsça zamirler: men, to, u, ma, şoma, işan

Türkçe zamirler: Ben, sen, o, biz, siz, onlar

Benzer gün isimleri:

Kürtçe gün isimleri: yekşem, duşem, sêşem, çarşem, pencşem, în, şemî.

Farsça gün isimleri: yekşenbe, doşenbe, seşenbe, çaharşenbe, pencşenbe, come, şenbe.

Türkçe gün isimleri: Pazar, Pazartesi, Salı, Çarşamba, Perşembe, Cuma, Cumartesi. Benzer

Bazı fiiller:

Kürtçe: temam kirin, kar kirin, dîtin, xwestin, şuştin, firotin, xwendin, pirsîn, lerizîn, kirin, dan.

Farsçaları: temam kerdan, kar kerdan, didan, hastan, şostan, foruhtan, handan, porsidan, larzidan, kerdan, dadan.

Türkçeleri: Tamamlamak, çalışmak, görmek, istemek, yıkamak, satmak, okumak, sormak, titremek, yapmak, vermek.

Benzer bazı isimler:

Kürtçe; Roj, Mêr, Zer, Hefte, xalti, sal, zivistan, ezman, meh, pivaz, dijmin gibi.

Farsça: Ruz, Merd, Hefte, khale, sal, zemestan, aseman, mah, piyaz, doşman.

Türkçe: Gün, Erkek, Sarı, Hafta, Tavşan, Yıl, Kış, Gökyüzü, ay, soğan, düşman.

Tüm bunlara bakarak ‘Kürtçe aslında Farsça’dır’ denilebilir ama iki dil arasındaki büyük ayrım şudur. Kürtçe’de erillik dişillik vardır. Yani tüm kelimelerde cins ayrımı. (Almanca, Fransızca ve İngilizce yani diğer bir çok Hint-Avrupa dilinde olduğu gibi). Ama Farsça’da bu yoktur. Bu yüzden Kürtçe Farsça’dan ayrılır. Kürtçe’de kadınlardan bahsederken ‘a’ eki, erkeklerden bahsederken ise ‘ê’ eki kullanılır.

Mesela Birayê min: Benim kardeşim (Bira:Kardeş, Min: Benim, ê: erillik eki)

Xwişka min: Benim kızkardeşim (Xwişk: Kızkardeş, Min: Benim a: dişillik eki)

Bu tüm kelimelerde geçerlidir. Çavê min: Gözüm, Bejna min: Boyum, Pirtûka min: Kitabım, Gundê min: köyüm v.b.

(Ayrıca Rus Kürdolog Vlademir Minorsky, Kürtçe ve Farsçanın birbirlerinden ayrı ve bağımsız diller olduğunu söyleyerek bu ayrılıkları beş başlık altında toplar: 1) Fonetik bakımdan: Kürt dilinin fonetiği Farsçanınkinden ayrıdır. 2) Ses değişmeleri: Farsça ve Kürtçede bulunan ortak kelimeler ses bakımından büyük bir değişime uğramışlardır. 3) Şekil ayrılıkları: Zamirlerden tutalım fiil çekim ve bükümlerine, aitlik takılarından isim tamlamalarına kadar birçok ayrılık mevcuttur. 4) Söz dizimi farkları. 5) Kelime ayrılıkları.)

c) Kürtçe’de, diğer Hint-Avrupa grubu dillerde de olduğu gibi, yüklem bazen sonda bazen de ortada olur. Ama Türkçe’de yüklem genelde sondadır. Burada hem Türkçe-Kürtçe karşılaştırması hem de Kürtçe-Almanca karşılaştırması yapacağız.

Kürtçe’de, diğer Hint-Avrupa grubu dillerde de olduğu gibi, yüklem bazen sonda bazen de ortada olur. Ama Türkçe’de yüklem genelde sondadır. Burada hem Türkçe-Kürtçe karşılaştırması hem de Kürtçe-Almanca karşılaştırması yapacağız.

Örneğin; Ez diçim malê: Ben eve gidiyorum. Diçim: Gidiyorum. (Burada görüldüğü gibi fiiller farklı yerlerde bulunur).

Min av vexwar: Ben su içtim. Vexwar: İçtim. (Burada ise fiil her iki dilde de sondadır). Örneklerden de görüldüğü gibi Türkçe’de devrik cümle kurulmadığı sürece fiil sondadır. Ama Kürtçe’de bu durum fiilden fiile farklılık gösterir.

Kürtçe-Almanca için örneğin: Ez diçim malê: Ich gehe nach Hause diçim:gehe (Her ikisinde de fiil ikinci sıradadır) Min av vexwar: Ich habe das Wasser getrunken: vexwar: getrunken.

Ama elbette Almanca ve Kürtçe aynı diller değil, aynı dil grubundaki dillerdir. Farklılıklar da vardır. Mesela: ich mache Essen: Ez xwarin çêdikim: Ben yemek yapıyorum. Mache: çêdikim: yapıyorum. Türkçe’de fiilin sürekli sonda olması ama Kürtçe ve Almanca’da fiilin hem ikinci sırada hem de sonda olabilmesi bizim için bir veridir.

d) Kürtçe’nin Hint-Avrupa dil ailesine mensup olduğunu kanıtlayan bir başka kanıt, eklerin hem sondan hem de baştan kelimelere eklenebilmesidir. Ama Türkçe’de bilindiği gibi ekler sadece sondan eklenir.

Kürtçe’nin Hint-Avrupa dil ailesine mensup olduğunu kanıtlayan bir başka kanıt, eklerin hem sondan hem de baştan kelimelere eklenebilmesidir. Ama Türkçe’de bilindiği gibi ekler sadece sondan eklenir.

Mesela: göz, gözetmek, gözlük, gözü, gözsüz, göz ile, gözde gibi... Burada kelimelerin kökü ‘göz’ hep başta bulunur.

Kürtçe’de ise ekler kelimeye şu şekillerde gelir. Aynı kelimeleri ele alırsak: Çav, raçav kirin, berçavk, çava, bêçav, bi çavan, di çav de. Burada kelimelerin kökü ‘çav’ bazen sonda bazen de başta bulunur.

İngilizceleri: eye, make eyes, eyeglasses, eye, eyeless, with eye, in eye.

Görüldüğü gibi İngilizce kelimelere de gelen ekler bazen sonda bazen de başta bulunur.

e) Bazı kelimeler, Hint-Avrupa dil ailesi dillerinin çoğunun içinde küçük değişikliklerle bulunur. Bu evrensel veri, Kürtçe’nin Hint-Avrupa dil ailesi içinde olduğununu kanıtlayan son kanıtımızdır.

Bazı kelimeler, Hint-Avrupa dil ailesi dillerinin çoğunun içinde küçük değişikliklerle bulunur. Bu evrensel veri, Kürtçe’nin Hint-Avrupa dil ailesi içinde olduğununu kanıtlayan son kanıtımızdır.

Mesela:

Erd (Kürtçe), Erde (Almanca), Earth (İngilizce), Eradi (Farsça), Terra (Fransızca), Yeryüzü (Türkçe).

Stêrk (Kürtçe), Stern (Almanca), Star (İngilizce), Sitare (Farsça), Astre (Fransızca), Yıldız (Türkçe).

Du (Kürtçe), Zwei (Almanca), Two (İngilizce), Do (Farsça), Deux (Fransızca), İki (Türkçe).

Hebûn (Kürtçe), Haben (Almanca), Have (İngilizce), Hestem (Farsça), Avoir (Fransızca), Olmak, Sahip olmak (Türkçe).

Tu (Kürtçe), Du (Almanca), You (İngilizce), To (Farsça), Tu (Fransızca), Sen (Türkçe).

Min (Kürtçe), Mein (Almanca), My (İngilizce), Men (Farsça), Mon (Fransızca), Benim (Türkçe).

Na (Kürtçe), Nein (Almanca), No (İngilizce), Ne’kher (Farsça), Non (Fransızca), Hayır (Türkçe).

Milyon (Kürtçe), Million (Almanca), Million (İngilizce), Melyun (Farsça), Millions (Fransızca), Milyon (Türkçe).

Bet (Kürtçe), böse (Almanca), Bad (İngilizce), bed (Farsça), Mauvais (Fransızca), Kötü (Türkçe).

Nav (Kürtçe), Name (Almanca), Name (İngilizce), Nam (Farsça), Nom (Fransızca), İsim (Türkçe).

Nû (Kürtçe), Neu (Almanca), New (İngilizce), Nev (Farsça), Nouveau (Fransızca), Yeni (Türkçe).

Heşt (Kürtçe), Acht (Almanca), Eight (İngilizce), Haşt (Farsça), Heut (Fransızca), Sekiz (Türkçe).

Neh (Kürtçe), Neun (Almanca), Nine (İngilizce), Noh (Farsça), Neuf (Fransızca), Dokuz (Türkçe).

Mêr (Kürtçe), Mann (Almanca), Man (İngilizce), Merd (Farsça), Mâle (Fransızca), Erkek (Türkçe).

Derî (Kürtçe), Tür (Almanca), Door (İngilizce), Der (Farsça), Porte (Fransızca), Kapı (Türkçe).

Kürtçe’nin Hint Avrupa dil ailesinin batı İran koluna mensup olduğu, Kürtlerin de Ari kökenli oldukları yaygın kabul gören değerlendirmedir. İslamiyetten önce İran’da Zerdüştlüğün resmi din olduğu ve Kürtler, Farslar, Afganlar ve Peştuların büyük bir kısmının Zerdüşt dinine inandıkları bilinmektedir. Hala Kürtlerden Yezidi dinine inananlar arasında Zerdüştlüğün izleri vardır. (güneşe dönüp dua etme, güneşin kutsallığı, isimlerinin İran’daki Yezd kentinden gelmesi ve bu kentin hala Zerdüştlerin yaşadığı bir kent olması) Zerdüştlükte Güneş ve ay kutsaldır. Yine Kürt olan Aleviler de hala ateş suyla değil külle söndürülür yani ateş kutsal kabul edilir. Zerdüştlüğün diğer adının ‘ateşe tapmak’ olduğu bilinmektedir. (Sunni olmamıza rağmen küçükken annemin ateşi suyla söndürürken sürekli dua okuduğunu hatırlarım) İran, Pakistan ve Hindistan’ın bazı kesimlerinde hala Zerdüşt dinine inananlar mevcuttur. Zerdüştlüğün sadece Ari ırkına mensup insanlar arasında yayıldığı görüşü vardır. Türklerin islamiyet öncesi şamanist, Ermenilerin Hristiyan, Arapların da putperest olması bu görüşü destekler kanıtlardır. Yani Zerdüştlük sadece Ari ırkı arasında yayılmış bir dindir diyebiliriz. Bu da Kürtlerin Ari ırkına mensup olduğunu kanıtlayan başka bir bulgudur.

Not: Bazı kesimlerin hala kafalarını kuma gömerek, ‘Kart Kurt’ ve ‘Kürtler dağlı Türklerdir’ tezlerini de tam olarak çürütmek için bu analizde Türkçe Kürtçe karşılaştırması da yapılmıştır.

Kaynaklar: http://tr.wikipedia.org, www.google.com.tr, Bazil Nikitin-Kürtler

Kürtçe Üzerine Analiz (2)

Birinci yazımda Kürtçe’nin, Hint-Avrupa dil ailesi içinde bulunduğunu kanıtlarla göstermiştim. Bir çok yerde ‘Kürtçe aslında Farsça’dır’ veya ‘Kürtçe; Arapça, Farsça veya Türkçe’den alınan kelimelerle oluşturulmuş toplama bir dildir’ gibi saçma ötesi saldırılara uğrayan Kürtçe’nin kendi başına özgün bir dil olduğunu net olarak ortaya koymuştum. Gerçi bu saldırıları yapanlara sadece İtalyanca, İspanyolca ve Portekizce örneğini vermek yeterlidir. Dünyada üç ayrı dil olarak kabul edilen bu dillerin üçü de Latince’den türemiştir. İtalyanlar, İspanyollar ve Portekizlilerin birbirini belli oranda anladıklarını da belirtelim. Buna rağmen kimse İtalyanca, İspanyolca veya Portekizce diye diller yoktur, bunlar aslında Latince’dir demiyor. Hatta kimse, bu insanlar büyük oranda birbirilerini anlıyorlar demekki üç dil birdir de demiyor. Neden? Çünkü İspanyolların, Portekizlilerin ve İtalyanların devletleri var. Yani güçleri var. Ama aslında bu üç dil büyük oranda aynıdırlar. İşte aynı durum Kürtçe için de geçerlidir. Kürtçe ile Farsça arasında benzerlikler vardır. Her iki dilin Avesta’nın yazıldığı dilden türemelerinin yanı sıra Kürtçe’nin Farsça’dan veya Farsça’nın Kürtçe’den türemesi de ihtimal dahilindedir. Çünkü Farslar da Kürtler de Ari kökenli iki halktır. Dilleri ve kültürleri de benzeyebilir. Ama Kürtçe ve Farsça arasında benzerliğin olması (Tıpkı İtalyanca, İspanyolca ve Portekizce arasındaki benzerlik gibi) bu iki dilin bir olduğunu göstermez. Benzer iki dilin bir olduğunu iddia etmek, ancak bir karalama kampanyası olabilir. Çünkü Kürtçe ile Farsça arasında erillik dişillik, gramer, telafuz, tamlama yapma şekli, kelimeden kelime türetme ekleri ve daha bir çok konuda farklılıklar vardır. Yani Farsça ve Kürtçe benzerlikleri olan özgün iki ayrı dildir

Medler, Karduklar, Guttiler, Hurriler ve Mittanilerden günümüze kadar, Kürtlerin konuştuğu Kürtçenin tartışılacak bir tarafı yoktur. Tartışılması gereken tek şey Kürtçe’ye saldıranların ve Kürtçe’den korkanların ruh hali ile niyetleridir. Kürtçe ve Kürtler üzerine ahkam kesenlerin yapması gereken öncelikli şey, 13. yy’da Selçuklu Sultanı Sencer’in Kürtlerin yaşadığı bölgeye ‘Kürdistan’ ismini vermesini anlamaktır. Yine aynı kişilerin, Osmanlı Padişahı Abdülhamit’in 1847 yılında (Mîr Bedîrxan isyanından sonra) tekrar Kürdistan ismini Kürtlerin yaşadığı bölgeye vermesini anlamaları gerekmektedir. Kendi ataları olan Selçuklu ve Osmanlı’nın kabul ettiği Kürt ve Kürtçe gerçeğini kendilerinin de kabul etmekten başka çareleri yoktur. Kürtlerin de anlaması gereken gerçek şudur. Kürtlerin dilinin, kültürünün, kökeninin ve varlığının tartışma konusu olmaktan çıkması için güç olmaları şarttır. Tıpkı İtalyan, İspanyol ve Portekizliler gibi devlet ve güç olmak zorundadırlar. Bugün kimse İtalyan, İsyanyol ve Portekizlilerin kökenini ve dilini (dilleri büyük oranda aynı olmasına rağmen) tartışmıyor. Neden? Çünkü İtalya, İspanya ve Portekiz diye devletler var. Kürtlerin bunu, yani devlet gerçeğini iyi anlamaları gerekmektedir. Gerçi çok uzağa gitmeye gerek yok, İran’a bakmak da yeterlidir. Bugün Kürtçe, Urduca, Peştuca ve Tacikçe ile benzer olan Farsça’yı kimse tartışıyor mu? Farsça veya Farslara, Kürtlere saldırıldığı gibi saldırılıyor mu? Hayır. Bunun nedeni de Farsların devleti, yani güçlerinin olmasıdır. Bu noktayı iyi görmek lazım. Kürtlerin dilinin ve varlığının tartışma konusu olmaktan çıkması için bir an önce birlik olup, kendi güçlerini (yani devletlerini) kurmaları zorunludur. Tüm Kürtler bir çatı altında birleşip kendi dillerini ve kültürlerini araştıracak güce kavuştuklarında, kendi dillerini eğitim ve bilim dili yaptıklarında, ekonomik, askeri, bilimsel, toplumsal ve dil birliklerini sağladıklarında, yani dünyada güç olduklarında kimse Kürtlerin dilini ve varlığını tartışmaya cesaret edemeyecektir.

Bu yazıda, Kürtçe’nin zenginliği denilse de dil birliği önündeki en büyük engel olan lehçeler ve dil birliği üzerinde duracağım. Kürtçe’nin dil birliğinin olmamasının öncelikli sebebi lehçelerdir. Aslında dünyadaki tüm dillerde lehçeler ve ağızlar vardır. Bu tüm diller için doğal bir durumdur. Tüm dillerde aynı zamanda dil birliği de vardır ama Kürtçe’de dil birliği yoktur. Peki Kürtçe’de neden dil birliği yoktur? Çünkü, Kürtçe’nin ‘Yüksek Kürtçesi’ yoktur. Yani tüm lehçeleri kapsayan ve her lehçeyi konuşan Kürtlerin anlayabileceği üst ortak Kürtçe yoktur. Mesela Türkçe’de Ege Türkçesi, Karadeniz Türkçesi, Trakya Türkçesi gibi lehçeler veya şiveler vardır. Bu kişiler birbirileriyle karşılaştıklarında eğer kendi lehçelerini konuşurlarsa birbirilerini anlamazlar. Ama bunların imdadına resmi Türkçe yetişir. Çünkü tüm bölgelerde yaşayanların anladığı üst Türkçe vardır. Bu eğitim, basın yayın, edebiyat, ekonomi dili olan İstanbul Türkçesidir. Yani devletin resmi Türkçesidir. Yine Almanca’ya baktığımızda İsviçre, Almanya ve Avusturya’nın lehçeleri farklıdır. Mesela Almanlar İsviçre Almancası ile Avusturya Almancasını iyi anlamazlar. Ama yine burada da İsviçreli, Avusturyalı ve Almanların imdadına Hoch Deutsch yetişir. Yani her üç ülkede de eğitim, basın yayın, edebiyat ve resmi dil olan Yüksek Almanca.

İşte Kürtlerin de ihtiyacı olan şey Yüksek Kürtçe’dir. Tüm lehçeleri konuşan Kürtlerin anlayacağı ve resmi olarak kullanacağı üst Kürtçe’ye ihtiyaç vardır. Bu olmadan Kürtçe’nin birliği sağlanamaz. Oluşturulacak yüksek Kürtçe, eğitim, basın yayın, edebiyat ve diğer tüm alanlarda kullanılacaktır. O zaman lehçeler zenginlik olur ve Kürtçe’nin dil birliği önündeki engel olmaktan çıkarlar. Ama günümüzde lehçeler dil birliği önündeki en büyük engeldirler. Bunun en bariz örneği Irak’taki Federal Kürdistan bölgesinde yaşandı. Geçtiğimiz Nisan ayında, Dohuk kentindeki okullarda Kurmancî resmen yasaklanırken Sorani lehçesi resmi eğitim dili olarak kabul edildi. Dohuk Valiliği tarafından yayınlanan genelgede Kurmancî lehçesinde eğitim yapılması yasaktır, buna izin verilmeyecektir' denildi. (Türkiye’nin Kürtçe yasağına ne kadar benziyor değil mi!) Bu örnek lehçelerin Kürtçenin dil birliği önünde ne denli büyük engel olduklarını gözler önüne seriyor. Daha da önemlisi lehçeler arasında nasıl bir mücadelenin olduğunu (birbirini yasaklamaya varan derecede) ve giderek lehçelerin ayrı bir dil gibi görülmeye başlandığını gösteriyor. Çünkü yasak kararına tepki gösteren kesimler ise Soranî’nin yeni bir lehçe olduğunu ve daha köklü olan Kurmancî’nin eğitim dili olması gerektiğini dile getirdiler. Kimse gelin iki lehçeyi birleştirip ortak bir dil kuralım demiyor yani! Herkes kendi lehçesini hakim kılma derdinde.

Bu bilgiler ışığında Kürtçe’nin lehçelerini ele almaya çalışacağım. Öncelikle yaptığım araştırmalarda Kürtçe’nin üç lehçesi nettir. Ama dördüncü lehçesi tartışmalıdır. İlk üç lehçe olarak Kurmancî, Soranî ve Zazakî tartışmasız herkesim tarafından kabul edilmektedir. Ama dördüncü lehçede fikir birliği yoktur. Dördüncü lehçe için üç isim geçmektedir. Bunlar; Goranî, Kelhûrî ve Lurî’dir. İstanbul Kürt Enstitüsü, Zazakî ve Goranî’yi bir lehçe kabul edip Lurî’yi dördüncü lehçe sayarken, bazı araştırmacılar da Goranî veya Kelhûrî’yi (Hewramî) dördüncü lehçe saymaktadırlar. Dilbilimci Zana Farqînî, Özgür Politika’daki bir makalesinde Kürtçeyi; Kurmancî, Soranî, Zazakî, Loranî ve Goranî olarak beşe ayırmaktadır. Şerefname’de ise Şerefxanê Bedlîsî Kürtçe’yi Kurmanc, Lor, Kelhur ve Goran olarak dörde ayırmaktadır. (Şerefname yazılırken Soranî lehçesi daha ortaya çıkmamıştı. 1597 )

4 lehçe mi 5 lehçe mi ya da dördüncü lehçesi hangisi diye ortada bilgi kirliliğinin bulunmasının suçu Kürt dil kurumlarındadır. Bugün; İstanbul, Diyarbakır, Paris, Berlin, Stockholm, Brüksel, Washington, Tahran ve Süleymaniye’de Kürt Enstitüleri vardır. Peki bu dokuz enstitü ne yapmaktadırlar? Eğer Kürtçe’nin kaç lehçesinin olduğunu bile araştırıp kendi sitelerinde açıklayamıyor, tüm lehçeleri kapsayan bir üst Kürtçe için çalışma yürütmüyor, Arap, Latin ve Kiril alfabeleri yerine tek alfabeye geçişi sağlayamıyorlarsa yani Kürtçe’nin dil birliği için uğraşmıyorlarsa ne yapıyorlar? (Ben sitelere baktım davet ve kutlamalar ile her enstitünün kendisiyle ilgili haber arşivinden başka bir şey bulamadım. Ayrıca bir iki araştırma var ama bunlar Kurmancî lehçesi üzerine. Soranî, Zazakî veya diğer lehçelerle ilgili tek araştırma bile yok. Lehçeler üzerine gerekli bilgileri ancak batılı araştırmacıların verilerinden topladım. Yani biz Kürtler kendi lehçelerimizi bile araştırmaktan aciz durumdayız. )

Ben tüm bu negatif duruma karşın yine de Kürtçe’yi dört lehçeye ayırıp biraz açıklamaya çalışacağım. Kürtçe; Kurmancî, Soranî, Zazakî ve Goranî olarak dört lehçeye ayrılır. (Kelhûrî, Lurîyi de Goranî olarak adlandıracağım.)

Kürtçe’nin dört lehçesinin olmasının sebepleri:

A - Aşiretsel yapı: Kürtler eskiden beri hayvancılıkla uğraşan göçebe (Koçerî) bir toplumdur. Sürüler ve yaylalar Kürtler için hayatidir ve bunlara göre aşiretsel bir yapı vardır. Bu aşiretsel yapı sürü ile otlaklara göre şekillenir ve aşiretin korunması için tüm komşu aşiretlerle savaşmak gerekir. Yaşamsal olan aşiretsel yapının devamıdır ve her aşiret kendi varlığını herşeyin üstünde görür. Her aşiret birer küçük devlettir yani. Aşiret reisi de (Mîr) ‘her sözü kanun olan’ bir diktatördür. Her aşiret reisinin emrinde silahlı adamları vardır. Bu nedenle Kürt aşiretler arasında sürekli kavgalar, ölümler olmuş ve bir birlik kurulmamıştır. Toplumsal bir birlik kuramamanın doğal sonucu olarak da; dil, alfabe ve gramer birliği yoktur. Günümüzde aşiretsel yapı bazı yerlerde hayvancılığa bağlı, bazı yerlerde ise topraga bağlı olarak devam etmektedir. Aşiretsel yapı için, ‘Kürtlerin kırsal ve ilkel genetik kodudur’ diyebiliriz. Kürtlerin şehirleşmesi ve modernleşmesi için aşiret yapısının bitmesi şarttır.

B – Kürtçe’nin eğitim dili olmaması: Eğitim dili olmayan tüm dillerde yerel unsurların baskın olması normal bir durumdur. Kürtçe’de de benzer bir durum vardır. Standart bir dille eğitim olmadığı için kim nasıl biliyorsa öyle Kürtçe konuşmaktadır. Bu yüzden şehirden şehire, ilçeden ilçeye hatta köyden köye Kürtçe konuşmalarda büyük farklılıklar olmaktadır. Bu da çok lehçe ve ağız olmasının bir sebebidir.

C – Kürdistan’ın dört ülke arasında bölünmüş olması: Bu durum Kürtçe’nin çok lehçeli olmasının en büyük sebeplerinden birisidir. Çünkü Irak ve Suriye’de, Kürtçe Arapça etkisi altında, İran’da, Farsça etkisi altında ve Türkiye’de, Türkçe etkisi altındadır. Zamanla Kürtçe bu resmi dillerden etkilenmekte, kelime alıp vermekte ve o dillere göre şekillenmektedir. Böylece Türkiye’de Kürtçe Türkçeyle benzeşmekte, Suriye ve Irak’ta Arapçayla benzeşmekte, İran’da da Farsçayla benzeşmektedir. Bunun en bariz göstergesi de Kürtçe’nin üç alfabesinin olmasıdır. Kürtçe; İran, Irak ve Suriye’de Arap alfabesi, Türkiye’de Latin alfabesi ve Rusya’ya yakın yerlerde ise Kiril alfabesiyle yazılmaktadır. Tüm ülkelerin Kürtçe ve Kürtler üzerindeki yasak, baskı ve asimilasyon çalışmaları da Kürtçe’nin hem gelişimini hem de standartlaşmasını engelleyen temel faktörlerden biridir.

D – Tüm lehçeleri kapsayan Yüksek Kürtçe’nin olmaması: Bu durum Kürtçe’nin çok lehçeli olmasının hem bir sebebi hem bir sonucudur. Yani eğer Yüksek Kürtçe olsaydı zaten Kürtçe’de çok lehçe olmazdı ama eğer Yüksek Kürtçe olsa yine Kürtçe’nin çok lehçeli parçalı görüntüsü ortadan kalkar. Bugün Kürtçe, üç alfabe, 4-5 lehçe ve 4-5 tane yabancı dile göre konumlanmak zorundadır. Ama eğer Yüksek Kürtçe oluşturulursa, tüm lehçeler kendini Yüksek Kürtçe’ye göre konumlandıracak, lehçeler arasındaki gramer ve ifade uçurumları ortadan kalkacak, lehçeler birbirine yaklaşacak, Kürtçe’ye yabancı dillerin etkisi minimize edilecek ve tek alfabe, tek gramer, tek dil yaratılabilecektir.

Şimdi de Kürtçe’nin belli başlı dört lehçesine bakalım:

Kurmancî: Dünya’da en çok konuşulan Kürtçe lehçesidir. Türkiye, Irak, Suriye ve Rusya’da bu lehçeyi konuşan Kürtler yaşamaktadır. (15-20 milyon arası) . Kurmancî konuşanlar içinde Sünni, Alevi ve Yezidi olanlar vardır. Eğitim, edebiyat, kültür-sanat ve basın yayın alanında Soranî ile beraber en gelişmiş lehçedir. Bu lehçede ilk yazılı eserler, Bitlis miri Şerefhan’ın yazdığı Şerefname (1597), Ahmedê Xanî’nin yazdığı Mem û Zîn (17. yy), Feqiyê Teyran’ın yazdığı Hespê Reş (17.yy), Melayê Cizîrî’nin yazdığı Dîwan (18. yy) olarak kabul edilir. Bu lehçe Kürtler (islamiyeti kabul ettikten sonra) uzun yıllar Arap alfabesiyle yazılmıştır. Osmanlı döneminde, medreselerde dini eğitim bu lehçede verilmiştir. 1950 yılında Celadet Bedirhan, Kurmancî için ilk latin alfabesini hazırlamış ve o tarihten beri Kurmancî, latin harfleriyle yazılmaktadır. Günümüzde Kurmancî, sadece Kuzey Irak’taki Federal Kürdistan bölgesinde, ilköğretimden üniversiteye eğitim dilidir.

Soranî: Dünya’da, Kurmancî’den sonra en çok konuşulan Kürtçe lehesidir. İran ve Irak’ta bu lehçeyi konuşan Kürtler yaşamaktadır. (5-8 milyon arası) Soranî 17. yy’da Irak’ın Soran bölgesindeki Erdelan Beyliği’nin kendi konuştukları Kürtçe ağzını resmi dil ilan etmesiyle ortaya çıkmıştır. Soranî konuşanların geneli Sünni’dir. Soranî, Kuzey Irak’taki Federal Kürdistan bölgesinde, ilköğretimden üniversiteye eğitim dilidir. (Kurmancî konuşanların yaşadıkları yerlerde eğitim Kurmancî, Soranî konuşanların yaşadıkları yerlerde eğitim Soranî ile yapılmaktadır.) Soranî, Arap alfabesiyle yazılmaktadır. Hecî Qadirê Koyî (1817-1897), Şêx Rêzay Talabanî (18. yy) ve Pîremêrd (19. yy) Soranî ile ilk yazılı eserler veren yazarlar olarak kabul edilmektedirler. Hecî Qadirê Koyî - Lugat-i Nacî isimli bir şiir divanı, Şêx Rêzay Talabanî’nin kitaplaştırılmamış şiirleri vardır. Pîremêrd de Jiyan ve Jîn isimli ilk Soranî gazetelerini çıkartmış ve bu gazetelerde makaleler yazmıştır.

Zazakî: Türkiye’de Tunceli, Elazığ, Bingöl, Diyarbakır, Muş, Erzincan ve Şanlıurfa’da (Siverek) illerinde konuşulan bir Kürtçe lehçesidir. (2-4 milyon arası) Zazakî konuşanlar arasında Alevi ve Sünni inancında olanlar vardır. Araştırmacılar, Zerdüştlüğün kutsal kitabı Avesta’daki dil ile Zazakî arasında büyük benzerlik olduğu sonucuna varmışlardır. ( Bu yüzden bazı araştırmacılar Avesta’nın Zazakî ile yazılmış ilk yazılı eser olduğunu iddia ederler. Avesta dili eski iran dillerinin bir parçası olan Indo-Iranian dilinden olup Sanskritçeye bağlanır ve Zazaca ile çok büyük benzerlikler gösterir.) Prof. Dr. Jost Gippert’e göre, Zazaca sözcük dağarcığı ve gramer açısından, İranî diller içerisinde Partça ve Avesta diline en çok benzeyen dildir. İlk Zazakî yazılı eserler: Ahmedê Xasê- Mevlîd (1889) ve Osman Efendi Babic-Mevlîd (1933). Zazakî latince alfabeyle yazılmaktadır ve henüz bu lehçeyle eğitim yapılmamaktadır.

Goranî: İran ve Irak topraklarının kesiştiği bölgelerde konuşulur. ( 1 milyondan az) Daha çok İran tarafındaki Hawraman dağlarında yaşayan Kürtlerin konuştuğu Kürtçe lehçesidir. Goranî genelde Şia Kürtleri (Ehli Hak) tarafından konuşulmaktadır. Ama Sünni olup Goranî konuşanlar da vardır. Goranî ilk yazılı eserlerden bazıları: Xanay Qûbadî- Shîrîn û Xusrev (18.yy), Feqî Qadirî Hemawend- Diwan (19.yy), Nurî Elî Shah - Kuran-Kerim (19.yy)’dir. Goranî Arap alfabesiyle yazılmaktadır ve henüz bu lehçeyle eğitim yapılmamaktadır. Goranî konuşanlardan Ehli Hakk (Şiilikle ve Alevilikle benzer bir inanış) dinine mensup olanların müzik ve edebiyatlarında tasavvuf etkisi belirgindir. Örneğin, Shahram Nazeri tüm dünyada İranlı Kürt tenor (İran’ın Pavarottisi) ve sufi müziği sanatçısı olarak tanınır. Nazeri, setar ismi verilen İran çalgısının ustası olarak kabul edilir. (Bir çeşit saz) Hem Farsça hem de Kürtçe şarkıları vardır.

Kaynaklar:

Kürtler-Bazil Nikitin, Şerefname-Şerefxan, Zarathustra-M. Siraç Bilgin. www.wikipedia.org, www.zazaki.org, www.enstituyakurdi.org, www.institutkurde.org, www.yeniozgurpolitika.com,



Kürtçe Üzerine Analiz (3)

Ehmed Kurd Arî

Bu yazıda Kürtçe’nin belli başlı dört lehçesinin (Kurmancî, Soranî, Zazakî ve Goranî) karşılaştırmasını yapmaya çalıştım. Daha önceki ilk yazımda Kürtçe’nin Hint Avrupa dil ailesinin içinde bulunduğunu kanıtlarla ortaya koymuştum. İkinci yazımda Kürtçe’nin çok lehçeli dil olmasının sebeplerini, çok lehçe olmasının dil birliğinin önündeki en büyük engel olduğunu ve Kürtçe’nin tüm lehçeleri kapsayan üst Kürtçe’ye (Yüksek Kürtçe) ihtiyacı olduğunu belirtmiştim. Açıkçası bu yazı dizisini hazırlarken, Kürtçe gibi üç farklı alfabe, dört lehçe, onlarca ağzı olan bir dil üzerine araştırma yapmanın zorluğunu çok iyi gördüm. En basit konu olan şahıs zamirleri için bile her sitede farklı bilgiler mevcut. İnsan, internette Türkçe tarama yapınca ayrı, Kürtçe tarama yapınca ayrı, Almanca tarama yapınca farklı bir sonuçla karşılaşıyor. Hele Arap alfabesini kullanan Goranî ve Soranî lehçeleri için araştırma yapmak başlı başına bir sorun. Özellikle Goranî lehçesi için ne İngilizce ne Almanca ne de Farsça sitelerde doyurucu bilgi yok. Hakkında en az araştırma yapılan lehçe olduğunu rahatlıkla söyleyebilirim. Goranî ile ilgili yeterli bilgi bulamadığım için kısıtlı bir karşılaştırmayla yetinmek zorunda kaldım.
Dil alanında araştırma yapan kişilerin daha çok Kuzey Kürdistandan olduklarını söylemek mümkün. Türkiye Kürdistan’ında yaşayan Kürtlerin, Kurmancî ve Zazakî ile ilgili epey araştırmaları bulunuyor. Bu alanda epey site, blog ve tartışma platformu var. Ayrıca yabancı araştırmacılar da en çok Kurmancî ve Zazakî üzerine araştırma yapmışlar. Bunun sebebi herhalde bu iki lehçenin latin alfabesiyle yazılmalarıdır. İngilizce ve Arapça sitelerden zor da olsa Soranî ile ilgili bilgilerde bulabiliyor insan. Ama Goranî için tüm dillerde araştırma yapmama rağmen çok az bilgi buldum. Goranî (Hewramî) konuşan Kürtlerin, internete lehçeleriyle ilgili daha fazla bilgi eklemeleri Kürtçe alanında araştırma yapmak isteyenleri epey rahatlatacaktır. (Buradan hem Goranî konuşanlara, hem dil araştırmacılarına, hem de Kürt dil kurumlarına Goranî lehçesiyle ilgili daha fazla araştırma yapmaları ve bunu internette paylaşmaları çağrısını yapıyorum. Goranî iyelik zamirlerini bulmak için bir hafta internette araştırma yaptım.)

Bu araştırmayı yaparken, Kürtçe’nin çok lehçeli olmasının, çok alfabeli olmasının ve ortak üst bir Kürtçe’ye sahip olmamasının zorluğunu bir daha yaşadım. Ben bir tek Kurmancî lehçesine hakimim. Diğer lehçeleri (Zazakî, Soranî, Goranî) çat pat anlıyorum. Yani Türkçe veya Almanca açıklamalar olmasa bu üç lehçeden bir şey anlamayacaktım. Bu durum, (ikinci yazımda da belirttiğim gibi) Kürtçe’nin çok lehçeli olmasının dil birliğinin önündeki en büyük engel olduğunu ve ortak bir üst Kürtçe’ye büyük ihtiyaç olduğunu bana bir daha gösterdi. Eminim siz de araştırmayı okuduktan sonra Kürtler için dil birliğinin ne kadar gerekli olduğunu fark edeceksiniz! Biz Kürtler, birbirimizin lehçelerinden anlamasak, (alfabe farklı diye, lehçe farklı diye) iletişim kuramasak nasıl birlik olacağız? Nasıl tüm Kürtler tek bir çatı altında toplanacak? Kürtlerin birliğinin yolu dil birliğinden geçer. Dil birliği olmadan biz nasıl ulusal birliğimizi kuracağız?

Bu yazımda dört lehçenin isim, zamir, iyelik zamirleri, fiil, sıfat tamlaması, isim tamlaması, sayılar, gün isimleri, sahiplik durumu ve tekillik çoğulluk bakımından karşılaştırmasını yapmaya çalıştım. İnternette ve bendeki kaynaklarda yeterli bilgi olmadığı için kısıtlı bir araştırma yapabildim ama yine de genel bir çerçeve ortaya çıktı. Lehçelerdeki benzerlik ve farklılık; kelime, cinsiyet, bükülme, ek, çekim ve harf değişimi noktalarında anlaşılabilecektir. Kürtçe gibi her lehçesinin ayrı grameri, fonetiği, zamiri, ek ve kuralları olan bir dil için bu araştırma elbette mütevazi bir araştırmadır. Kürtçe üzerine kapsamlı ve bilimsel araştırma yapma işini dil bilimcilere bırakarak, yazı dizimi bitiriyorum.

Zamirler:

Kurmancî: Ez, Tu, Ew, ---, Em, Hûn, Ew,
Soranî: Min, Tu, Ew, ---, Ême, Êwe, Ewan
Zazakî: Ez Ti, O, A, Ma, Şima, Ê
Goranî: Min, To, Ed, Ad, Ema, Şuma, Ede,
Farsça: Men, To, U, ---, Ma, Şoma, İşan,
Türkçe: Ben, Sen, O, ---, Biz, Siz, Onlar

Zamirlerle ilgili önemli noktalar: 1) Zazakî ve Goranî lehçelerinde eril ve dişil iki ‘O’ zamiri vardır. Zazakî’de ‘O’ erkek, ‘A’ kadın, Goranî’de ise ‘Ed’ erkek ve ‘Ad’ kadın için kullanılmaktadır. Kurmancî ve Soranî lehçelerinde ise hem eril hem de dişil için tek ‘O’ (Ew) zamiri vardır.

2) Hem Farsça hem de Kürtçe’nin tüm lehçelerinde ‘Sen’ (Tu, Tu, Ti, To, To) ve ‘Biz’ (Em, Ême, Ma, Ema, Ma) zamirleri çok yakındır.

3) Kurmancî ile Zazakî lehçelerinde (Ez, Ez) ve Soranî ile Goranî lehçelerinde (Min, Min) ‘Ben’ zamiri aynıdır. ‘Siz’ zamiri Goranî, Soranî ve Farsça’da (Şima, Şuma, Şoma) benzerdir.
4) Kurmancî ve Soranî lehçelerinde ‘O’ zamiri (Ew, Ew) aynıdır. Yine her iki lehçede ‘Onlar’ zamiri (Ew, Ewan) benzerdir.

5) Kurmancî lehçesinde ‘O’ ve ‘Onlar’ (Ew) zamirleri aynıdır. Yine Kurmancî’deki ‘Siz’ zamiri (Hûn) hiç bir lehçenin ve Farsça’nın zamirlerine benzememektedir.
6) Goranî lehçesinde ‘O’ ve ‘Onlar’ zamirlerinin (Ed, Ad, Ede) diğer lehçelerdekinden farklı olarak yapılarında ‘w’ yerine ‘d’ harfi vardır.

7) Zazakî’deki eril ‘O’ ile Türkçe’deki ‘O’ zamiri aynıdır.

Cool Farsça’daki ‘Onlar’ (İşan) zamiri haricindeki tüm zamirler, Kürtçe’nin lehçelerindeki bazı zamirlere benzemektedir. Bu durum Farsça ve Kürtçe’nin aynı kökenden geldiğinin kanıtıdır.

İyelik Zamirleri:

Kurmancî: Min, Te, Wî, Wê, Me, We, Wan
Soranî: Min, Tu, Ew, ---, Ême, Êwe, Ewan
Zazakî: Min, To, Ey, Aye, Ma, Şima, Înan
Goranî: Amin, Tu, A, Aw, Ema, Şuma, İşan
Farsça: Men, To, U, ---, Ma, Şoma, İşan,
Türkçe: Benim, Senin, Onun, ---, Bizim, Sizin, Onların

İyelik zamirleriyle ilgili önemli noktalar: 1) Soranî lehçesinde tıpkı Farsça’da olduğu gibi işaret zamirleri ve iyelik zamirleri aynıdır. Çünkü Kürtçe’nin lehçeleri içinde Soranî’de erillik dişillik yoktur. Farsça’da da erillik dişillik yoktur ve Soranî lehçesinde erillik dişilliğin olmaması Farsça etkisi olarak değerlendirilebilir. Bu nedenle diğer lehçelerde zamirler iyelik zamirine döndüğünde bükülmeye uğrayıp değişirken, Soranî’de zamirlerde ne bükülme ne değişme olmamaktadır.

2) Kürtçe’nin lehçelerindeki erillik dişillik kanıtı olarak Kurmancî, Zazakî ve Goranî lehçelerinde ‘Onun’ zamiri iki tanedir. Kurmancî’de ‘Wî’ erkek, ‘Wê’ kadın, Zazakî’de ‘Ey’ erkek, ‘Aye’ kadın ve Goranî’de ‘A’ erkek, ‘Aw’ kadın için kullanılmaktadır.

3) Tüm lehçelerde ‘Benim’ zamiri (Min, Min, Min, Amin) aynıdır. Yine tüm lehçelerde ‘Senin’ zamiri (Te, Tu, To, Tu) ve ‘Bizim’ zamiri (Me, Ême, Ma, Ema) çok benzerdir.

4) Zazakî lehçesindeki ‘Siz’ zamiri ile ‘Sizin’ iyelik zamiri (Şima) ve ‘Biz’ zamiri ile ‘Bizim’ iyelik zamiri (Ma) aynıdır. Yine Goranî lehçesinde ‘Biz’ zamiri ile ‘Bizim’ iyelik zamiri (Ema) ve ‘Siz’ zamiri ve ‘Sizin’ iyelik zamiri (Şoma) aynıdır. Bu zamirler iyelik zamirine dönerken bükülme ve değişme olmamıştır.

5) Zazakî, Goranî lehçeleri ve Farsça’daki ‘Sizin’ iyelik zamiri (Şima, Şuma, Şoma) çok benzerdir. Yine Goranî lehçesi ve Farsça’daki ‘Onların’ iyelik zamiri (İşan) aynıdır.

6) Lehçeler içinde Kurmancî ve Soranî ile Zazakî ve Goranî lehçelerinin tüm iyelik zamirleri daha benzerdir diyebiliriz.

7) Türkçe’de zamirler aldıkları eklerle iyelik zamirine dönerken, Kürtçe’de zamirler bükülme sonucu değişimle iyelik zamirlerine dönmüşlerdir.

Sayılar:

Kurmancî: yek, du, sê, çar, penc, şeş, heft, heşt, neh, deh
Soranî: yek, dû, sê, çar, penc, şeş, hewt, heşt, no, de
Zazakî: jew, di, hirê, çor, ponc, şeş, haft, heşt, nêw, des
Goranî: yue, duî, se, çwar, penc, şîş, heft, heşt, no, de
Farsça: yek, do, se, çehar, penc, şeş, heft, heşt, no, de
Türkçe: bir, iki, üç, dört, beş, altı, yedi, sekiz, dokuz, on

Sayılarla ilgili önemli nokta: Zazakî’de bir, üç, dokuz, on (jew, hirê, nêw, des), Goranî’de bir, dört, altı (yue, çwar, şiş), Soranî’de yedi (hewt) ve Kurmancî’de dokuz, on (neh, deh) sayılarında bazı farklar olsa da tüm lehçelerdeki ve Farsça’daki sayılar aynıdır

Bazı kelimeler:

Kurmancî: jin, jiyan, dû, ba, deng, berf, sal, mal, nav, spî, zebeş, girs, nêzîk, kêm, av, der, hêk, guh, dûr, erzan
Soranî: jin, jiyan, pey ba, deng, befir, sal, mal, name, sipe, zebeş, girs, nêzîkî, senik, aw, dever, hêlke, guwê, dur, herzan
Zazakî: ceni, ciwiyayiş, dîwa, va, veng, vewre, sal, mal, naw, spî, cebeş, gir, nejdi, kem, aw, der, hak, gos, dûr, ercan
Goranî: jeni, jiway, dua, va, deng, werwe, sal, mal, naw, sifîd, şamî, geura, nizîk, kem, aw, der, hak, gos, dûr, erjan
Türkçe: kadın, hayat, arka, rüzgar, ses, kar, yıl, ev, isim, beyaz, karpuz, büyük, yakın, az, su, dışarı, yumurta, kulak, uzak, ucuz.
Kelimelerle ilgili önemli noktalar:

1) ‘Kadın’ kelimesi Kurmancî ile Soranî’de (jin, jin) ve Zazakî ile Goranî’de (ceni, jeni) aynıdır

2) ‘Hayat’ kelimesi Kurmancî ile Soranî’de (jiyan, jiyan) aynıdır ama Zazakî ile Goranî’de (ciwiyayiş, jiway) farklıdır.

3) ‘Arka’ kelimesi Kurmancî, Zazakî ve Goranî’de (dû, dîwa, dua) benzerdir ama Soranî’de (pey) farklıdır.

4) ‘Rüzgar’ kelimesinde Kurmancî ve Soranî’de ‘b’ harfi varken bunun Zazakî ve Goranî’de ‘v’ harfine dönmesi dikkat çekicidir. (ba-va)

5) ‘Ses’ kelimesi için de Zazakî’de ‘d’ ile ‘v’ harflerinin değişimi vardır. (deng-veng)

6) ‘Kar’ kelimesi Kurmancî ile Soranî’de (berf, befir) ve Zazakî ile Goranî’de (werwe, verwe) benzerdir.

7) Soranî’de ‘guwê, name, senik, hêlke, dever’, Zazakî’de ‘ercan, cebeş, gir, nejdi’, Goranî’de ‘erjan, şami, sifid, geura’ ve Kurmancî’de ‘guh, kelimeleri diğer lehçelerden farklıdır.

Cool Yıl, ev, su, uzak, yakın (sal, mal, av, dur, nêzik) kelimeleri tüm lehçelerde aynıdır.

9) Kelimelerde en büyük farklılık Soranî’de, senik (kêm), pey (dû); Zazakî’de, ciwiyayiş (jiyan); Goranî’de, geura ( girs), şami (zebeş) kelimelerinde bulunmaktadır.

10) Kelimelerde c, j, z (ercan, erjan, erzan), b, v (ba, va), z, j (nêzik, nejdi), z, c (zebeş, cebeş), d, v (deng, veng), s, h, w (gos, guh, guwê), w, m (naw, name) v, w (av, aw) f, p (sifîd, spî) sessiz harflerinin birbirine dönüşümü vardır. Kelimelerde yine e, ê (kem, kêm), u, û (dur, dûr), ê, i (nêzîk, nizîk) o, u (gos, guh) a, ê (hak, hêk) e, i (jeni, jin) sesli harflerinin birbirine dönüşümü vardır.

11) Tüm farklara rağmen kelimelerin yüzde 80 aynı olması dikkat çekicidir.

İsim Tamlaması (Zamir ile)

Kurmancî: Dilê min, Dîlê te, Dilê wî, Dilê wê, Dilê me, Dilê we, Dilê wan
Soranî: Dilîm, Dilît, Dilî, ------, Dilman, Diltan, Dilyan
Zazakî: Zerriya min, Zerriya to, Zerriya ey, Zerriya aye, Zerriya ma, Zerriya şima, Zerriya inan
Goranî: Dilim, Dilit, Diliş, Dileş, Dilman, Diltan, Dilşan
Türkçe: Benim kalbim, Senin kalbin, Onun kalbi, --------, Bizim kalbimiz, Sizin kalbiniz, Onların kalbi

Zamirle isim tamlamasında önemli noktalar: 1) Soranî ve Goranî lehçelerinde, isim tamlamalarının yapılış şekli benzerdir. ‘Benim kalbim, Senin kalbin, Bizim kalbimiz ve Sizin kalbiniz’ tamlamaları her iki lehçede de aynıdır. (Dilim, Dilit, Dilman, Diltan)

2) Soranî haricindeki tüm lehçelerde ‘Onun kalbi’ tamlamasının hem eril hem dişil şekli vardır. (Dilê wî, Dilê wê- Zeriya ey, Zeriya aye- Diliş, Dileş)

3) Kurmancî ve Zazakî lehçelerinde isim tamlaması yapılırken iyelik zamirleri bozulmaya uğramamaktadır. İyelik zamirleri, isimlerden ayrıdır.

4) Goranî ve Soranî lehçelerinde, tamlama yapılırken iyelik zamirleri sondan bitişik olarak eklenir ve şekilleri bozulmaya uğrar.

İsim tamlaması (isim ile )

Kurmancî: Pirtûka Baran, Pirtûkên Baran, Destê Delal, Destên Delal

Soranî: Pirtûkî Baran, Pirtûkekanî Baran, Destî Delal, Destekanî Delal
Zazakî: Pirtûka Baranî, Pirtûkê Baranî, Destê Delale, Destê Delale
Goranî: Ktewu Barani, Ktewani Barani, Destu Delali, Destani Delali
Türkçe: Baranın kitabı, Baranın kitapları, Delalın eli, Delalın elleri

İsim ile isim tamlamasında önemli noktalar:

1) Zazakî’de hem tamlayan hem de tamlanan ek alır. (Pirtûk-‘a’ Baran-‘î’, Dest-’ê’ Delal-‘e’)

2) Zazakî’de, hem tamlayan hem de tamlanan erillik dişillik durumuna göre farklı ekler alır. Tamlanan durumundaki Pirtûk dişil olduğu için ‘a’ eki, Dest eril olduğu için ‘ê’ eki almıştır. Yine tamlayan durumdaki Baran eril olduğu için ‘î’ eki, Delal dişil olduğu için ‘e’ eki almıştır. Tamlamalarda cinsiyete göre ek alma durumu tüm isimlerde geçerlidir.

3) Tamlamalarda; Zazakî ve Kurmancî’de tamlanan cinsiyete göre değişik ek alırken(Pirtûka, Destê, Pirtûka, Destê) Goranî ve Soranî’de farklı ek alma durumu yoktur. (Ktewu, Destu, Pirtûkî, Destî)

4) Goranî’de, tıpkı Zazakî’de olduğu gibi, hem tamlayan hem tamlanan ek almaktadır. (Ktewu Barani). Ama Goranî’de kelimeler eril veya dişil olmalarına göre farklı ek almamaktadır (Dest-u:eril, Ktew-u: dişil.

Sıfat tamlaması:

Kurmancî: Hespê reş, Hespeke reş, Hespên reş, Marê mezin, Mareke mezin, Marên mezin

Soranî: Espî reş, Espeki reş, Espanî reş, Marî mezin, Mareki mezin, Maranî mezin

Zazakî: Astorê reş, Astorek reş, Astorê reş, Morê girs, Morek girs, Morê girs

Goranî: Espi reş, Espeke reş, Espe reş, Mari geura, Mareke geura, Mare geura

Türkçe: Siyah at, Siyah bir at, Siyah atlar, Büyük yılan, Büyük bir yılan, Büyük yılanlar

Sıfat tamlamasında önemli nokta: Tekil sıfat tamlamalarında Kurmancî ile Zazakî ve Soranî ile Goranî; tamlamanın yapılış şekli ve aldıkları eklerle benzerdir. Çoğul tamlamalarda ise alınan ekler ve tamlamanın yapılma şekli açısından her dört lehçede de farklılıklar vardır. (Hespên reş, Espanî reş, Astorê reş, Espe reş).

Bazı Fiiller:

Kurmancî: çûn, nivîsandin, rûniştin, şûştin, dîtin, xwarin, kuştin, ketin, firotin, kirin

Soranî: çûn, nuştin, daniştin, şuten, ditin, xwarin, kuştin, kewtin, firoştin, kirdin

Zazakî: şiyon, nivistin, roniştin, şuten, diyen, werden, kişten, kewtin, rotişîn, kerden

Goranî: çûn, nusîn, royştin, şîtin, dîtin, wardin, kuştin, kewtin, wrêtin, kerdin

Türkçe: gitmek, yazmak, oturmak, yıkamak, görmek, yemek, öldürmek, düşmek, satmak, yapmak

Fiillerde önemli noktalar: 1) Zazaki lehçesinde; gitmek (şiyon), görmek (diyen), öldürmek (kişten) yemek (werden), satmak (rotişîn) filleri diğer lehçelerden farklıdır.

2) Kurmancî lehçesinde; düşmek (ketin) yıkamak (şuştin) fiilleri diğer lehçelerden farklıdır.

3) Soranî lehçesinde; oturmak (daniştin) fiili diğer lehçelerden farklıdır.

4) Goranî lehçesinde; yemek (wardin), satmak (wrêtin) fiilleri diğer lehçelerden farklıdır.

5) Yazmak (nivîsandin, nuştin, nivistin, nusîn), yapmak (kirin, kirdin, kerden, kerdin) fiilleri tüm lehçelerde farklıdır.

6) Kurmancî’de nivîsandin, Soranî’de daniştin, Zazakî’de şiyon, diyen ve rotişîn, Goranî ‘de ise wrêtin fiilerinde diğer lehçelere oranla çok farklılık vardır.

Fiil çekimleri

Kurmancî: Ez Ketim, Tu Ketî, Ew Ket, -----, Em Ketin, Hûn Ketin, Ew Ketin
Soranî: Min Kewtim, To Kewtit, Ew Kewtî, --------, Ême Kewtman, Êwe Kewtan, Êwan Kewtyan,

Zazakî: Ez kewtu, Ti Kewta, O Kewto, A Kewta, Ma Kewtime, Şima Kewtê, Ê Kewtê

Goranî: Min Kewtim, To Kewtit, Aw Kewtiş, Awe Kewteş, Em Kewtman, Şima Kewtan, Awe Kewtşan

Türkçe: Ben düştüm, Sen düştün, O düştü, ........., Biz düştük, Siz düştünüz, Onlar düştüler

Fiil çekimlerinde önemli noktalar: 1) Zazakî ve Goranî lehçelerinde ‘O’ zamiri için hem eril hem dişil çekim vardır. O Kewta (eril), A Kewta (dişil), Aw Kewtiş (eril), Awe Kewteş (dişil).

2) Goranî ve Soranî fiil çekimleri benzerlik göstermektedir. (To Kewtît, Min kewtim, Em Kewtman, Şima Kewtan)

3) Kurmancî lehçesinde çoğul fiil çekimlerinin her üçünün sonu aynı ekle bitmektedir. (Em ketin, Hûn ketin, Ew ketin)

4) Goranî ve Soranî lehçelerinde (dili geçmiş zaman çekimi yaparken) fiil çekimi ve zamirle isim tamalaması yaparken aynı mantık uygulanır. Zamirle isim tamlaması ve fiil çekiminde kelime sonlarına aynı ekler gelir.

(Soranî: Dilîm- Kewtim, Dilît, Kewtit, Dilî Kewtî, Dilman-Kewtman, Diltan-Kewtanan. Goranî: Dilim-Kewtim, Dilit-Kewtit, Diliş-Kewtiş, Dileş-Kewteş, Dilman-Kewtman, Diltan-Kewtan, Dilşan-Kewtşan)

Tekillik çoğulluk:

Kürtçe’nin her lehçesinin tekilden çoğul yapma eki farklıdır. Kurmancî için ‘–an’, Soranî için ‘–ekan’, Zazakî için ‘–i’ ve Goranî için ‘–e’ eki kullanılır.

Kurmancî için örnekler: Hesp - Hespan, Çav - Çavan, Bajar - Bajaran (At - Atlar, Göz, - Gözler - Şehir, Şehirler)

Soranî için örnekler: Mal - Malekan, Dest - Destekan, Name - Namekan (Ev - Evler, El - Eller, İsim - İsimler)

Zazakî için örnekler: Doman - Domani, Hewr - Hewrî, Zern - Zernî (Çocuk - Çocuklar, Bulut - Bulutlar, Altın - Altınlar)
Goranî için örnekler: Dil - Dile, Roç - Roçe, Sal - Sale (Kalp - Kalpler, Gün - Günler, Yıl -Yıllar)

Tekillik çoğulluk ile ilgili önemli nokta: Çoğul eklerinde, Kurmancî ve Soranî arasında bir benzerlik mevcutken diğer lehçeler arasında bir benzerlik mevcut değildir.)

Günler:

Kurmancî: Yekşem, Duşem, Sêşem, Çarşem, Pencşem, În, Şemmî

Soranî: Yekşamma, Duşemma, Seşamma, Çwarşamma, Pencşamma, Cuma, Şamma

Zazakî: Yewseme, Dıseme, Şêseme, Çarseme, Phoseme, Yêne, Seme

Goranî: Yeksemme, Dusemme, Sesemme, Çwarsemme, Pencsemme, Cuma, Semme

Farsça: Yekşenbe, Doşenbe, Seşenbe, Çeharşenbe, Pencşenbe, Come, Şenbe

Türkçe: Pazar,  Pazartesi, Salı, Çarşamba, Perşembe, Cuma, Cumartesi

Günler ile ilgili önemli nokta: Cuma gününde lehçeler arasında biraz değişiklik olsa da tüm lehçelerde birbirileriyle ve Farsça ile benzerlik nettir.

Sahiplik durumu:

Kurmancî: Hespek min heye, Hespek te heye, Hespek wî heye, Hespek wê heye, Hespek me heye, Hespek we heye, Hespek wan heye (Hespê min tine ye)

Soranî: Espekem heya, Espeket heya, Espekey heya, ---, Espekeman heya, Espeketan heya, Espekeyan heya (Espem niye)

Zazakî: Astorek min esto, Astorek to esto, Astorek ey esto, Astorek aye esto, Astorek ma esto, Astorek şima esto, Astorek înan esto (Astorê min çinyo)

Goranî: Espekem hen, Espeket hen, Espekiş hen, Espekeş hen, Espekeman hen, Espeketan hen, Espekeşan hen (Espem nia)
Türkçe: Bir atım var, Bir atın var, Bir atı var, --------, Bir atımız var, Bir atınız var, Bir atları var (Atım yok)

Sahiplik durumunda önemli noktalar:

1) Sahiplik durumunda da Soranî ve Goranî lehçelerinde yine zamir anlamı sondaki eklerle sağlanmaktadır. (Espeke-‘m’, Espeke’y’, Espeke’şan’). Aynı zamanda sahiplik durumu oluşturulurken yine her iki lehçede hem fiil çekimi hem de isim tamlamasında olan mantık uygulanmaktadır. (Dilim, Kewtim, Espekem)

2) Sahiplik durumu yapıcı kelimelerden Heye, Heya, Hen kelimeleri arasında benzerlik varken, Esto kelimesi farklıdır.

3) Soranî haricindeki diğer lehçelerde ‘Onun bir atı var’ çekimi hem eril hem dişil olarak yapılmaktadır. (Hespek wî heye, Hespek wê heye- Astorek ey esto, Astorek aye esto- Espekiş hen, Espekeş hen)

Notlar:

a) Goranî, Soranî ve Zazakî lehçelerine hakim olmadığım için bazı yazım yanlışları olabilir

b) Bazı yerlerdeki Farsça kısımlar konunun daha iyi anlaşılması içindir. Kürtçe ve Farsça aynı dil grubu içindedir. (Hint-Avrupa dil ailesi), Kürtler ve Farslar köken olarak Ari ırkına mensupturlar. Bu sebeplerle her iki dilde önemli benzerlikler vardır ve bu normal bir durumdur. (gün isimleri, sayılar, zamirler, birçok kelime)

c) Özellikle Goranî lehçesi konusunda yazı yetersizdir ve bu noktada katkıya açıktır.

d) Zazakî ve Goranî lehçeleri arasında (fazla iletişim olmamasına rağmen) önemli yakınlık vardır. (kadın ve erkek için ayrı O zamiri, fiil çekimlerinde kadın ve erkek için ayrı çekim, tamlamalarda hem tamlayanın hem tamlananın ek alması)

e) Soranî, erillik dişillik olmayan (Farsça etkisiyle) tek Kürtçe lehçesidir.
f) Fiil çekimi, isim tamlaması ve sahiplik durumunda Soranî ve Goranî dilleri çok yakındır.

Kaynaklar:

www.wikipedia.org, www.google.com, www.wiktionary.org, www.hakkarim.net, www.ferheng.org, www.kurdishacademy.org, http://www.zimanekurdi.org/, http://www.dicts.info/dictionary.php?l1=Kurdish_Sorani&l2=Kurdish_Kurmanji, http://anthropology.ir/, http://www.kirmashan.com/, www.zazaki.de, www.zazaki.org, http://www.ilhamisertkaya.net, http://www.kurdis.net/, http://www.institutkurde.org/, http://www.enstituyakurdi.org/, http://www.dibistanakurdi.com/, http://www.kurdica.com/, http://www.ethnologue.com/, http://www.britannica.com/, http://www.kurdmania.com/, http://www.hawraman.com/, http://www.encyclopedia.com/, http://www.thefreedictionary.com/, http://www.navend.de/, http://www.zazaca.com/, Gorani Influence on Central Kurdish - Michiel Leezenberg (ILLC Department of Philosophy University of Amsterdam), Ergativity and Role Marking in Hawrami - Anders Holmberg (University of Newcastle & CASTL) David Odden (Ohio State University), Sorani Kurdish A Reference Grammar with Selected Readings - W. M. Thackston

Ehmed Kurd Arî

ehmedkurdari@hotmail.com
Kaynak: Kürdistan-Post.Com, 2009
Back to top Go down
http://serxwebun.forumieren.com
 
Kürtçe Üzerine Analiz
View previous topic View next topic Back to top 
Page 1 of 1
 Similar topics
-
» yeni smiyle eklemek
» Elveda Rumeli dizisinin hatırlattıkları üzerine tarihi anekdotlar üçlemesi
» İndirmek için tıkla kodu
» Widget'leri Forumun Üzerine Almak
» Arkadaşalr forumda üyelerin awatarın gösterildiqi kısım nasıl renkli yaparız

Permissions in this forum:You cannot reply to topics in this forum
 :: Bixêr û bi Ehla! * Welcome! * Hos Geldiniz! :: Zımane Kurdi | Kürd Dili-
Jump to: