HomeHome  FAQFAQ  SearchSearch  RegisterRegister  Log in  
Kürd Ulusu'nun Çıkarları; Her Türlü Parti, Kurum, Kuruluş, Örgüt ve Kişilerin Çıkarlarının Üstünde ve Ötesindedir. Her Şey Kürdistan İçin!

Share | 
 

 Zeitgeist Hareketi - Sorular-Cevaplar

Go down 
AuthorMessage
Admin

avatar

Mesaj Sayısı : 129
Kayıt tarihi : 2010-01-12

PostSubject: Zeitgeist Hareketi - Sorular-Cevaplar   14.03.10 19:53

1. Neden paraya karşısınız?

Eğer dünyadaki bütün para yokedilseydi, ekilebilir arazilerimiz, fabrikalarımız, gerekli kaynaklarımız ve teknik personelimiz oldukça herhangi bir şeyi inşa edebilir hatta bir bolluk sağlayabilirdik. Buhran zamanlarında vitrinlerde elektrik süpürgeleri ve otomobiller vardı. Dünya herzamanki dünyaydı. Sadece insanların cüzdanlarında para ve alım güçleri yoktu. II. Dünya Savaşı’nın başlarında ABD nin sadece 600 birinci-sınıf savaş uçağı vardı. Yılda 90,000 savaş uçağı üreterek hemen bu arz eksiğinin üstesinden geldik. II. Dünya Savaşı’nın başlangıcında soru şuydu: Gerekli savaş araçlarını üretecek bütçeye sahip miyiz? Cevap “hayır” dı. Yeteri kadar para ya da altınımız yoktu ama gereğinden fazla kaynağımız vardı. ABD savaşı kazanması için gerekli üretim ve verimliliği sağlayan, elverişli kaynaklar ve teknik personeldi. Öyle gözüküyor ki; bir ulusun gerçek zenginliği; onun doğal kaynakları ve kıtlığın önlenmesi doğrultusunda, daha insancıl bir yaşam tarzına ulaşmaya çalışan insanlarıdır. Bütün sosyal sistemler; politik felsefe, dini inanç veya ahlaki değerlerindan bağımsız olarak eninde sonunda doğal kaynaklarına dayanır. --Yani temiz hava ve su, ekilebilir toprak-- ve yüksek yaşam standartı için endüstriyel ekipman ve teknik personel. Para temelli sistem yüzlerce yıl önce tasarlandı ve bu zamana uygun değildir. Biz hala bugünki sorunların çoğunun sorumlusu bu modası geçmiş sistemi kullanıyoruz. Şüphem yok ki bugün en zengin insan bile Venüz Projesinin önerdiği yüksek enerjili toplumda çok çok daha iyi hissedecektir.

2. Neden Venüz Projesi kadar devrimci bir yaklaşımın gerekli olduğunu hissediyorsunuz?

Mevcut sistem herkese yüksek hayat standartı sağlamaya muktedir değildir, ve esas amacı kâr oladuğu için çevrenin korunmasını da garantileyemez. Bütün suçlu iş dünyası da değildir, onlar da rekabet koşullarında böyle davranmak zorunda kalırlar. Buna ek olarak otomasyon, sibernetik ve yapay zekanın kullanılmaya başlamasıyla birlikte insanlar yerine otomasyon sistemlerinin kullanılmasında şimdiye kadar görülmemiş bir artış olacaktır.

Sonuç olarak, bolca üretme kapasitesine sahip olduğumuz halde, gitgide daha az insan ürün ve hizmetleri elde etme şansına sahip olacaktır. Bu Jeremy Rifkin'in Çalışmanın Sonu : Küresel İşgücünün Çöküşü ve Pazar-Sonrası Çağın Doğuşu (The End of Work: The Decline of the Global Labor Force and the Dawn of the Post-market Era (Putnam, 1995) adlı kitabında ayrıntılarıyla incelenmiştir. Venüs Projesi mevcut otomasyon ve yapay zeka uygulamalarında deneyimlenen olumsuz durumu, tersine çeviren yeni bir yaklaşım önermektedir. Bu proje bu tür yaklaşımların toplum üzerindeki feci sonuçlarını bertaraf eder. Örnneğin milyonlarca işçinin işten çıkarılması, vasıflı ya da vasıfsız.

3. Kişisel nakil araçları olacak mı, olacaksa toplum bunların kötüye kullanımını nasıl engeller?

Evet, içlerinde kendi güvenlik sistemleri bulunan kişisel araçlar olacaktır. Eğer sürücü kuralları ihlal ederse araç otomatik olarak kenara çeker ve sürücüye uygun yordamı tekrar eder. Hala anlaşılmamışsa yol yardımı gelir. Bu yardım militan polis formundan çok duruma yardımcı olmak isteyen insanlardır.

4. Yiyecek veya telefon, bilgisayar ya da kitap gibi ihtiyaç duyulan nesnelerin dağıtımı nasıl olacak?

Eşya ve hizmetin para ya da jeton olmaksızın dağıtımı, dağıtım merkezlerinin kurulması yoluyla gerçekleştirilecektir. Bu dağıtım merkezleri, yeni ürünlerin avantajlarının anlatılıp tanıtıldığı bir sergiye benzemektedir. Örneğin, eğer Yellowstone Ulusal Parkını ziyaret ediyorsanız, dağıtım merkezinden bir kamera alıp kullanabilirsiniz, sonra eğer isterseniz, bir başka dağıtım merkezine depolama ve bakım işinden kurtularak bırakabilirsiniz

Ürünlerin görüntülendiği bilgisayarlı merkezlerin yanında, her evde 3-D ve düz ekran görüntüleme olanağı olacaktır. Eğer bir ürün isterseniz, bir sipariş verirsiniz ve ürün otomatik olarak konutunuza getirilir.

Bu ürünlerin üretimi için gerekli olan tüm hammade otomasyona bağlı gemiler, tek raylı tren(monorail), manyetik tren (mag-lev train), boruhatları (pipelines) ve havalı tüp sistemi (pneumatic tubes) gibi nakil araçlarıyla doğrudan üretim tesislerine nakledilecektir. Üretimin talebi karşılaması, tercihlerin ve tüketimin sürekli değerlendirilmesi için otomatik bir envanter sistemi hem dağıtım merkezleri hem de üretim tesisleriyle bağlantılı olacaktır. Bu yolla bir dengeli-yüklenen (balanced-load) ekonomi sağlanabilir. Böylece kıtlık, üretim fazlası ve atık engellenir.

5. Bireyler şehirlerin dışında yaşayabilir mi?

Evet özellikle enerji açısından kendi kendini devam ettiren evler (self-sustaining houses) üzerinde daha çok araştırma yapıldığı zaman, insanlar nerede dilerlerse orada yaşayabilirler, fakat bu tür bir şehirde yaşamanın bir çok avantajı olacaktır.

Yeni şehir; temiz hava ve suyun, sağlık hizmetlerinin, iyi beslenmenin, bilgiye ulaşım ve herkes için eğitimin olduğu topyekün bir çevre sağlayacaktır. Yeni şehirde; sanat ve müzik merkezleri, tam donanımlı atölyeler, bilim laboratuvarları, hobi ve spor alanları, sanayi bölgeleri olacaktır. Bu yeni şehirler ayrıca ikamet bölgelerine kısa bir mesafede her çeşit eğlence ve dinlence alanları sağlayacaktır. Bu tip bir teknoloji kaçınılmazdır. Atık geridönüşümü, yenilenebilir ve temiz güç üretim sistemleri ve her çeşit hizmet tümleşik ve sibernetik yöntemlerle idare edilecektir. Hayat tarzı ve kişisel tercihler gibi insan işlerinin yönetimi tamamen bireyin kendisi tarafından seçilir.

Tabii ki, insanlar seçtikleri yerde yaşamak konusunda özgür olacaklar. Fakat bu şehirler bir çok kırsal alan, park ve orman alanları içericek şekilde planlanmıştır. Bireysel ikamet alanlarında, mahremiyet hissi için evlerin arasında yeteri kadar bitki ve ağaç olacaktır.

Geleceğin şehri için bizim önerimiz, insan potansiyelinin en iyisini ortaya çıkarmak için gerçekleştirilebilir, sürdürülebilir ve teferruatlı bir çevreyi temsil eder. Bu şehirler sadece kaynak ve bilgi sağlamakla kalmayacak aynı zamanda devamlı büyüyen, bireyselliği, yaratıcılığı ve işbirliğini teşvik etmek için tasarlanmış, ve içinde yaşadığı çevreye ve insana duyarlı üniversite şehirleri olacaktır.

Venüs Projesinin amacı tektipçiliği teşvik etmek değildir. Amacımız her bir bireye ihtiyaçlarına göre en iyi aletleri ve bilgiyi sağlamaktır. Bu sistem sunduğu önerilere, yapıya ve sosyal sistemin diğer öğelerine yönelik yapıcı eleştirilere açıktır.

6. “İnsan doğası”nın aksine, “insan davranışları”na yapılan vurgunun sebebi nedir, açıklar mısınız?

Klasik algıda, bütün insanların, bir takım önceden belirlenmiş ve programlanmış davranış ve değerlere eğilim gösterdiği “insan doğası” diye bir şey yoktur. Bizi ilgilendiren kesinlikle değişebilen insan davranış ve değerleridir. Eğer bu davranış ve değerler değişiyor olmasaydı bizler hala mağaralarda yaşıyor olurduk.

İlgilenmemiz gereken soru; “insan davranışlarını belirleyen faktörler nelerdir”. Biz, insan davranışlarının da doğal fenomenler gibi adil olabileceğini düşünüyoruz. Geleneklerimiz, davranışlarımız ve değerlerimiz kendi kültürümüzün yan ürünleridir. Eğer ortam değişmezse benzer problem ve davranışlar yeniden oluşacaktır. Venüs Projesi, insan davranışlarında en iyiyi ortaya çıkaracak ve bütün uluslar için maksimum saygıyı sağlayacak bir ortam sağlamayı öneriyor.

İkinci Dünya Savaşı’ndan sonra yaşanan durumlara bakalım: En saygın aileler bile bir parça yiyecek için kavga ederken görülüyorlardı. İnsanların temel ihtiyaçları karşılanmadığında, kendileri ve ailelerinin hayati ihtiyaçlarını karşılamak için gereken her türlü davranışı sergilerler. Bu katılımlı demokrasideki herkes için, hayatın gereklerini kullanılabilir hale getirerek ve anlamlı, üretken bir eğitim aracılığıyla zararlı davranışları etkileyici bir şekilde düşürebiliriz.

7. Öngördüğünüz toplumda güç istismarına karşı korunma yöntemleriniz neler?

Kaynak bazlı ekonomide, yozlaşmanın temelini oluşturan paraya olan ihtiyacın üstesinden geliyoruz. Öngördüğümüz toplum, bütün mal ve hizmetleri bir bedel etiketi olmadan herkes tarafından elde edilebilir hale getirir. Bir hükümetin görevi, insanlığın gidişatında politikacılara duyulan ihtiyacı geride bırakarak, bunu sağlamak olabilir ancak şimdiki zamanda hükümet kararları güç seçkinlerinin etkisi altındadır. Sibernetik yapı, sadece kaynakların dağıtımı, temiz havanın, suyun ve insan hayatını güzelleştirecek bütün kolaylıkların sağlanmasını yönetecek ve geliştirecektir. Tekrar etmek gerekirse, bu, insanları kontrol etmez ya da bireylerin hayatlarını yönetmez—aksine, günümüzün para yönlü kültürünün çok daha ötesinde bireysel başlangıç ve yaratıcığın gelişmesini körükleyebilir.

Sibernetik sistemlerin kurulmasından korkan pek çok kişi mevcut, oysa bu korku yersizdir. Korkulacak şey teknoloji değil. Bizim kaygımız cansız teknolojinin kendisinden ziyade bu teknolojinin kötüye kullanılması olmalıdır.

8. İnsanlar ne yapacak?

Her çeşit araştırma ve gelişme, yaratıcı sanat ve el sanatları, seyahat ve keşif ve geleceğin sunacağı her türlü sınırsız fikir ile meşgul olacaklar. Sibernetik ve bilgisayarlaştırılmış teknolojinin potansiyelinin sonunda fark edilmesi, ancak, evrimleşmek için gelmiş geçmiş en devrimci sistemin geliştirilmesi ile insanların hayatını geliştirir. Uydu ile haberleşmenin ve kişisel bilgisayarların tanıtımına şahit olmaya başladığımızdan beri, ulusların fikirleri ve bilgiyi sansürlemesi olanaksız hale gelmiştir ve bu sonunda uluslar tarafından konulan bütün yüzeysel sınırları ortadan kaldıracaktır.

9. Bu sosyal yönetimde sibernetik yaklaşıma vurgu yapılmasının nedeni nedir?

Teknolojinin bu yönde geliştiğini gösteren yeterli kanıt var. Bilgisayarlar ve yapay zeka çevresel geribildirimler aracılığıyla gelişmeye devam ettiğinden, bilgisayarlar sosyal sistemimizin yönetilmesi konusunda daha uygun kararlara ulaşabilirler. Bugün, otomasyon sistemler uzay gemilerini ateşleyebilir ve uzak gezegenlere uçuş haritalarını belirleyebilir. Sibernetik bir toplumda çok yönlü teknolojiyle, en sonunda, hükümette, üretimde ve mal ve hizmetlerin dağıtımında insana olan ihtiyacın üstesinden gelebiliriz. Sibernetik sistem aracılığıyla, dengeli yük ekonomisi kolayca sürdürülebilir. Bu, insanoğlunu “çalışma günü” dünyasının sıkıcı ve monoton görevlerinden kurtaracaktır. Evet, sonunda pek çok iş yavaş yavaş kullanımdan kalkacaktır

10. Bu yeni kültürde, toplumun yönüne karar verecek,teknik bir gruptan faydalanmayı mı öneriyorsunuz?

Hayır. Venüs projesi, pek çok açıdan, edinilmiş sabit fikirleri temsil eden modası geçmiş, politikacı seçimlerinin yerine bilgisayarların geçtiği sibernetik bir toplum oluşturmayı hedefliyor. Bu sosyal açıdan saldırgan ve zarar verici olarak değerlendirilmesine rağmen, teknoloji, hiçbir zaman bireylerin yaşamını gözlemez ya da dikte etmez. Motion Pictures 1984, Brave New World, Blade- Runner, ve Terminator 2’de olduğu gibi, bazı insanlarda, teknolojinin hayatlarımızı ele geçirmesi konusunda korku oluşturdu. Venüs Projesinin tek amacı; bireylerin maddesel ihtiyaçlarını karşılayacak mal ve hizmeti sağlarken, tüm insanların manevi ve entelektüel potansiyelini geliştirmek.

Özel şirketlerde çalışan insanların kapıdan içeri adım attıkları ve kartlarını bastıkları anda özel bir diktatörlüğe hizmet ettiklerini hissettikleri söylendi. Venus Projesi, başka bir açıdan, herkesin yaşamını daha iyi yapabilmek için teknolojinin en iyisinden faydalanabilir. Önerilen sistemde, çalışma günleri kısaltılacak ve böylece bireylerin daha çok boş vakti, daha sağlıklı bir yaşam biçimi ve stresten arınmış bir çevresi olacak.

11. Venüs Projesi ile komünizmin farkı nedir?

Komünizm para ve emeği kullanarak sınıfsal tabakalaşma yaratır ve komünist geleneği korumak için seçilmiş personele sahiptir. En önemli nokta ise komünizmin kıtlığı ortadan kaldırmak için ne bir plana ne de verimli üretim yöntemlerine sahip olmasıdır. İnsan iş-gücü yerine makineli üretimin gelecekte hakim üretim faktörü olacağını varsaymaktadır. Faşist ve kapitalist rejimlere karşı kendini korumak adına büyük askeri harcamalar yapılır.

Venüs Projesi'nin ya da kaynak bazlı ekonominin komünizm benzeri bir yapı olduğunu düşünmek hatalıdır. Komünizmin paraya, bankalara, orduya, polis gücüne, hapishanelere, karizmatik liderlere, sosyal sınıflaşmaya ve atanmış liderler tarafından yönetime sahip oluşu bunu gösterir. Venüs Projesi'nin amacı ise para kullanımına olan ihtiyacı aşmaktır. Tüm mallar ve hizmetler, sağlık desteği ve eğitim herkese açıldığında polis ve hapishaneler, bankacılık, reklamcılık, borsa simsarlığı, askeriye ve hükümete de ihtiyaç kalmayacaktır. Venüs Projesi politikacıları tüm fiziki tarafların yönetilip çalıştırıldığı bilgisayarlı sistemlerle değiştirecektir.

Bilgisayarların rol almayacağı ve yönetmeyeceği tek şey insanların izlenmesi, gözetlenmesidir. Bu son derece gereksizdir ve toplumsal olarak da saldırgan ve rahatsız edicidir. İnsani kaygı olmadan salt teknoloji kullanan toplumun hayatta kalmak için dayanağı kalmamıştır. Komünizmle beraber faşizm ve kapitalizm ideallerini gerçekleştirmek için yapılan her şey tarihte başarısız bir deney olarak kalacaktır.

Komünizm insani ve çevresel ihtiyaçlarla ilgilenmeyen ideolojiyle yönetilen politik bir sistemdir. Komünizm parayı ve bankaları, orduyu, polis ve hapishaneleri, karizmatik kişilikleri, sosyal sınıflandırmayı kullanarak önceden göreve getirilmiş liderlerce yönetilir ve dayatma kullanır. Venüs Projesi paraya olan ihtiyacı aşmayı amaçlamaktadır. Komünizmin ilgi alanı iş-gücünün durumu ve işçi sınıfıdır. Venüs projesinin amacı emeği önce sınırlandırmak sonra tamamen kaldırmak ve toplumu yüksek teknolojiyle donatıp üretimi bu şekilde gerçekleştirmek üzerinedir. Amacımız hiçbir şey yapmayan ve boş zamanın tadını çıkaran bir toplum yaratmak değil. Aksine insanlara sınırsız imkânlarla keşfetme, yaratma, katılma ve öğrenme tanıtılacak.

Venüs Projesi insanları ayıran tüm yapay sınırları ortadan kaldırmak için bilim ve teknolojiyi küresel ölçekte insanlığın kullanımına sunar. Sistem para kullanmadan mal ve hizmetleri herhangi bir fiyat etiketi, borç, takas veya herhangi bir tür kölelik gerektirmeden hazır kılar. Eğer teknolojimizi akıllıca kullanırsak mal ve hizmetlerin tüm dünyaya yeterli olmasını sağlayabiliriz. Herkese sunulmuş tüm malların üretimini ve dağıtımını dağıtım merkezlerindeki makineler ve otomasyon ile sağlayacağız. Bu yüksek teknolojinin amacı insanları özgürleştirerek herkesin kendi ilgi alanlarını takip etmesini sağlamaktır.

Mal ve hizmet üretiminde insan katılımına olan ihtiyacı aşabilirdik. Hiçbir tür vergilendirme ve mecburiyet yok. İnsan sistemlerimiz tarafından savunulacak bir hükümetimiz yok. Onlar her zaman yetersizliklerini kanıtladılar. Bilgisayarlı sistemler ve sibernetikler sosyal sisteme uyarlanmalı ve küresel kaynakların kaldırma kapasitesiyle uyumlu çalışmalıdırlar. Makinelerin esas amacı imalat ve dağıtımda hiç kimseye kâr sağlamadan temiz çevreyi koruyarak herkese hizmet sağlamaktır. İnsanların kaynaklara erişimi olduğunda çoğu suç yok olacaktır. Polis gücü, ordu ve hapishanelere olan ihtiyaç da bununla birlikte tarihe karışacaktır. Tabii ki bu eğitimde gerekli bazı değişimlerle de örtüşür. Umarım bu bazı noktaları netleştirmede yardımcı olur. Komünizmden farkı ile ilgili basitleştirilmiş bir tarif olduğunun farkındayız.

12. Venüs Projesi nedir?

Alternatifler yaratmadan bir kültürü eleştirmek yararsızdır. Venüs Projesi barışçıl ve sürdürülebilir küresel bir toplum yaratmaya yönelik sosyal değişim planları önerir. İnsan haklarının sadece kağıt üstündeki bildirilerden ibaret olmadığı, bir yaşam biçimi olduğu alternatif bir sosyal tasarımdır. Venüs Projesi sürdürülebilir dünya toplumu için şu anda bildiklerimizi uyguladığımız takdirde erişebileceğimiz gelecek vizyonuna sahiptir. Savaşın, kıtlığın, açlığın, fazla insanın ve acının sadece önlenebilir değil aynı zamanda kabul edilemez görüldüğü kültürümüze bilimsel bir yeniden tasarım anlayışı getirir. Daha azını yapmak, günümüz dünyasının mevcut sorunlarının yıkıcılaşarak devam etmesine neden olacaktır.

Basitçe belirtilecek olursa, kaynak tabanlı bir ekonomi paraya değil öz-kaynaklara odaklanarak verimli ve insana yakışır bir ortam için adil ürün dağılımını sağlar. Bu, ürün ve hizmetlerin para olmadan, kredi, takas, borçlanma ve kulluk/kölelik olmadan elde edilebildiği bir sistemdir.

Birinci hedef kıtlığı yok etmektir. Kaynak tabanlı ekonomide, yenilenebilir enerji kaynaklarının kullanımı artı bilgisayarlı otomasyonlu üretim ve stoklama ile kıtlığın üstesinden gelinecektir. Bu, gelişmiş ulaşım sistemleri içeren güvenli enerji-verimli şehirler ortaya çıkaracak, geniş kapsamlı sağlık bakımına ve amaca uygun eğitime olanak sağlayacaktır.

Bu yeni tasarının amacı güç, malvarlığı ve zenginlik gibi sığ ve ben-merkezci hedeflere karşı çıkan, insan ve çevre kaygılı yeni bir sistemi heveslendirmektir. Bu yeni haz insanların gerek manevi gerekse de maddi anlamda yaratıcılık ve öz-tatminle gelişmelerini sağlayacaktır.

13. Tasarımlarınızın temeli genel olarak nedir?

Öncelikle, kendime ne yapmak istediğimi ve verilen probleme en basit yaklaşımın ne olduğu sorusunu soruyorum. En basit yaklaşım derken elde olan bilgi ve araç-gereç ile demek istiyorum. Eğer en az malzeme ile en sağlam, en güvenli olacak, en ucuz uçağı tasarlayacak olsaydım uçan bir kanat seçerdim. Uçan kanat tasarımı gövde, kuyruk, dümen ve dengeleyiciden arındırılmıştır. Yolcular kanatlarda oturur. 1930'un başlarında birçok uçan kanat çeşidi tasarladım.

Sosyal tasarımlar felsefeyi, arzuyu, estetiği ve belli insanların yararını değil Dünya kaynaklarının kaldırabilme kapasitesini temel almalıdır. Örneğin, şehirlerin dairesel tasarımı en çok sosyal kazancı sağlarken en az enerji sarfiyatını temel almaktadır. Mimari zekice tasarlandığında, en az malzeme ile en güvenli ve en verimli yapı mümkün olur. Malzemeler gelişip değiştikçe mimarlık ve şehirlerin tasarımı da değişecektir. Bu durum faydaları sınırlamayacak, aksine imkânları, herkesin erişebileceği ürünleri ve hizmetleri arttıracaktır.

14. Bu yönde ilham veren neydi?

1929 Büyük Bunalımı zamanlarında yaşamak sosyal bilincimi şekillendirmemde yardımcı oldu. O zamanlarda fark ettim ki dünya hala aynı yerdi; bitki yetiştirmek hala dokunulmamış bir şeydi, kaynaklar hala oradaydı ama insanların ürünleri almaya parası yoktu. Bizim oynadığımız oyunun kurallarının modası geçmis ve hasar verici olduğunu hissettim. Bunlar bende Venüs Projesi'ne ilişkin kararlara ve tasarımlara götüren hayat boyu sürecek bir keşif başlattı.

Sefalet dolu koşullar, keder, savaş ve savaş vurgunculuğu beni teşvik etti ve işimde bana ilham verdi. Aynı zamanda hükümetlerin görünen yetersizliği, akademik dünya ve bilim insanlarının çözümsüzlüğü de beni motive etti.

Sosyal sorunlara karşı sınırlı bakış açıları üzerinde aşırı-uzmanlaşmışlıkları nedeniyle pek çoğu başaramadı. Bilim adamları, siyasetçiler ve akademisyenler problemleri içinde bulundukları sistemden görüyorlardı ki, bu da problemlerden sorumlu olan birinci nedendi. Kendi dünyamız hala savaş, sefalet ve açlıkla, çevresel ihmalle doluyken başka gezegenlere hayat götürmeyi tartışanlar için hayal kırıklığı içindeyim. New York'daki ilaç bağımlılarıyla, alkoliklerle ve hatta çocuk suçlularıyla yaptığım çalışmalardan sonra tekil olarak bireylerle çalışmaktansa sosyal şartlar üzerine gitmenin başta fonksiyon bozukluğu davranış sorunları için daha etkili bir yöntem olduğunu anladım.

15. Bu düşüncenin temeli nedir?

Toplumsal sorunların nedeni kıtlıktır. Dünya kaynaklarının çoğunu az bir ulus kontrol ettiğinde ne kadar kanun koyulsa, ne kadar anlaşma da imzalansa ihtilâflar olacaktır. Eğer savaşı, suçu, açlığı, sefaleti, toprak anlaşmazlıklarını, milliyetçiliği sona erdirmek istiyorsak tüm kaynakların tüm insanlığın mirası olarak kabul edildiği bir gelecek için çalışmalıyız.

Sorunlarımız para, israf ve insan sömürüsü tabanlı bir toplumla çözülemez. Günümüzde para, ulusların finansal servetini kontrol eden pek az kişinin yararına ekonominin kontrolü için kullanılmaktadır. Bizler planlı eskime, çevre ihmali ve zalim askeri harcamaların altında yatan nedenler hüküm sürdükçe başarısızlığa mahkumuz. Geçmişte kullanılan antlaşmalar, kuşatmalar, boykot etme ve benzerleri bir işe yaramadılar.

Birçok insan ahlâki standartların ve uluslararası kanunların sürdürülebilir küresel bir toplumu garanti ettiğine inanıyor. Politik göreve dünyanın en ahlâklı insanları seçilmiş olsa bile yeterli kaynaklar olmadığı sürece aynı sorunlarımız devam edecektir. Gerekli olan şey dünya kaynaklarının tüm insanlık yararına zekice yönetimi ve çevrenin korunmasıdır. Dünya bereketli kaynaklara sahiptir. Parasal kontrolle kaynaklara kota koymak işlevsizdir ve hayatta kalmaya ters bir davranıştır. Bugün, toplumsal ve ekonomik kalkınmamızın ayak uyduramadığı oldukça gelişmiş pek çok teknolojiye sahibiz. Kölelik ve borcun olmadığı bolluk dolu bir dünyayı, küresel ve kaynak tabanlı bir toplum yaratarak kolaylıkla yaratabilirdik.

16. Asıl soru şu ; birisi bizim için karar almak zorunda diye düşünmeden nasıl gelişebiliriz?

Doğal hukuk, çevreyi ve tüm yaşamı destekleyen insan ilişkilerini içerir ve daha rahat anlaşılır. Doğal hukuk bireyler veya toplumlar için ciddi sonuçları olmadan ihlal edilemez.Doğa kanunları bütün canlı sistemlerine hakimdir. Örneğin su, güneş veya besin maddeleri olmaksızın bitki ve hayvanlar ölür.

Kıtlık, açlık içinde bir ortam ve yoksulluk herkes için bir tehdit oluşturur.

17. Kanunlara İhtiyaç Nasıl Bitirilecek?

Bugün, insan davranışlarını kontrol etmek için yasalar hazırlıyor yada sapkın davranışlar esnasında oluşan fiziksel koşulları incelemeden bilimsel tezler üretiyoruz. Zamanla Dünya kaynaklarını insanlar, alakasız yasalar ve toplumsal sözleşmelerin sonucu olarak tüketecektir.

Kaynak bazlı ekonomide, yapay kanunlar veya kuvvetler sosyal sorumluluğun bir fonksiyonu olamaz. Ancak çevreyi kötülerden korumak olacaktır. Buna örnek olarak insaların borç olmaksızın istedikleri hammaddeye ualaşabileceği şekilde tasarladığımız şehirler var. Bu aynı zamanda hırsızlığı da ortadan kaldıracaktır. Kötüleri cezalandırmak süsüyle yasaları atlatan veya zorlayan önlemleri uyguladılar. Sosyal girişimin kusurları giderilirse böylece yasa ihtiyacı da ortadan kaldırılmış olacaktır.

Biz sistemleri ortadan kaldırarak,yolsuzluğu ve insan acılarını bitirmeyi teklif ediyoruz. Güvenli, temiz, toplu taşıma sistemlerine sahip, hız, dur işaretlerine veya polislere gerek olmadan yaşanabilecek şehirler öneriyoruz.

Diğer örnekler ise hava ve sudur. Her ikiside yaşamımız için gerekli olan ve doğada bolca bulunan yasalara bağlı kalmadan tüketebildiğimiz araçlardır. Madeninden akan bir suya bakıp kimse ne kadar harcandığını izlemez. Çünkü bolsa izlemeye gerek yoktur.

Vurgulamalıyım ki, küresel yönetim sayesinde kendini elit zanneden bir kaç kişinin dümenden bir dünya hükümeti kurmasının tek amacı vardır o da itaat ettirmek. Gezegendeki hiçbir insanın veya bu şekilde olan bir globalleşme vizyonu olamaz ve bu şekilde yönetimler güçlenmez.

Toplum, insani endişe ile ırk, renk, mezhep ya da kanunlara bakmaksızın her şeyi daha yararlı yapmak için tasarlanmalıdır.Yasaların insan yaşamını iyileştirmek amacıyla yapıldığına inanmamız isteniyor.Oysa yasalar yetersizliğin yan ürünüdür.

18. Eğitim,İşbirliği ve Sağlık Sistem içine Nasıl Entegre Edilecek?

Eğer çocukların topluma katkı yapan üyeler haline gelmesini ve biribirleriyle olumlu,yapıcı ilişkiler kurmasını istiyorsak bunu ancak istenen davranışları üreten bir ortam tasarlayarak başarabiliriz.Örneğin çocuklar küçük motorlu bir aracın nasıl hazırlandığını istiyorsa dördü aracı kaldırırken, ikisi de aracın tekerlerini takmalıdır.Bu şekilde montajı tamamlayacaklar aynı zamanda bu aydınlanmış eğitim formu ile de işbirliğinin avantajlarını takdir etmiş olacaklardır.

Okullarımızda deneyimler ; monoton veya zorunlu olamaz ya da rekabet içeren, ancak doğrudan sınıfın tamamının katılımı ile deneyimlere dahil olacaklar. Çocukları eğlendirme zanaatı gölün ortasındaki tepe gibidir. Çoçuklar, oraya ulaşmak için önce kürek çekecekler ardından tepeye tırmanacaklar. Bu tarz egzersizler, hem ruh sağlığı, hem başarı hem de teşvik için oldukça önemlidir.

19. Katılım Hakkı İnsanlara Ne Garanti Ediyor?

Çıkarlar veya para kullanımı olmadığı için, bilgi sahteciliği, fikir istismarı ile az kazanc yada avataj kullanma gibi durumlar söz konusu olmayacak. Hiçbir sosyal sınıf katı, sosyal engel, katılım sınırlaması veya yeni fikir kısıtlaması olmayacak. Temel amaç, bilgiye tam erişim, mal ve hizmetlerin herkese teslimatı.

Toplumun cezasını çekeceği harcanmış yaşam için bugün herhangi bir çocuk ; sokak köşelerinde uyuşturucuya çekiliyor.Kaynak tabanlı ekonomi de çocukların gezeceği, öğreneceği veya deneyimleri için yerler olacak. Çocuklar ne kadar zeki olursa diğerlerinin hayatı da o kadar iyi olacak.

20. Kaynaklar Nasıl Eşit Dağıtılabilir?

Para veya benzeri bir materyal olmadan ürün ve hizmetlerin dağıtımı, dağıtım merkezleri tarafından ayarlanacaktır. Bu merkezler yeni ürünlerin avantajlarını sergileyecek, anlatacak ve örneklerle göstereceklerdir. Sergi merkezleri yeni ve uygun ürünleri gösterecek ve düzenli olarak güncelleyecekler.Eğer Yellowstone Ulusal Parkı ziyaret ediyorsanız, yeni kamera veya kayıt cihazlarını kontrol edecek, kullanacak ve bir başka değişim merkezine bırakacaksınız.

Ürünler, topluluğa bilgisayarlı merkezlerin yanı sıra evlerinde geniş ekran televizyonlarla 3D olarakta gösterilecek. Eğer bir ürünü almak isterseniz herhangi bir fiyat etiketi, irtifak hakkı veya borç olmadan bulundugunuz yere teslim edilecek. Konut, giyim, eğitim, kişisel bakım veya eğlence gibi herhangi bir ihtiyac için geçerli olabilir.

Ürünlerin hammaddeleri botlar, tek hat trenler, mag-lev trenler, boru hatları ve pnömatik tüpler gibi otomatik taşımacılıkla üretim yerlerine ulaşacak.Otomatikleşmiş ve bilgisayarlı envanter sistemleri oluşan talepleri karşılamak amacıyla dağıtım merkezleri ile üretim merkezleri arasındaki koordinasyonu sağlayacak.Bu şekilde denge yüklü ekonomi korunabilir.İsraf, yokluk ve istila bu şekilde giderilebilir. Sonuç olarak ürün ve hizmetler bolca üretilip en ucuz şekilde hizmete sunulacaktır.

Bugün herhangi bir üretim sırasında ulik bir hammadde israfı söz konusudur.Kaynak tabanlı ekonomi de bütün atılar geri dönüştürülecektir. Öncelikle ürünler en yüksek kalite de, uzun ömürlü ve az yada hiç tamir gerektirmeyecek şekilde üretilecektir. En son veya en moda tasarımlar söz konusu olacağından bir eskimeden söz edemeyiz. Böylelikle israfın da önüne geçilebilir.

Ürünler taşınırken, yükleme veya boşaltma içinde enerji korunacak.Örneğin; boşaltma üniteleri ana kargo üzerinden ayırılabilir olacak ve kendi alt ünitesine yerleşecek bu şekilde gemiler ve liman zaman kaybetmeyecek.Trenler ve uçaklar içinde aynı yöntem kullanılacak. Bagaj ve yolcular farklı kompartımanlara ayrılarak, tren ve uçakların zaman ve enerji tasarruflu ayn zamanda da daha efektif olması sağlanacak.Tüm taşımacılık ise elektrik bazlı araçlarla gerçekleştirilecektir.

Sibernetik toplumda ; okula gitmek kadar kişisel eğilimlerine, sanat ve bilim çalışmalarına ya da seyahate daha fazla vakitleri olacaktır. Gezmek, çalışmak, eğlenmek ve katılım gibi bir çok secenekleri olacak.

Bankacılık, sigortacılık, reklamcılık, pazarlamacılık, ordu gibi alanlarda çalışanlar eskiye oranla daha yararlı olacaklardır.

21. Plan Nedir?

Eski binaları onarıp tadilat yapmaktansa baştan aşağı kendine yeten yeni binalar inşa etmek çok daha faydalıdır. Yeni şehirler, son teknolojilerden yararlanan, temiz, güvenli ve cazip yerler olabilir. Çoğu durumda dairesel bir düzenden yararlanılacak.

Kullanılabilir bütün gezegensel kaynakları araştırmamız gerekiyor. İlk deneysel şehir ya da planlama merkezi, tarıma elverişli arazi, üretim koşulları, ulaşım, teknik eleman, nüfus ve sürdürülebilir bir kültür için gerekli olan diğer şeylerle ilgili araştırma yürütecek. Bu araştırma, dünyadaki insanların ihtiyaçları ve dünyanın kapasitesine dayalı olarak sosyal ve teknolojik gelişmeyi insancıllaştırmak için yapılan küresel planlamadaki değişkenleri belirlememizi sağlayacak. Bu en iyi, gezegensel kaynaklarımızın bilgisayarla kontrol edildiği ve sürekli güncellendiği bir şekilde düşünülebilir.

İlk şehrin görevi, tasarlanmış olan değişkenlerin geçerliliğini kontrol etmek ve gerekli olan değişiklikleri yapmaktır. Ayrıca bu yeni sosyal yönelişin kitap, dergi, TV, radyo, seminerler, tiyatro ve eğlence parkları gibi birçok cephede ilerlemesini sağlamasının yanı sıra. Sonraki şehir için otomatik binaların tasarımı ve denenmesi sürecini yürütecek. Bu araştırma ayrıca temiz alternatif enerji kaynaklarının çıkarılmasını ve elde edilen yeni maddeler kullanılarak kıtlığın üstesinden gelinme olasılığını araştıracak.

Bu yeni sistem geçiş döneminde insanların ihtiyaç duyacağı her şeyi karşılayacak. Medeniyetin devamını sağlamak için, gelişmiş teknoloji ve insanlığa zarar vermeyen kullanılabilir doğal kaynaklarla işbirliği içinde olmalıyız. Örneğin bir bölgedeki nüfusun karakteristik özellikleri, ne kadar okul ve hastane yapılacağını ve ne kadar ekipmana ihtiyaç duyulduğunu belirleyecek. Bazı tıbbi yapılar gezici diğerleri de kara veya denizde prefabrik olarak kurulacak.

Geçiş dönemi boyunca yokluk çeken bölgeler, yemek pişirmek ve suyu arındırmak için ısı yoğunlaştırıcılarla desteklenecek. Bu bölgelere gönderilen yiyecekler nakliyat masrafının düşmesi için kurutulmuş ve sıkıştırılmış olarak gönderilebilir. Paketleme bakterilerine ayrışabilir olacak ve bu şekilde gübrelemeden iki kat daha fazla kirlenmez olabilecek. Yeterli alanı olmayan bölgeler hidrofonik çiftlikler, karaya dayalı balık çiftlikleri ve deniz çiftlikleri kullanacak. Enerji rüzgardan, güneşten, ısı yoğunlaştırıcılardan, güneş pilinden, dalgadan, canlı kütleden, jeotermalden ve öbür kaynaklardan sağlanacak.

Nitelikli elemanlardan oluşan disiplinler arası bir takım, projenin gerektirdikleriyle uyum içinde, kitlesel çapta mal ve hizmet üretmek ve sunmak için otomatikleştirilmiş sistemler üzerinde çalışacak. Bunlar geleceğin askerleri olabilir, dünyayı ve insanları korumak ve iyileştirmek için büyük ve barışçıl bir seferberlik. Bu hiçbir zaman yapılamadı ve ancak para engel olmadığında yapılabilir. Soru paramızın olup olmadığı değil, “bu yeni gidişatta başarılı olmak için kaynağımız ve olanağımız var mı?”dır.

22. Kıtlığı Ortadan Kaldırmak İçin Yeterli Enerjimiz Var Mı?

Var. Eğer çöl sıcaklık deriştiricilerini, rüzgarı, dalgayı, gel-git kaynaklarını kullanırsak açığa çıkarılmamış enerji kaynağımız neredeyse sınırsız. Körfez akıntısının, İzlanda akıntısının ve Japonya akıntısının sadece bir bölümünü kullansak bile bugün dünyadaki enerji sıkıntısına son verebiliriz. Eğer son kırk yılda savaş için harcadığımız parayı temiz enerji kaynaklarının gelişimine harcasaydık dünya bugün insanlık için çok daha iyi, güvenli, temiz bir yer olurdu.

Potansiyel jeotermal enerji neredeyse sınırsız ve tüm dünyanın ihtiyaçları için yeterli enerjiyi kolayca sağlayabilir. Eğer dünyanın dış kabuğunda var olan jeotermal enerjinin yüzde birini bile kullanırsak, dünyadaki petrolden elde edilen enerjinin yaklaşık olarak beş yüz katını elde edebiliriz. Bu enerji kaynağı, fosil yakıt kullanan enerji istasyonlarıyla kıyaslandığında neredeyse hiç kükürt açığa çıkarmaz. Buna ek olarak jeotermal tesisler, diğer enerji istasyonlarıyla kıyaslandığında çok daha az yer kaplar. Jeotermal kuyular açmak diğer enerji kaynaklarından çok daha çevrecidir ve maden kuyularına, tünellere, açık ocaklara ve atık depolarına hiç gerek kalmaz.

Bu potansiyel enerji kaynakları yerkabuğunun yaklaşık 6 mil derinlikte olan en dış katmanlarında bulunmaktadır. Ve bu enerji kaynakları tüm dünyada, Güney Afrika’daki Andes Dağları’ndan California Körfezine kadar olan bölgede, Afrika’daki Rift Vadisi’nde, Atlantik-ortası sırtında ve tüm Bering geçidinde ortaya çıkarılmaya müsaittir.

23. Bu İnsan Doğasına Aykırı Değil Mi?

H.G Wells, “Yirminci yüzyılın başlarındaki yenilik karşıtları, insan doğasının değişmediğini ve değişemeyeceğini belirtmeyi çok severlerdi. Mağara adamının, dağlarda piknik yapan banka memurları gibi hissettiğini hayal edin veya Confucius ve Buddha’nın düşüncelerinin Rousseau, Karl Marx ve De Windt’inkilerle kolayca değiştirilebildiğini hayal edin. Onlar cahil değildi sadece insanlığın geçmişte tecrübe ettiği nerdeyse bütün olaylarla ve günümüzde karşılaştığı durumlarla ilgili yanlış bilgilendirilmişlerdi.” demiştir.
Robert Boguslaw, The New Utopians’ında “Norman R. F. Maier’ın(ve diğerlerinin) yıllar önce belirttiği gibi “insan doğası” terimi genel olarak insan hakkındaki cahilliğimizi gizlemek için bir perde olarak kullanılır. İnsanlık üzerine yapılan tartışmalarda ileri sürülen daha basit bir görüş, insanın hareketlerinin iç güçler tarafından olduğu kadar dış güçler tarafından da belirlendiğini görmezlikten gelir.” demiştir.

Arthur C. Clark ve daha pek çok bilim kurgu yazarının dikkat çektiği gibi insan doğası sorusunu yönelten kişi saf, toy ve çocuksudur.

Jacque Fresco’nun İleri Bakmak (Looking Forward) kitabından:

“Kültürel antropoloji, sosyoloji ve psikoloji hakkında çok az şey biliniyorsa, önerilen yenilikleri “işe yaramaz, insan doğasına aykırı” diye geri çevirmek çok kolaydır. Bir çok insan için “insan doğası” dedikleri şeyin bir kaçış olmadığını anlamak çok zordur. İnsanlar ayna gibidir, büyük oranda çevrelerini yansıtırlar. Eğer insanlar dünyaya önceden ayarlanmış ve otomatik tepkiler içeren bir “doğa” ile gelmiş olsalardı uygarlaşma imkansız olurdu. Eğer böyle olsaydı karıncalar gibi, hayatlarımızı, zamanın etkisiyle çok az değişen şablonların içinde yaşardık. Bizimle ilgili muhteşem olan şey, dünyaya mümkün olan en fazla esneklikle gelmiş olmamızdır.”

Jacque Fresco’nun Paranın Alamayacağı En İyi Şeyler (The Best That Money Can’t Buy) kitabının 89. sayfasından:

“Bağnazlık, ırkçılık, milliyetçilik, kıskançlık, batıl inançlar, açgözlülük ve bencillik gibi davranışların hepsi yetiştirilme tarzımızla güçlendirilen, öğrenilmiş davranış biçimleridir.

Bu davranış biçimleri birçok insanın düşündüğü ya da inandığı gibi atalarımızdan miras kalmış özellikler ya da “insan doğası” değildir. Eğer çevre değişmeden olduğu gibi devam ederse, benzer davranışlar ortaya çıkar. Diğerleriyle ilişkilerimiz göz önüne alındığında dünyaya boş bir levha ile geliyoruz. Son tahlilde katlanılamaz insan davranışlarını ele alan herhangi bir yargı o davranışı yaratan çevreyi değiştirme amacı gütmeyen önerilerle yaklaşır. İnsanların ihtiyaçlarının karşılandığı bir toplumda, yapıcı davranışlar desteklenir, topluma uyum sağlamakta zorluk çekenler hapse atılmak yerine topluma kazandırılır. Belli bir ahlaki davranış isteniyorsa, bu insan arzuları ve düşünceleriyle ilişkilendirilmelidir. İşlevsel ahlak, tüm insanlar için yaşanılabilir çevreye ulaşma süreci seviyesini sağlayabilir. Bunu söylerken, duygusal ve zihinsel olarak tatmin edici olan temiz hava ve su, gıda ve hizmet, sağlıklı ve yeniliğe açık bir çevreden bahsediyoruz. Para temelli bir sistemde çoğunluğun ilgisine hizmet eden çözümler yaratmak zordur. Bunların hiçbiri günümüzdeki sosyal yapının kapsamlı bir yeniden tasarımı ve sonunda paraya dayalı sistemin kaynağa dayalı ekonomik sistemle yer değiştirilmesi olmadan düşünülemez.

24. Her Şey'in Etiketsiz Olduğu Bir Sistem Teşviği Ortadan Kaldırır Mı?

Serbest piyasa sistemi başarıya ulaşmak için azim ve istek yaratır fakat bunun yanı sıra yozlaşmayı, hırsızlığı ve açgözlülüğü de besler. Bizim amacımız kimsenin sığ ve bencil zenginlik, mal, mülk ve güç amaçlamadığı bir destek sistemi oluşturmak. Günümüzde ekonomik engeller yenileşmeyi, yaratıcılığı ve kişisel hırsı büyük ölçüde sınırlıyor. Venüs Projesinde imkanlar herkesin ihtiyaçlarına cevap vereceğinden, para kimsenin yaratmasına veya başarılı olmasına yardımcı olamayacak.

Biz bütün insanların, bütün ürün ve hizmetlere, sağlık, eğitim, barınma, gıda ve daha fazlasına erişebilmesini destekliyoruz.

Sadece yaşamsal ihtiyaçları sağlamak yeterli değildir. Tasarılarımızın yeni destek sistemi oluşturmasını istiyoruz. İnsanlık, zihinsel evrimi için, yüksek seviyedeki merak güdüsünü sürdürmek için ve kıtlıkların üstesinden gelmek için mücadele etmek zorundadır. Savunduğumuz eğitim şekli doğal kaynakların zekice kullanılmasına ve doğanın korunmasına dayalıdır.

Serbest piyasa sistemi ile ilgili utanç verici bir şey de boşa geçen insan yaşamlarıdır-alışveriş merkezlerinde gün boyu tezgahların arkasında satış yapılmasını bekleyen genç kızlar, sanayi tesislerinde zihinsel kapasitelerinin çok azını kullanarak çalışan kadın ve erkekler gibi. Geleceğin okullarında insanlar, diğerleriyle zihinsel ilişkiler kurabilmeyi, birlikte çalışmayı ve dünyayı daha iyi bir yer yapmak için fikirlerini paylaşmayı ve kaynakları savaş ve askeriye alanlarında kullanmamayı öğrenecekler.

Eğer bunun önemini kavrayamazsanız söyle düşünün: Devletler birleşip sınırlardaki milisler ortadan kalkarsa ve Amerika bölgesel tartışmalardan kurtulursa aynı süreç teknolojinin ve bilimin tüm dünya sakinlerinin yararına kullanıldığı her yerde küresel olarak kabul edilebilir.
Bu düşünceler yıllardır toplanan bilgilere dayanıyor. Eğer biz kendi düşüncemizi uygulamakta başarısızlığa uğrayıp var olan sanayi kurumlarına boyun eğersek, diğerleri bizim düşüncelerimizi bizim için hayata geçirecek. Ayrıca ben azim ve hırsa inanıyorum fakat günümüzün para temelli kuruluşları tarafından oluşturulmuş olan sığ ve ben-merkezli destek ve hırs sistemine değil.

“Neden buradayız?” sorusu, hiçbir dayanağı olmayan felsefi bir sorudur. İlahiyatçılar bu soruyu cevaplamak için girişimlerde bulunmaktalar. Bizim cevabımız evrimin ürünü olarak burada bulunduğumuzdur. Bilimsel cevap “Neden buradayız?” sorusunun değil “Farklı yaşam biçimlerini oluşturan süreçler nelerdir?” sorusunun cevabıdır. Ayrıca buna Jacque Fresco’nun Paranın Satın Alamayacağı En İyi Şeyler(The Best That Money Can’t Buy) kitabının 19. sayfasındaki “Batıl inançtan bilime” bölümünde de rastlıyoruz.
Para veya ödülden ilham alan insanlara inanmak üzere yetiştirildiniz.

Michael Angelo, da Vinci, Bell, the Wright Brothers, Darwin ve daha pek çok geçmişte yaşamış takdir ettiğimiz insanlar esasında problem çözmeyle ilgilendikleri için çalıştılar, maddi kazanç için değil. Bu insanların durumlarında çoğu zaman para ikinci derecedeydi. Zengin olmak isteyen insanlar çoğunlukla iş adamı veya borsacı oldular ki onların çok azı yaratıcı kişiliklerdir. Tek teşviği maddi kazanç olan insanlardan her zaman korktum. Güney Pasifik’teki adalarda insanlar kendilerine yetecek kaynaktan fazlasına sahip. Muz, hindistan cevizi, balık ve ekmek ağacı gibi kaynakların çok bol olmasına rağmen insanlar devamlı olarak deniz ulaşım gereçleri, kanolar, kulübeler ve dokuma giyisiler üretmek için çalışıyorlar. Hiç para kullanılmamasına rağmen çalışma hırsları yaşam standartlarını yükseltiyor. Amerika’nın ilk günlerinde bir adam ve karısının bir kulübe inşa etmesi birkaç ay sürüyordu. Günümüzde bir evi, aslında yapımında hiç katkısı olmayan bankacılara verilen ücretleriyle birlikte ödemek yaklaşık 30 yıl alıyor. Eğer kendi hesaplarınızı, tüm yaşamsal ihtiyaçlarını karşılayabilen birininkiyle karşılaştırırsanız aslında zengin bir insanın -tüm bunlara ulaşabilme gücü olduğu halde- günde 25 öğün yemek yemediğini, etrafını yüzlerce müzik aletiyle doldurmadığını ve yüzlerce araba biriktirmediğini görürsünüz. Bu kaynakların insanlara dağıtılamaması değil, suç, yolsuzluk ve aldatmaca için sorumlu olan kaynak yetersizliğidir.

Bütün dünyanın birkaç ülkenin kontrolü altında olduğunu ve farklı durumlardaki avantajlarına göre diğer ülkeleri kötüye kullandığını düşünün.

Tüm teknik elemanlar ve diğer herkes yüksek bir yaşam standartlarına sahip olacak: savaş, bölgesel çatışmalar, ekonomik zorluklar, borç, ve birçok suçun temeli ortadan kalkmış olacağı için, insanları iten hırsın sonu gelmiş olacak. Venüs projesini tarafından önerilen bu yeni toplumda insanın eğitilmesi ve yetiştirilmesi, bilimin temel yasalarına ve insan ve çevre arasında tüm ömür boyu sürecek olan karşılıklı ilişki genel bilincine dayalı olacak.

25. Peki Ya Din Ne Olacak?

Venüs Projesi’nde öne sürülen kavramların hiçbiri dünyadaki çoğu din öğretisiyle uyuşmuyor. Belki de en büyük fark bizim aslında bu yüksek ahlaki değerleri dünyadaki milletler için işe yarayan bir gerçekçiliğe dönüştürmek istiyor olmamızdır.

Eğer ülkeleri, bütün milletleri geliştirecek olan ve ortak miras adı verilen projeye katılırsa kaynakta herkes için maddi kazanç var. Projeye katılmayı reddedenler ise kazanılan bu gelişmelerden mahrum kalacak.
Herkes sahip olduğu inanç sistemine ibadet etmekte özgürdür fakat kimse başkalarını da bunu yapmaya zorlayamaz. Herkes istediği yere herhangi bir kısıtlama olmadan gidebilir. Eğer yapıcı olarak hareket edemezlerse cezalandırılmak veya hapse atılmak yerine onlara yardım edilecek. Hatta kendi başına gitmeyi tercih eden milletlerin de gelişmelerden yararlanabilmesi için sürekli çaba harcanacak.
Bu onların inançlarına, kültürel gelenek ve göreneklerine kesinlikle müdahale etmeyecek. Gelenek, görenek ve inançlar insanların içinden zorla çıkarılamaz sadece önemsiz inançlardan eğitim yoluyla kurtulmak mümkündür. Askeri yöntemi değil eğitim yolunu tercih ediyoruz. Bu daha uzun zaman alsa da onların, hep birlikte toplanıp kaynakları paylaşmanın yararlarını görmelerini istiyoruz, tıpkı tüm ABD halkının birleşip sınırlardaki çatışmaları durdurması gibi.

Bu ülkelerin hepsi kaynak sıkıntısı çekiyor ve bu işin faydalarını görmelerini istiyoruz. Onları hiçbir şeye zorlamıyoruz.

26. Venüs projesi anormaller için uygun olur mu?

James Harvey Robinson insanın uygun çalışma adamı olduğuna inanıyordu. Bu iddayı destekleyen bir durum yoktur. Bir bitki kendisi büyüyemez. Bitki toprağa, besine, güneş ışığına ... vb. ihtiyaç duyar. Herhangi bir bitkiye ne kadar genetik yükseltme yaptığınız fark etmez, o kutuplarda büyümeyecektir. İnsanoğlu evrimini yöneten unsurlar içinde aynı fiziksel kanunlar geçerlidir. İnsan davranışları ve değerleri kendiliğinden oluşmaz, bunlar kültürün verdiği bir yanüründür.

Büyük ihtimalle geleceğin tarihçileri bizim normal olmayan yapaylıklarımıza, vahşetimize, batıl inançlarımıza, insanlarımızın farklı uluslar arasında köprü kurmak yerine askeriyeye yatırım yaptığımızı fark edeceklerdir. Anormallikler ve tiksindirici davranışlar mahrum bırakılma ve korkutulmalardır.

Venüs Projesi insanların simbiyotik bir bütün olarak sistemleri yaşayan etkileşimli, yeniden düzenlenmiş eğitimi öneriyor. Çocuklar artık bağnazlık, ırkçılık, hırs , sosyal olarak rahatsız edici davranışlar ve kalıplar olmadan büyütülür. Örneğin, çok sofistike Alman ailelerin 2.dünya savaşının bitimine yakın zamanlarda çöp kutularından toplanan yiyecekler üzerine savaşıyorlardı. Linç girişimleri güneydeki kitlelerde yanlış bilinçlendirmenin bir yan ürünü olmuştu.

Geriye kalan soru bizim değerler sistemimizin bizim toplumumuzu ne kadar sürdürüp devam ettireceğidir. Bu eğitim ve çevreyi değiştirmek insan doğasıyle alakalı değildir , insanlığı dünyanın taşıyabileceği ölçüde eğitebilmek insan davranışlarıyla alakalıdır. sizler onurlu ve etik insanları başa getirirsiniz fakat ortada çıkartılan yasalara uygulanabilecek bir çevre yoksa. Mesela orada yiyecek büyütmeye yeterli tarım alanı yoksa insan davranışları eski sert tutumuna geri dönecektir. Ve bu da yine yolsuzluğu getirir.

Mükemmelliğin reddedilmesi evet bu ütopya gibi geliyor fakat öyle bir ütopya ki sürekli geçiş yaşadığımız ve yeni şeyler öğrendiğimiz. Herhangi bir sosyal sistemin nihayetinde yeteneği uygun değişim sağlamak için bütün toplum üzerine kurulu olmalıdır. Biz olsun veya olmasın yeryüzündeki zeki yaşam tanımı yapacaktır.
27. Devlet için sadece makul insanların yetiştirilmesi yeterli değil mi?

Bu toplumun eksiklerine işaret etmek veya ofislere yüksek moral verilmiş karakterde insanlar seçmek yeterli değildir; bu uygar bir toplum için çok az olurdu. Gerekli olan şey dünya kaynaklarının akıllı yönetimi, çok yönlü olarak çevrenin çalışmaya uygun hale getirilmesi, sosyal meselelerin varolan kaynaklarla düzgün bir biçimde harmonizesi ve gezegenimizin taşıma kapasitesidir. Devlet için mükemmel erkek ve kadınlar seçilip başa getirilse bile yeterli kullanılabilir kaynak olmadan ve ileri teknoloji olmadan savaşlar, yoksulluk ve yıkım aşılamaz hem de ne kadar çok yasa çıkarırlarsa çıkarsınlar ya da ne kadar anlaşmaya imza atarlarsa atsınlar. Bizim hayat standatlarımızı yükseltecek olan demokrasi değildir. Bizim kaynaklarımız bunu sağlayacaktır su, ekilebilir alan, yeni teknolojiler gibi. Yağlı cafcaflı konuşmaların ve kağıtsal anlaşmaların insanların sosyal meselelerinin çözülmesiyle alakası yoktur.

28. Venüs projesi’nin anormal davranışları olan insanlara çözümü nedir?

Anormal davranışlar anormal toplum durumları, yetersiz beslenme, düşük maaş, motivasyonun azalması, yanlış kişilere özenme, alanıyla ilgili zayıf eğitim … gibi unsurlar tarafından oluşur. İnsanlar her zaman bulundukları çevrenin etkisini yansıtırlar. Günümüzün en varlıklı kişileri bile entelektüel yetersizlikten acı çekmektedirler. Onlarda çevreyi ve diğer insanları suistimal ederek suç işliyorlar. Bizler kasinolarda saldırganca kumar oynamayı suç unsuru olarak görmüyoruz, ama gelecekte onlar kesinlikle bizim bu doğru ve normal olarak saydığımız sapkın davranışımızı diğer sapkın davranışlarımızdan birisi olarak değerlendirecekler.

29. Devlet olacak mı?

Parasal sistemden, sibernetik yüksek teknolojili kaynak bazlı ekonomiye geçiş yapılırken parasal sistemden bize kalan temel miraslar olan sistem analizcileri, mühendisler, bilgisayar programcılarına …vb. ihtiyaç duyulacak. Onlar herhangi bir politika gütmeyecekler veya diğer insanlardan sınıfsal üstünlükleri olmayacak. Onların işi çevrenin düzenlemesi ve restorasyonları mümkün olduğunca kendi doğal çevresine ve denizine uygun biçimde tasarlamak olacak. Onlar ayrıca şehri taşımaya, tarıma, şehir planlamasına ve üretime en uygun şekilde ekonomik planlı halde yapacaklar. Bunlar her zaman modifikasyon işlemleri, güncelleme ve ihtiyaçların sürekli değişen uygarlığa ayak uydurarak yapılır. Gelişimde belirlenen bir sınır yok.

30. Doktorlar Gibi Daha Çok Çalışan İnsanlar, Sanatçılar Gibi Kişilerden Daha Çok Kaynak Mı Talep Edecekler?


Kaynaklar, üzerinde fiyat etiketi olmadan herkes için kullanılabilir olduğunda ve kişilere limitler koyulup pay edilmediği zaman insani değerler önemli ölçüde değişecektir. Çoğumuza, planlı eskitme ile yaratılan yapay kıtlığa batmış bir uygarlık öğretildi. Para ile motive olanlardan son derece şüphe duyuyorum.

Çok stresli hiçbir mesleğe ihtiyacımız olmayacak; stres seviyesi yüksek meslekler, yenilikçi teknoloji sayesinde aşamalı olarak ortadan kaldırılana kadar hızlı personel rotasyonuyla pratik olarak tasfiye edilebilir.

31. Kaynak Bazlı Ekonomide Kararları Kim Verecek?

Kimse vermeyecek. Dünyanın taşıma kapasitesine göre ve daha yeni teknolojilerin ortaya konmasıyla kararlar alınacaktır. Bütün endüstriyel ve fiziksel komplekslerde bulunacak elektronik sensörler yardımıyla bilgisayarlar bize bu bilgiyi sağlayabilir.

32. Dünya Üzerindeki Herkesin Hakkı Olan “Yüksek Standartlı Yaşam” Üzerine Ne Düşüyorsunuz? Ve Buna Karar Veren Kim Olacak?

Kaynak bazlı ekonomide günümüzde yaşadığımız eksikliklerin çoğu teknolojik yaratıcılık ve israfın azaltılması yoluyla kolayca giderilebilir. Örneğin, su kıtlığının olduğu yerlerde bir çeşit buharlaştırıp yoğunlaştırma yöntemi kullanılabilir. Denizden karaya kanallar inşa edip bu kanallar transparan kaplamalarla örtebiliriz. Bu sistem, suyun buharlaştırma yoluyla tuzdan arındırılması için kullanılabilir. Yalnızca Florida eyaletinde 100 cm2’de 50 watt’a varan enerji elde edilebilir ki günümüzde bu enerji güneş ısı yoğunlaştırıcıları tarafından sağlanamamaktadır. Yeni şehirlerdeki bütün anayollar, park yerleri ve çatı yüzeyleri, fosil yakıtları kullanmadan halkın bütün ihtiyaçları için suyun ısıtılması amacıyla kullanılabilir. Yalnızca jeotermal enerjiyi (yerkürenin doğal ısısı) kullanarak, tüm dünya halklarının ihtiyacını önümüzdeki bin yıl boyunca karşılanabilir ancak bu enerji türü nispeten daha az kullanılmaktadır. Ayrıca dalga ve rüzgar enerjileri, ısı yoğunlaştırıcıları ve henüz kullanılmayan pek çok kaynak daha mevcuttur. Bilim henüz, yeryüzündeki bütün insanların yararı adına bolluk üretmeyi görev edinmemiştir.

Yüksek standartlı bir yaşam, toplumun bütün bireyleri için tıbbi yardım, eğitim, yiyecek, giyecek, barınma, eğlence, serbest zaman aktiviteleri ve daha fazlası gibi hayatın sürdürülebilmesi için gerekli koşullara ulaşabilmesi demektir. Tümüyle ortadan kaldırılana kadar çalışma saatleri önemli ölçüde azaltılabilir. Planlı eskitme ve aynı ürünün pek çok farklı üretici tarafından çoğaltılması ortadan kaldırılarak ve reklamcılık, satış, avukatlar, ticaretle uğraşanlar, bankacılar ve üretim dışı mesleklerle uğraşanlara olan ihtiyacın üstesinden gelindiğinde bütün insanlar için çok daha fazla mal ve hizmet sağlayabiliriz. Günümüz orta sınıfı geçmişin bütün krallarından daha iyi yaşamaktadır. Kaynak bazlı ekonomide, bilim ve yenilikçi teknolojinin genel eğilimi herkesin için daha yüksek yaşam standardı oluşturulmasına yönlendirildiği zaman, hayat tarzlarımız günümüzde hayal edilen her şeyin üstesinden gelinmesini sağlayabilir.

33. Venüs Projesi Ütopik bir Toplum Mu?

Venüs projesi ütopik bir fikir değildir. Biz, hatalı bir kavram olan ütopik topluma inanmıyoruz. Böyle bir şey yok. Toplumlar her zaman bir geçiş halindedirler. Biz, çoğu problemimizin sebebini işaret eden alternatif bir yön öneriyoruz. İnsan ve teknolojik başarı için bir son sınırdan bahsedemeyiz – her zaman değişime maruz kalacaklar. Çevreyi koruyan ve insan hayatını iyileştirecek değişiklikleri başarmış bir toplum tasarlayabilsek bile hala yeni bir aşamanın başlangıcında duruyor olacağız.

34. Zengin ve Güçlü Kesim Karşı Çıkmayacak Mı?

Pek çok durumda zengin ve güçlü kesimin böyle bir topluma karşı çıkacağı hakkında söylenenler doğrudur, ancak eğer onlar endüstrilerinde otomasyonu kullanmaya devam ederlerse, ki rekabet etmek için kullanmak zorundalar, milyonlarca insan makinalarla yer değiştirecektir. Bu yalnızca montaj hattı işçilerini değil, onların yanında doktorları, mühendisleri, mimarları ve diğerlerini de kapsar. Bu insanlar satın alma güçlerini kaybettikçe, onlara bağımlı olan endüstriler işlevlerini yitirecektir. Bu da bu köhne paraya dayalı sistemin sonunu getirecektir. Onlara endüstrilerini sonlandırmalarını söylemek anlamsızdır; açgözlülükleri zaten sonunda onları işlevsiz hale getirecektir.

Ancak dünyadaki tüm kaynakların yeryüzündeki insanların ortak mirası olarak korunduğu bir dünyada bilim ve teknoloji insan yararı için kullanıldığı zaman yeryüzünde akıllı bir yaşamdan gerçekten söz edilebilir.

http://www.zeitgeisthareketi.net/jml/index.php?option=com_content&view=category&id=47&Itemid=195
Back to top Go down
http://serxwebun.forumieren.com
 
Zeitgeist Hareketi - Sorular-Cevaplar
Back to top 
Page 1 of 1
 Similar topics
-
» SSS bölümüne Kendi Sorularınızı ve Cevaplarınızı Eklemek
» PORTAL HAKKINDA SORULAR
» Sıkça Sorulan Sorular Talosu
» Üyelik Soruları ( konu değiştirdim )
» Domain Alanı Hakkındaki Sorularım

Permissions in this forum:You cannot reply to topics in this forum
 :: Bixêr û bi Ehla! * Welcome! * Hos Geldiniz! :: Zanistî û Teknolojî | Bilim ve Teknoloji-
Jump to: